Karaçay-Malkar Türklerinin Uvçu Biynöger destanı
ile Kırgız Türklerinin Kococaş destanı
Apsatı Biynöger’i Gözlüyor
Yaşlıların adını andıkları o vakitte, Apsatı da dağda idi. Caynaşhı’nın biraz yukarısındaki Karça Kale’nin üst taraflarındaydı. Aklında, o hiç sevmediği Biynöger vardı. Sık sık geyikleri sayıyor, sayılarının günden güne eksilmekte olduğunu görerek üzülüyordu. “Ne yaparım da bu zalim avcıyı durdurabilirim?” diye düşünüyordu.
Apsatı, gün boyu uzaklardan sürüyü gözetledi. Akşam olduğunda büyük bir kayanın üzerine çıktı. Oradan, ilerdeki küçük düzlüğe yayılmış geyiklerine baktı. Ay ışığında hepsini tek tek görebiliyordu. Saydı, eksik yoktu, sevindi.
* * *
Ayrılık Zor…
Kococaş çadırlar derilirken, eşyalar toplanıp atlara yüklenirken hep işin içinde oldu. On beş yıldır yaşadığı topraklardan ayrılmak zor geliyordu ona. Tanıdığı ve sevdiği nice insandan ayrılacaktı. Önceleri ağaç dallarından ok ve yay ile kuş avlamış; avladığı kuşları üvey anasına getirip vermişti hep. Eli tüfek tutmaya başladığında da avladığı dağ keçilerini, geyiklerini getirmişti. Babası ne kadar da memnun olurdu bir dağ keçisi veya geyik avlayıp getirdiğinde… Oğlunu, “Kıtay boyunun yiğidi, attığı ok boşa gitmeyen, boyumun en meşhur avcısı balam!” diye severdi.
Karaçay-Malkar Türklerinin Uvçu Biynöger destanı
ile Kırgız Türklerinin Kococaş destanı
Apsatı Biynöger’i Gözlüyor
Yaşlıların adını andıkları o vakitte, Apsatı da dağda idi. Caynaşhı’nın biraz yukarısındaki Karça Kale’nin üst taraflarındaydı. Aklında, o hiç sevmediği Biynöger vardı. Sık sık geyikleri sayıyor, sayılarının günden güne eksilmekte olduğunu görerek üzülüyordu. “Ne yaparım da bu zalim avcıyı durdurabilirim?” diye düşünüyordu.
Apsatı, gün boyu uzaklardan sürüyü gözetledi. Akşam olduğunda büyük bir kayanın üzerine çıktı. Oradan, ilerdeki küçük düzlüğe yayılmış geyiklerine baktı. Ay ışığında hepsini tek tek görebiliyordu. Saydı, eksik yoktu, sevindi.
* * *
Ayrılık Zor…
Kococaş çadırlar derilirken, eşyalar toplanıp atlara yüklenirken hep işin içinde oldu. On beş yıldır yaşadığı topraklardan ayrılmak zor geliyordu ona. Tanıdığı ve sevdiği nice insandan ayrılacaktı. Önceleri ağaç dallarından ok ve yay ile kuş avlamış; avladığı kuşları üvey anasına getirip vermişti hep. Eli tüfek tutmaya başladığında da avladığı dağ keçilerini, geyiklerini getirmişti. Babası ne kadar da memnun olurdu bir dağ keçisi veya geyik avlayıp getirdiğinde… Oğlunu, “Kıtay boyunun yiğidi, attığı ok boşa gitmeyen, boyumun en meşhur avcısı balam!” diye severdi.
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 127,50 | 127,50 |
| 2 | 68,21 | 136,43 |
| 3 | 46,33 | 138,98 |
| 6 | 24,44 | 146,63 |
| 9 | 17,00 | 153,00 |
| 12 | 13,39 | 160,65 |