Üç bin yıl önce bir çoban, Beytüllahim’in ovalarında lirini eline aldı; sonra kral oldu, sonra peygamber oldu ama hep çoban-şair kaldı. Hz. Davud’un dilinden insanlığa miras kalan Zebur, dünyanın en eski dua kitabıdır: yüz elli mezmur, yüz elli kalp atışı, yüz elli kez gökyüzüne çevrilmiş bir yüz. Bu sayfalarda korkunun, sevincin, yalnızlığın, şükrün, isyanın ve teslimiyetin ilk sözleri yazılıdır “Çobanım Rab’dir, eksiğim olmaz” diyen güvenden, “Tanrım, Tanrım, beni neden terk ettin?” diyen feryada uzanan insan ruhunun bütün hâli.Kuran-ı Kerim Davud’a “Zebur’u verdik” (Nisâ 163, İsrâ 55) der ve onun sesinin güzelliğini anar; Mevlânâ ney sesinde Davud’un mezmurunu işitir; Yûnus Emre dizelerinde aynı çobanın yankısı vardır. İşitir; Yûnus Emre dizelerinde idir. Bu kitap olmadan Davud’un Mezmurları’nı bilmeden ne Hristiyan ilâhîlerini, ne Süleyman’ın bilgeliğini, ne de Avrupa şiirinin Petrarca’dan Donne’a, Milton’dan Bach’ın kantatlarına kalbini anlayabiliriz.Türk okuru için yabancı bir kitap değil; “davûdî ses” deyiminin geldiği yer, Hz. Süleyman’ın babasının divânı, Hz. Muhammed’in “Davud’un sesinden bir parça” olarak övdüğü Ebû Mûsâ el-Eş’arî’nin tilavetinin kökü. Sesini kaybetmiş bir çağda, hâlâ söylemeyi bilen üç bin yıllık bir kalp. Açtığınız her sayfada bir dua, fısıldadığınız her satırda bir ortak kütüphanenizdeki en lirik ses, en samimi sular.
Üç bin yıl önce bir çoban, Beytüllahim’in ovalarında lirini eline aldı; sonra kral oldu, sonra peygamber oldu ama hep çoban-şair kaldı. Hz. Davud’un dilinden insanlığa miras kalan Zebur, dünyanın en eski dua kitabıdır: yüz elli mezmur, yüz elli kalp atışı, yüz elli kez gökyüzüne çevrilmiş bir yüz. Bu sayfalarda korkunun, sevincin, yalnızlığın, şükrün, isyanın ve teslimiyetin ilk sözleri yazılıdır “Çobanım Rab’dir, eksiğim olmaz” diyen güvenden, “Tanrım, Tanrım, beni neden terk ettin?” diyen feryada uzanan insan ruhunun bütün hâli.Kuran-ı Kerim Davud’a “Zebur’u verdik” (Nisâ 163, İsrâ 55) der ve onun sesinin güzelliğini anar; Mevlânâ ney sesinde Davud’un mezmurunu işitir; Yûnus Emre dizelerinde aynı çobanın yankısı vardır. İşitir; Yûnus Emre dizelerinde idir. Bu kitap olmadan Davud’un Mezmurları’nı bilmeden ne Hristiyan ilâhîlerini, ne Süleyman’ın bilgeliğini, ne de Avrupa şiirinin Petrarca’dan Donne’a, Milton’dan Bach’ın kantatlarına kalbini anlayabiliriz.Türk okuru için yabancı bir kitap değil; “davûdî ses” deyiminin geldiği yer, Hz. Süleyman’ın babasının divânı, Hz. Muhammed’in “Davud’un sesinden bir parça” olarak övdüğü Ebû Mûsâ el-Eş’arî’nin tilavetinin kökü. Sesini kaybetmiş bir çağda, hâlâ söylemeyi bilen üç bin yıllık bir kalp. Açtığınız her sayfada bir dua, fısıldadığınız her satırda bir ortak kütüphanenizdeki en lirik ses, en samimi sular.
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 520,00 | 520,00 |
| 2 | 278,20 | 556,40 |
| 3 | 188,93 | 566,80 |
| 6 | 99,67 | 598,00 |
| 9 | 69,33 | 624,00 |
| 12 | 54,60 | 655,20 |