Her arşiv bir mezarlıktır: yalnızca kitapları gömen değil, gömenleri de saklayan. Yanmayan arşiv yoktur; yalnızca anlatılmayan yangınlar vardır. Vatikan Arşivi'nde yangınlar hiç kayda geçmezdi.
Vatikan'ın saklı hafızasında bin beş yüz yıl uyuyan bir defter, bu gerçeğin son tanığıdır. Her sayfada tek bir iz: "Anhar". Aramice'de "nehir", Süryanice'de "ışık"; Mandean ve Sabiîgeleneğinde yaşamsal arınmanın kendisi. Kur'an’ın en gizemli suresindeki "Venhar" kelimesinin saklı soyu... Asırlardır üstüne giydirilen anlama razı kalması beklendi. Oysa bir kelime, dayatılan anlama razı olmak zorunda değildir.
Bilmek tehlikelidir; bilmemek daha tehlikeli. Çünkü bilmeyenler tarih boyunca başkalarının iradesiyle şekillenen kullanışlı araçlara dönüştürüldü.
Bu roman, bin beş yüz yıllık bir sorunun izini sürer: İktidar neden her çağda aynı hedefe yönelir? İznik'ten Emevî sarayına, Bağdat'ın hadis odalarından Haçlı günlüklerine, Fatih’in Konstantinopolis'inden 2003 Irak'ının yıkıntılarına... Yöntem değişir; hedef değişmez. Çünkü karşısındaki şey hep aynıdır: tapınağı, yazıyı, hiyerarşiyi ve Tanrı'nın zihinlere hapsedilmesini reddeden; nehri ve akışı kutsal sayan merkezsiz bir gelenek.
Taş, duran şeydir. İktidar taşı sever.
Çünkü sabit olan adlandırılır, kutsallaştırılır, kontrol edilir.
Roma, suyla konuşan hiçbir şeye güvenmezdi.
Çünkü su sınır tanımaz; imparatorluk sınır tanımayanı sevmezdi.
Roma'nın tanrıları taştandı.
Tapınakları taştandı.
Kanunları taştandı.
İktidarı taştandı.
Sertti, ağırdı, yerinden oynamazdı.
Her arşiv bir mezarlıktır: yalnızca kitapları gömen değil, gömenleri de saklayan. Yanmayan arşiv yoktur; yalnızca anlatılmayan yangınlar vardır. Vatikan Arşivi'nde yangınlar hiç kayda geçmezdi.
Vatikan'ın saklı hafızasında bin beş yüz yıl uyuyan bir defter, bu gerçeğin son tanığıdır. Her sayfada tek bir iz: "Anhar". Aramice'de "nehir", Süryanice'de "ışık"; Mandean ve Sabiîgeleneğinde yaşamsal arınmanın kendisi. Kur'an’ın en gizemli suresindeki "Venhar" kelimesinin saklı soyu... Asırlardır üstüne giydirilen anlama razı kalması beklendi. Oysa bir kelime, dayatılan anlama razı olmak zorunda değildir.
Bilmek tehlikelidir; bilmemek daha tehlikeli. Çünkü bilmeyenler tarih boyunca başkalarının iradesiyle şekillenen kullanışlı araçlara dönüştürüldü.
Bu roman, bin beş yüz yıllık bir sorunun izini sürer: İktidar neden her çağda aynı hedefe yönelir? İznik'ten Emevî sarayına, Bağdat'ın hadis odalarından Haçlı günlüklerine, Fatih’in Konstantinopolis'inden 2003 Irak'ının yıkıntılarına... Yöntem değişir; hedef değişmez. Çünkü karşısındaki şey hep aynıdır: tapınağı, yazıyı, hiyerarşiyi ve Tanrı'nın zihinlere hapsedilmesini reddeden; nehri ve akışı kutsal sayan merkezsiz bir gelenek.
Taş, duran şeydir. İktidar taşı sever.
Çünkü sabit olan adlandırılır, kutsallaştırılır, kontrol edilir.
Roma, suyla konuşan hiçbir şeye güvenmezdi.
Çünkü su sınır tanımaz; imparatorluk sınır tanımayanı sevmezdi.
Roma'nın tanrıları taştandı.
Tapınakları taştandı.
Kanunları taştandı.
İktidarı taştandı.
Sertti, ağırdı, yerinden oynamazdı.
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 424,80 | 424,80 |
| 2 | 227,27 | 454,54 |
| 3 | 154,34 | 463,03 |
| 6 | 81,42 | 488,52 |
| 9 | 56,64 | 509,76 |
| 12 | 44,60 | 535,25 |