Antik Çağdan Günümüze Orduda Nüfus

Stok Kodu:
9786255527547
Boyut:
16x20
Sayfa Sayısı:
309
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2026-01
Kapak Türü:
Ciltsiz
Kağıt Türü:
2. Hamur
%22 indirimli
650,00TL
507,00TL
Taksitli fiyat: 12 x 53,24TL
Temin süresi 7 gündür.
9786255527547
913409
Antik Çağdan Günümüze Orduda Nüfus
Antik Çağdan Günümüze Orduda Nüfus
507.00

 Yeryüzünün en fazla nüfus hareketliliğine maruz kalan coğrafyalardan biri de Küçük Asya yani Anadolu’dur. Bu coğrafyanın her bir noktasında kurulan irili ufaklı tüm kentler, az çok bu hareketlilikten nasibini almıştır. Deniz ve nehir kıyısında inşa edilen kentlerin tarihi ise daha ziyade su ve deniz yolları, kısmen de kara yolları üzerinden yaşanan göçlerle suret bulmuştur. Bu bağlamda önemli göçlere sahne olan Ordu ve havalisinin yerleşimleri ikili yerleşim birimleri şeklinde form bulmuştur. Samsun’dan Batum’a kadar uzanan kıyı yerleşimleri, kıyı boyunca uzanan korunaklı koylar üzerinde kümeleşmiş yerleşim birimlerine dönüşürken, hayvancılığın ön plana çıktığı platolar/yaylalar ve yamaçlarında ise irili-ufaklı köy ve kasabalar ortaya çıkmıştır. Kıyı ve platolar arasında vadi boyunca uzanan yerleşim birimleri yaz/yayla ve kış/yamaç ve ova arasında mobilize bir yaşam sunduğu için daha ziyade Türk nüfus ve köyleri bu kesimlerde hayat bulmuştur. Kıyı ve yakın hinterlandı ise denizcilikte tecrübe kazanmış olan Rumlar, Lazlar, kısmen Kafkas kıyı kavimleri ise yerleşime olanak sunan elverişli koylar ve etrafında yoğunlaşmış, çoğunlukla ticaret ve balıkçılıkla iştigal etmişlerdir.

Mekanlar üzerinde yaşayan toplumlarla bütünleştikçe isim ve hayat bulur. Bu bağlamda pek de uzun olmayan bir süre zarfında bölgeye hâkim olan Pont kavimleri ve sonrasında Rumlar tarafından Pontus Alpleri olarak adlandıran ve Batı literatürüne giren Doğu Karadeniz Dağları’nın sekiz asırdan bu yana sahipleri olan Çepni Türklerine izafeten Çepni Dağları şeklinde fiziki coğrafya terminolojisine girmesi yerinde bir isimlendirme olacaktır. Zira Ordu ve havalisinde en fazla hüküm süren kavim Türk ulusudur. XI. yüzyıldan itibaren bölgedeki hâkimiyetini tahkim kılan Türk nüfuzu XIX. yüzyılda bir yandan Rus, diğer yandan Batılı güçlerin etkisi ile kırılma yaşamıştır.

Geleneksel devlet umdesinin nirvanası şüphesiz sınırsız sayıda anasıra vatan olabilecek genişlikte toraklara sahip büyük bir imparatorluğa kavuşmaktır. İmparatorluğun nüfuz ve azametinin göstergesiyse geniş bir coğrafya üzerinde yaşayan muhtelif milletleri olabildiğince ahenk içinde bir arada yaşatabilmektir. Sasani ve Roma’dan Türk Devletleri’ne tevarüs eden bu miras, Türk-İslam yorumuyla daha da gelişmiş, envai renklere ahenk içinde yaşama imkânı sunmuştur. “İnsanlar, hak bakımından özgür ve eşit doğar ve yaşarlar” ilkesinin ulusların özgürlüğüne teşmil edilmesiyle neticelenen Fransız İhtilali düşünce akımı, eski çağlardan bu yana süregelen kadim imparatorluklar için sonun, serbest piyasa ekonomisi hükümranlığının ise önemli bir başlangıcı oldu. Hâlbuki aynı bildirgenin diğer bir maddesinde: “Özgürlük başkalarına zarar vermeden istediğini yapabilmektir” ibaresi yer alsa da devrim evvela terör evresiyle (époque de terreur) çocuklarını yemeye başlamış, fikri ve siyasi genişlemesi ise çok uluslu ve ahenk içinde yaşama alışkanlığına sahip imparatorluk toplumlarını ayrışmaya itmiştir. Ulusları hür yaşamaya davet eden bu doktrin, düvel-i muazzama beyninde yaşayan mikro ölçekli uluslar için asimilasyon, sürgün ve mübadele anlamına gelirken; nüfuzunu kaybetmiş Osmanlı İmparatorluğu için isyanlar, çatışma, terörizm ve Şark Meselesi’ne evrilecek müdahalelerle dolu bir sürece dönüşmüştür. Birey ve toplumların sert yönlerinin mozaik bir atmosferde yumuşadığı çok unsurlu ve kültürlü yaşam şekli ve uyum süreci, yerini sertliklere ve ayrışmaya bıraktı. Bu ayrışma sürecinin en derin izlerinin görüldüğü coğrafyalardan biri de Karadeniz Bölgesi’dir. Bir yandan modern dünya finansal sisteminin etkisi altında Batı sermayesiyle gelişen ve entegre olmaya başlayan kentler, diğer yandan küçülen Osmanlı topraklarına akın akın göç eden ve göçe zorlanan mütebaki İslam toplulukları kentlerin nüfus ve demografik yapısını derinden etkilemiştir. Uluslararası ticaretten beslenen gayrimüslimler ve kentlerin yabancı tüccar sakinleri ve misyonerleri, Ordu ve çevresindeki liman kent merkezlerinin nüfus ve ekonomilerinde baskın rol oynarken Kafkas, Rumeli ve Kırım coğrafyasından yapılan mülteci göçleri, denize paralel uzanan dağların vadi boylarını, yamaçlarını ve yaylalarını şenlendirmekte ve şekillendirmekteydi. Gayrimüslimlerin tedricen ihtilal fikriyatına sarılmaları ve anarşizme evrilmeleri, mültecilerin ise yerel ahali ile uyumsuzluk ve çatışması, dahası yerel yönetimlerin merkezi otoritenin yetersiz kalması gibi dinamikler kentlerin yapısını ve demografisini derinden etkilemiştir.

Elinizdeki bu kıymetli eser Ordu Üniversitesi ve Ordu Büyükşehir Belediyesi’nin teşvik ve sponsorluğu üniversite-kent buluşmasıyla hayat bulmuş önemli bir kültür envanteridir. Bu Akademik çalışma, kent tarihi araştırmalarının genel çerçevesinden hareketle, kentsel süreçleri anlamanın en kritik bileşenlerinden biri olan nüfus dinamiklerinin incelenmesine odaklanmıştır. “Antikçağ’dan Günümüze Ordu’da Nüfus” başlıklı eser, nüfus verilerinin sadece demografik bir sayı olmanın ötesinde, kentin toplumsal, ekonomik ve mekânsal dönüşümlerinin somut bir göstergesi olduğu kabulünden yola çıkan sahasında uzman birbirinden değerli akademisyenler tarafından hazırlanmıştır. Eser muhteva olarak Antikçağ Ordusu Nüfusunu ele alan 2 adet, Ortaçağ Ordusunu ele alan 2 adet, Yeniçağ Ordusu’nu elen alan 3 adet makaleden oluşurken, eserdeki çalışmaların 8’i yani çoğunluğu, Ordu kent tarihinin gelişimine paralel olarak XIX. yüzyıl ve Cumhuriyet’in ilk dönemlerindeki nüfus hareketliliğini konu almaktadır. Ordu kent tarihi hakkında 15-20 yıl öncesine kadar sadece bir-kaç akademik çalışmanın olduğu, üniversite-kent bütünleşmesinden sonra ise kısa sürede ortaya çıkan bu ve benzeri eserlerin kent tarihi külliyatı ve kentin kültürel envanterine sunduğu katkı göz önünde bulundurulursa, iş birlikteliklerden doğan bu ve benzeri çalışmaların ne derece kıymetli olduğu ortaya çıkacaktır. Bu bağlamda çalışmada emeği geçen tüm kıymetli hocalarımıza şükranlarımızı sunuyoruz.  

Ordu’nun nüfus hareketliliğinin titizlikle ortaya çıkarılması, kentin tarihsel süreçte yaşadığı göç dalgalarını, kentleşme oranlarını ve ekonomik değişimlerin demografiye yansımalarını derinlemesine analiz etme imkânı sunar. Geçmişteki nüfus eğilimlerinin anlaşılması, bugün karşılaşılan kentsel planlama, altyapı yetersizlikleri ve kaynak dağılımı gibi mevcut sorunların kökenlerini ve değişim sürecindeki faktörleri görmemizi sağlayarak, geleceğe yönelik sürdürülebilir politikaların bilimsel bir temele oturtulmasına yardımcı olur. Kent tarihini ve nüfus değişimini incelemek, geçmişi pasif bir şekilde kaydetmek değildir, aynı zamanda Ordu’nun gelecekteki sosyo-ekonomik yol haritasını bilinçli bir suretle şekillendirmek için atılan entelektüel bir adımdır.

 Yeryüzünün en fazla nüfus hareketliliğine maruz kalan coğrafyalardan biri de Küçük Asya yani Anadolu’dur. Bu coğrafyanın her bir noktasında kurulan irili ufaklı tüm kentler, az çok bu hareketlilikten nasibini almıştır. Deniz ve nehir kıyısında inşa edilen kentlerin tarihi ise daha ziyade su ve deniz yolları, kısmen de kara yolları üzerinden yaşanan göçlerle suret bulmuştur. Bu bağlamda önemli göçlere sahne olan Ordu ve havalisinin yerleşimleri ikili yerleşim birimleri şeklinde form bulmuştur. Samsun’dan Batum’a kadar uzanan kıyı yerleşimleri, kıyı boyunca uzanan korunaklı koylar üzerinde kümeleşmiş yerleşim birimlerine dönüşürken, hayvancılığın ön plana çıktığı platolar/yaylalar ve yamaçlarında ise irili-ufaklı köy ve kasabalar ortaya çıkmıştır. Kıyı ve platolar arasında vadi boyunca uzanan yerleşim birimleri yaz/yayla ve kış/yamaç ve ova arasında mobilize bir yaşam sunduğu için daha ziyade Türk nüfus ve köyleri bu kesimlerde hayat bulmuştur. Kıyı ve yakın hinterlandı ise denizcilikte tecrübe kazanmış olan Rumlar, Lazlar, kısmen Kafkas kıyı kavimleri ise yerleşime olanak sunan elverişli koylar ve etrafında yoğunlaşmış, çoğunlukla ticaret ve balıkçılıkla iştigal etmişlerdir.

Mekanlar üzerinde yaşayan toplumlarla bütünleştikçe isim ve hayat bulur. Bu bağlamda pek de uzun olmayan bir süre zarfında bölgeye hâkim olan Pont kavimleri ve sonrasında Rumlar tarafından Pontus Alpleri olarak adlandıran ve Batı literatürüne giren Doğu Karadeniz Dağları’nın sekiz asırdan bu yana sahipleri olan Çepni Türklerine izafeten Çepni Dağları şeklinde fiziki coğrafya terminolojisine girmesi yerinde bir isimlendirme olacaktır. Zira Ordu ve havalisinde en fazla hüküm süren kavim Türk ulusudur. XI. yüzyıldan itibaren bölgedeki hâkimiyetini tahkim kılan Türk nüfuzu XIX. yüzyılda bir yandan Rus, diğer yandan Batılı güçlerin etkisi ile kırılma yaşamıştır.

Geleneksel devlet umdesinin nirvanası şüphesiz sınırsız sayıda anasıra vatan olabilecek genişlikte toraklara sahip büyük bir imparatorluğa kavuşmaktır. İmparatorluğun nüfuz ve azametinin göstergesiyse geniş bir coğrafya üzerinde yaşayan muhtelif milletleri olabildiğince ahenk içinde bir arada yaşatabilmektir. Sasani ve Roma’dan Türk Devletleri’ne tevarüs eden bu miras, Türk-İslam yorumuyla daha da gelişmiş, envai renklere ahenk içinde yaşama imkânı sunmuştur. “İnsanlar, hak bakımından özgür ve eşit doğar ve yaşarlar” ilkesinin ulusların özgürlüğüne teşmil edilmesiyle neticelenen Fransız İhtilali düşünce akımı, eski çağlardan bu yana süregelen kadim imparatorluklar için sonun, serbest piyasa ekonomisi hükümranlığının ise önemli bir başlangıcı oldu. Hâlbuki aynı bildirgenin diğer bir maddesinde: “Özgürlük başkalarına zarar vermeden istediğini yapabilmektir” ibaresi yer alsa da devrim evvela terör evresiyle (époque de terreur) çocuklarını yemeye başlamış, fikri ve siyasi genişlemesi ise çok uluslu ve ahenk içinde yaşama alışkanlığına sahip imparatorluk toplumlarını ayrışmaya itmiştir. Ulusları hür yaşamaya davet eden bu doktrin, düvel-i muazzama beyninde yaşayan mikro ölçekli uluslar için asimilasyon, sürgün ve mübadele anlamına gelirken; nüfuzunu kaybetmiş Osmanlı İmparatorluğu için isyanlar, çatışma, terörizm ve Şark Meselesi’ne evrilecek müdahalelerle dolu bir sürece dönüşmüştür. Birey ve toplumların sert yönlerinin mozaik bir atmosferde yumuşadığı çok unsurlu ve kültürlü yaşam şekli ve uyum süreci, yerini sertliklere ve ayrışmaya bıraktı. Bu ayrışma sürecinin en derin izlerinin görüldüğü coğrafyalardan biri de Karadeniz Bölgesi’dir. Bir yandan modern dünya finansal sisteminin etkisi altında Batı sermayesiyle gelişen ve entegre olmaya başlayan kentler, diğer yandan küçülen Osmanlı topraklarına akın akın göç eden ve göçe zorlanan mütebaki İslam toplulukları kentlerin nüfus ve demografik yapısını derinden etkilemiştir. Uluslararası ticaretten beslenen gayrimüslimler ve kentlerin yabancı tüccar sakinleri ve misyonerleri, Ordu ve çevresindeki liman kent merkezlerinin nüfus ve ekonomilerinde baskın rol oynarken Kafkas, Rumeli ve Kırım coğrafyasından yapılan mülteci göçleri, denize paralel uzanan dağların vadi boylarını, yamaçlarını ve yaylalarını şenlendirmekte ve şekillendirmekteydi. Gayrimüslimlerin tedricen ihtilal fikriyatına sarılmaları ve anarşizme evrilmeleri, mültecilerin ise yerel ahali ile uyumsuzluk ve çatışması, dahası yerel yönetimlerin merkezi otoritenin yetersiz kalması gibi dinamikler kentlerin yapısını ve demografisini derinden etkilemiştir.

Elinizdeki bu kıymetli eser Ordu Üniversitesi ve Ordu Büyükşehir Belediyesi’nin teşvik ve sponsorluğu üniversite-kent buluşmasıyla hayat bulmuş önemli bir kültür envanteridir. Bu Akademik çalışma, kent tarihi araştırmalarının genel çerçevesinden hareketle, kentsel süreçleri anlamanın en kritik bileşenlerinden biri olan nüfus dinamiklerinin incelenmesine odaklanmıştır. “Antikçağ’dan Günümüze Ordu’da Nüfus” başlıklı eser, nüfus verilerinin sadece demografik bir sayı olmanın ötesinde, kentin toplumsal, ekonomik ve mekânsal dönüşümlerinin somut bir göstergesi olduğu kabulünden yola çıkan sahasında uzman birbirinden değerli akademisyenler tarafından hazırlanmıştır. Eser muhteva olarak Antikçağ Ordusu Nüfusunu ele alan 2 adet, Ortaçağ Ordusunu ele alan 2 adet, Yeniçağ Ordusu’nu elen alan 3 adet makaleden oluşurken, eserdeki çalışmaların 8’i yani çoğunluğu, Ordu kent tarihinin gelişimine paralel olarak XIX. yüzyıl ve Cumhuriyet’in ilk dönemlerindeki nüfus hareketliliğini konu almaktadır. Ordu kent tarihi hakkında 15-20 yıl öncesine kadar sadece bir-kaç akademik çalışmanın olduğu, üniversite-kent bütünleşmesinden sonra ise kısa sürede ortaya çıkan bu ve benzeri eserlerin kent tarihi külliyatı ve kentin kültürel envanterine sunduğu katkı göz önünde bulundurulursa, iş birlikteliklerden doğan bu ve benzeri çalışmaların ne derece kıymetli olduğu ortaya çıkacaktır. Bu bağlamda çalışmada emeği geçen tüm kıymetli hocalarımıza şükranlarımızı sunuyoruz.  

Ordu’nun nüfus hareketliliğinin titizlikle ortaya çıkarılması, kentin tarihsel süreçte yaşadığı göç dalgalarını, kentleşme oranlarını ve ekonomik değişimlerin demografiye yansımalarını derinlemesine analiz etme imkânı sunar. Geçmişteki nüfus eğilimlerinin anlaşılması, bugün karşılaşılan kentsel planlama, altyapı yetersizlikleri ve kaynak dağılımı gibi mevcut sorunların kökenlerini ve değişim sürecindeki faktörleri görmemizi sağlayarak, geleceğe yönelik sürdürülebilir politikaların bilimsel bir temele oturtulmasına yardımcı olur. Kent tarihini ve nüfus değişimini incelemek, geçmişi pasif bir şekilde kaydetmek değildir, aynı zamanda Ordu’nun gelecekteki sosyo-ekonomik yol haritasını bilinçli bir suretle şekillendirmek için atılan entelektüel bir adımdır.

Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Tüm Kartlar
Taksit Sayısı Taksit tutarı Genel Toplam
Tek Çekim 507,00    507,00   
2 271,25    542,49   
3 184,21    552,63   
6 97,18    583,05   
9 67,60    608,40   
12 53,24    638,82   
Kapat