Ölüm bazen yalnızca bir hayatı sonlandırmaz, bir değeri de beraberinde sarsar. Psikiyatrist Dr. Kâmil Kenan, bir hastasının ardından çöken sessizlikte mesleğinin kavramlarını yeniden sorgular. Teşhis koymak mı, yoksa işaretleri okumak mı? Çünkü her belirti, onu açıklayan cümle kadar, onu örten sessizlikle de biçimlenir; insan ruhu, çoğu zaman kendi kendine bile dolaylı konuşur.
0 günden sonra karşısına çıkan her yüz, sanki başka bir yüzün gölgesidir. Kerem'in aceleci aklı, Havva'nın sessizlikte büyüyen arzusu, Cüneyd'in keskin sezgisi ve Âdem Bey'in derinlerden gelen cümleleri, Kâmilin zihninde aynı soruyu çoğaltır; İnsanın içinde kaç ses konuşur ve hangisi "ben" diye imza atar? Bir defter sayfasının kenarına düşülmüş tek satırlık bir not, yarısı yanmış bir rapor, kilitli bir çekmecede unutulmuş bir kelime... Hepsi aynı yere işaret eder: "Öç Ses" diye fısıldanan yasak bilgiye. Bu bilgi, akıl-arzu-içgüdü üçgeninin bilinmeyenlerini bir harita gibi önüne serer: Akıl mı karar verir, arzu mu sürükler, içgüdü mü belirler? Üç ses, üç yüz, üç maske, üç itiraf... Hangisi gerçektir?
Bazı hakikatler, yalnızca okunan değil, okuyanı da çözen şeylerdir. Kâmil, her bulduğu anahtarla yeni bir kilidin oluştuğunu; her cevabın, satır altına düşülmüş bir not gibi yeni bir soru doğurduğunu görür: Yorumladıkça sorumlu olur, sustukça suç ortaklığına yaklaşır.
Kâmil, "iç bütünlük" dediğimiz şeyin belki de yalnızca ustaca örülmüş bir yalandan ibaret olup olmadığını sorgular. İyilikle kötülük, şehir haritaları gibi üst üste biner; bazen aynı sokağın iki adı vardır ve hangisinin doğru olduğu, hangi yüzünüzle yürüdüğünüze bağlıdır.
Bu roman, size bir hikâye vermekle yetinmez; elinize bir kapının anahtarını tutuşturur. Açmak size kalır. İçeride bulacağınız şey İse sizi rahatlatmayacak; ama sizi olduğunuz gibi de bırakmayacaktır.
Ölüm bazen yalnızca bir hayatı sonlandırmaz, bir değeri de beraberinde sarsar. Psikiyatrist Dr. Kâmil Kenan, bir hastasının ardından çöken sessizlikte mesleğinin kavramlarını yeniden sorgular. Teşhis koymak mı, yoksa işaretleri okumak mı? Çünkü her belirti, onu açıklayan cümle kadar, onu örten sessizlikle de biçimlenir; insan ruhu, çoğu zaman kendi kendine bile dolaylı konuşur.
0 günden sonra karşısına çıkan her yüz, sanki başka bir yüzün gölgesidir. Kerem'in aceleci aklı, Havva'nın sessizlikte büyüyen arzusu, Cüneyd'in keskin sezgisi ve Âdem Bey'in derinlerden gelen cümleleri, Kâmilin zihninde aynı soruyu çoğaltır; İnsanın içinde kaç ses konuşur ve hangisi "ben" diye imza atar? Bir defter sayfasının kenarına düşülmüş tek satırlık bir not, yarısı yanmış bir rapor, kilitli bir çekmecede unutulmuş bir kelime... Hepsi aynı yere işaret eder: "Öç Ses" diye fısıldanan yasak bilgiye. Bu bilgi, akıl-arzu-içgüdü üçgeninin bilinmeyenlerini bir harita gibi önüne serer: Akıl mı karar verir, arzu mu sürükler, içgüdü mü belirler? Üç ses, üç yüz, üç maske, üç itiraf... Hangisi gerçektir?
Bazı hakikatler, yalnızca okunan değil, okuyanı da çözen şeylerdir. Kâmil, her bulduğu anahtarla yeni bir kilidin oluştuğunu; her cevabın, satır altına düşülmüş bir not gibi yeni bir soru doğurduğunu görür: Yorumladıkça sorumlu olur, sustukça suç ortaklığına yaklaşır.
Kâmil, "iç bütünlük" dediğimiz şeyin belki de yalnızca ustaca örülmüş bir yalandan ibaret olup olmadığını sorgular. İyilikle kötülük, şehir haritaları gibi üst üste biner; bazen aynı sokağın iki adı vardır ve hangisinin doğru olduğu, hangi yüzünüzle yürüdüğünüze bağlıdır.
Bu roman, size bir hikâye vermekle yetinmez; elinize bir kapının anahtarını tutuşturur. Açmak size kalır. İçeride bulacağınız şey İse sizi rahatlatmayacak; ama sizi olduğunuz gibi de bırakmayacaktır.
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 273,60 | 273,60 |
| 2 | 146,38 | 292,75 |
| 3 | 99,41 | 298,22 |
| 6 | 52,44 | 314,64 |
| 9 | 36,48 | 328,32 |
| 12 | 28,73 | 344,74 |