Filoloji Temel Alan Yazıları

Stok Kodu:
9786255527509
Boyut:
16x24
Sayfa Sayısı:
330
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2025-12
Kapak Türü:
Ciltsiz
Kağıt Türü:
1. Hamur
Kategori:
%22 indirimli
500,00TL
390,00TL
Taksitli fiyat: 12 x 40,95TL
Temin süresi 7 gündür.
9786255527509
915631
Filoloji Temel Alan Yazıları
Filoloji Temel Alan Yazıları
390.00

Filoloji, insanın düşünce ve kültür evrenini inşa eden en temel yapı olan dili, metinlerarası ve bağlamsal derinliğiyle inceleyen, kadim bir bilim dalıdır. Elinizdeki bu eser, farklı dil sahalarından seçilmiş on altı özgün çalışmayı bir araya getirerek, Türkçenin yanı sıra İngiliz, Rus, Fars ve Arap dillerindeki metin ve söylem pratiklerinin derinlemesine analizini sunmaktadır. Toplamda on çalışmanın Türk dili alanına ait olması, alanımızın güncel kuramsal yaklaşımlara adaptasyon gücünü gösterirken; Arap dilinden iki, Fars dilinden iki ve İngiliz dilinden bir çalışma ile bu sentezin evrensel filoloji hedefleri doğrultusunda genişletildiğini teyit etmektedir.
Bu çalışmadan çıkarılabilecek en önemli sonuç, dilin, yalnızca bir iletişim aracı olmanın ötesinde, kültürel hafızayı, ideolojik çatışmaları ve bireysel travmayı kodlayan esas mekanizma olduğudur. Çalışmalar, metinlerin yüzeyindeki anlamın ardında yatan sentaktik ve morfolojik yapıların, konuşucunun ya da yazarın niyetini nasıl belirlediğini ortaya koyar. Örneğin, Mehmet Âkif Ersoy’un şiirinde hâl kategorilerinin incelenmesi, dil bilgisel yapıların duygusal ve manevi değerleri somutlaştırmadaki işlevini gösterirken 33 hâl kategorisinden oluşan sınıflandırmanın metin çözümlemesine uygulanmasıyla dilin anlam kurucu gücünün karmaşıklığı vurgulanır. Benzer şekilde, Eski Uygur Türkçesine ait Huastuanift metnindeki önvarsayımların analizi, dildeki "en az çaba yasası" uyarınca, inanan topluluğun önbilgisine dayanarak metnin anlamını nasıl derinleştirdiğini ve Maniheist Uygurların değer yargılarını nasıl kodladığını ispatlar.
Edebi ve kültürel metinler bağlamında ise, kolektif ve bireysel dönüşüm süreçlerinin nasıl şekillendiği dikkat çekicidir. Şehrnûş Parsîpûr’un romanında kadın öznenin inşası, patriyarkal düzenin baskılarına karşı direniş biçimlerini ve dönüşüm arayışlarını merkeze alarak edebiyatın toplumsal sınırları aşan alternatif yaşam tasavvurları oluşturmadaki gücünü kanıtlar. Öte yandan, Holokost travmasının masallar aracılığıyla kuşaklararası aktarımı üzerine yapılan analiz, Marianne Hirsch’in “post-hafıza” kavramını somutlaştırarak büyük acıların söze dökülemeyen kısımlarının edebi dille, dolaylı ve döngüsel biçimde nasıl aktarıldığını gösterir.
Ayrıca bu çalışmalar, edebiyat kanonunun ve otoritesinin tesis edilme biçimlerine ışık tutar. Faruk Nafiz Çamlıbel’in Yahya Kemal’e yazdığı mektupların incelenmesi, Cumhuriyet dönemi şiirinde estetik sürekliliğin ve usta-çırak ilişkisi üzerinden kurulan otoritenin yazılı tanıklığını sunarken, Yaşar Nabi Nayır’ın tiyatroculuğu hakkındaki çalışma, erken Cumhuriyet ideolojisinin tiyatroyu "halk mektebi" işleviyle nasıl güdümlü bir araç olarak kullandığını ve tipolojik karakterler üzerinden toplumsal aydınlanma misyonunu nasıl üstlendiğini ortaya koyar.
Son olarak, farklı türlerin (polisiye, postmodern roman, kıssa) kuramsal incelenmesi, metinlerin değişen estetik ve etik kaygılarla nasıl dönüştüğünü gösterir. Selim Nüzhet Gerçek’in erken dönem polisiye hikâyesindeki toplumsal önyargıları altüst eden kurgu, popüler türün yerlileşme ve toplumsal eleştiri aracı olma potansiyelini sergiler. Kur’ân’daki Hz. Mûsâ (as.) kıssasının en-Neml ve el-Kasas sûrelerinde incelenmesi ise, aynı kıssanın farklı sentaktik yapılarla (korku atmosferi vs. vakar) yeniden inşa edilerek nasıl iç metinlerarasılık yoluyla anlamsal derinlik kazandığını bilimsel olarak ortaya koyar. Rusça ve Türkçe dil bilgisindeki bağlaçlı birleşik cümlelerin kullanımlarını karşılaştırmalı bir analizle ele alarak, bu dil bilimsel yapıların işlevlerini ve etkilerini gözlemlemeyi hedefler. Netice itibarıyla, bu on altı filoloji çalışması, metinlerin salt içeriğini değil, anlamın, gücün ve hafızanın dilin en ince yapıtaşlarında nasıl saklandığını ve açığa çıktığını göstermektedir. Filolojinin görevi, bu görünmez kodları çözerek, okuyucuya farklı kültür ve zaman dilimlerindeki insanlık deneyiminin çok katmanlılığını sunmaktır. Bu eser, bu görevi başarıyla yerine getiren değerli bir katkıdır.

Filoloji, insanın düşünce ve kültür evrenini inşa eden en temel yapı olan dili, metinlerarası ve bağlamsal derinliğiyle inceleyen, kadim bir bilim dalıdır. Elinizdeki bu eser, farklı dil sahalarından seçilmiş on altı özgün çalışmayı bir araya getirerek, Türkçenin yanı sıra İngiliz, Rus, Fars ve Arap dillerindeki metin ve söylem pratiklerinin derinlemesine analizini sunmaktadır. Toplamda on çalışmanın Türk dili alanına ait olması, alanımızın güncel kuramsal yaklaşımlara adaptasyon gücünü gösterirken; Arap dilinden iki, Fars dilinden iki ve İngiliz dilinden bir çalışma ile bu sentezin evrensel filoloji hedefleri doğrultusunda genişletildiğini teyit etmektedir.
Bu çalışmadan çıkarılabilecek en önemli sonuç, dilin, yalnızca bir iletişim aracı olmanın ötesinde, kültürel hafızayı, ideolojik çatışmaları ve bireysel travmayı kodlayan esas mekanizma olduğudur. Çalışmalar, metinlerin yüzeyindeki anlamın ardında yatan sentaktik ve morfolojik yapıların, konuşucunun ya da yazarın niyetini nasıl belirlediğini ortaya koyar. Örneğin, Mehmet Âkif Ersoy’un şiirinde hâl kategorilerinin incelenmesi, dil bilgisel yapıların duygusal ve manevi değerleri somutlaştırmadaki işlevini gösterirken 33 hâl kategorisinden oluşan sınıflandırmanın metin çözümlemesine uygulanmasıyla dilin anlam kurucu gücünün karmaşıklığı vurgulanır. Benzer şekilde, Eski Uygur Türkçesine ait Huastuanift metnindeki önvarsayımların analizi, dildeki "en az çaba yasası" uyarınca, inanan topluluğun önbilgisine dayanarak metnin anlamını nasıl derinleştirdiğini ve Maniheist Uygurların değer yargılarını nasıl kodladığını ispatlar.
Edebi ve kültürel metinler bağlamında ise, kolektif ve bireysel dönüşüm süreçlerinin nasıl şekillendiği dikkat çekicidir. Şehrnûş Parsîpûr’un romanında kadın öznenin inşası, patriyarkal düzenin baskılarına karşı direniş biçimlerini ve dönüşüm arayışlarını merkeze alarak edebiyatın toplumsal sınırları aşan alternatif yaşam tasavvurları oluşturmadaki gücünü kanıtlar. Öte yandan, Holokost travmasının masallar aracılığıyla kuşaklararası aktarımı üzerine yapılan analiz, Marianne Hirsch’in “post-hafıza” kavramını somutlaştırarak büyük acıların söze dökülemeyen kısımlarının edebi dille, dolaylı ve döngüsel biçimde nasıl aktarıldığını gösterir.
Ayrıca bu çalışmalar, edebiyat kanonunun ve otoritesinin tesis edilme biçimlerine ışık tutar. Faruk Nafiz Çamlıbel’in Yahya Kemal’e yazdığı mektupların incelenmesi, Cumhuriyet dönemi şiirinde estetik sürekliliğin ve usta-çırak ilişkisi üzerinden kurulan otoritenin yazılı tanıklığını sunarken, Yaşar Nabi Nayır’ın tiyatroculuğu hakkındaki çalışma, erken Cumhuriyet ideolojisinin tiyatroyu "halk mektebi" işleviyle nasıl güdümlü bir araç olarak kullandığını ve tipolojik karakterler üzerinden toplumsal aydınlanma misyonunu nasıl üstlendiğini ortaya koyar.
Son olarak, farklı türlerin (polisiye, postmodern roman, kıssa) kuramsal incelenmesi, metinlerin değişen estetik ve etik kaygılarla nasıl dönüştüğünü gösterir. Selim Nüzhet Gerçek’in erken dönem polisiye hikâyesindeki toplumsal önyargıları altüst eden kurgu, popüler türün yerlileşme ve toplumsal eleştiri aracı olma potansiyelini sergiler. Kur’ân’daki Hz. Mûsâ (as.) kıssasının en-Neml ve el-Kasas sûrelerinde incelenmesi ise, aynı kıssanın farklı sentaktik yapılarla (korku atmosferi vs. vakar) yeniden inşa edilerek nasıl iç metinlerarasılık yoluyla anlamsal derinlik kazandığını bilimsel olarak ortaya koyar. Rusça ve Türkçe dil bilgisindeki bağlaçlı birleşik cümlelerin kullanımlarını karşılaştırmalı bir analizle ele alarak, bu dil bilimsel yapıların işlevlerini ve etkilerini gözlemlemeyi hedefler. Netice itibarıyla, bu on altı filoloji çalışması, metinlerin salt içeriğini değil, anlamın, gücün ve hafızanın dilin en ince yapıtaşlarında nasıl saklandığını ve açığa çıktığını göstermektedir. Filolojinin görevi, bu görünmez kodları çözerek, okuyucuya farklı kültür ve zaman dilimlerindeki insanlık deneyiminin çok katmanlılığını sunmaktır. Bu eser, bu görevi başarıyla yerine getiren değerli bir katkıdır.

Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Tüm Kartlar
Taksit Sayısı Taksit tutarı Genel Toplam
Tek Çekim 390,00    390,00   
2 208,65    417,30   
3 141,70    425,10   
6 74,75    448,50   
9 52,00    468,00   
12 40,95    491,40   
Kapat