"Kendi bodrumuna inmeyi göze alamayan, ruhunun çatı katına çıkamaz."
Hayata hep başkalarının izin verdiği o daracık, ışıksız 'yarım pencerelerden' mi bakıyorsunuz? Hiç örülmemiş saçlarınızın kırgınlığını, yutkunup da söyleyemediğiniz kelimelerin ağırlığını ve "elalem ne der" diye ihlal ettirdiğiniz o sessiz sınırların yorgunluğunu daha ne kadar sırtınızda taşıyacaksınız?
Handan Özdemir, Yarım Pencereler ile okuru eşine az rastlanır, cesur ve sarsıcı bir içsel uyanışa davet ediyor.
Yazar, bu kitapta sadece bir hayat hikâyesi anlatmıyor; kendine mahsus o çarpıcı üslubuyla okurun ruhuna doğrudan bir ayna tutuyor. Özdemir'in kalemi; iletişim psikolojisinin o keskin ve analitik tespitlerini, demli bir çay eşliğinde yapılan filtresiz, sıcacık bir dertleşmeye dönüştürüyor. O; pencere önüne park edilen bir minibüsü varoluşsal bir isyana, güneşin altında yıkanan bir halıyı narsistik ilişkilerin acımasızlığına, bedene yüklenen kiloları ise yutulan sessiz çığlıklara bağlarken, hayatın en sıradan anlarının altındaki o derin psikolojik fay hatlarını ustalıkla gün yüzüne çıkarıyor. Bazen ince bir ironiyle isyankâr, bazen de yorgun bir çocuk başını okşayacak kadar şefkatli akan bu satırlar; sahte pozitiflik masallarını yırtıp atarak gerçek şifanın "acıyla yüzleşmekten" geçtiğini haykırıyor.
Bu kitap; toksik ilişkilerin gölgesinden kurtulmak, başkalarının "duygusal süngeri" olmayı bırakmak ve elinden alınan kalemini yeniden geri almak isteyenler için yazıldı.
Kurban rolünü reddedip kendi hikâyenizin başrolüne geçmeye hazır mısınız?
Geçmişin o rutubetli, karanlık bodrum katındaki paslı kilitleri kırıp; gökyüzünün, yıldızların ve kendi özgür iradenizin hüküm sürdüğü o aydınlık Çatı Katına tırmanmanın vakti geldi.
Derin bir nefes alın ve ilk sayfayı çevirin... Işığınızı saklamaktan vazgeçtiğiniz o muazzam dönüşüm, tam da şimdi başlıyor.
"Kendi bodrumuna inmeyi göze alamayan, ruhunun çatı katına çıkamaz."
Hayata hep başkalarının izin verdiği o daracık, ışıksız 'yarım pencerelerden' mi bakıyorsunuz? Hiç örülmemiş saçlarınızın kırgınlığını, yutkunup da söyleyemediğiniz kelimelerin ağırlığını ve "elalem ne der" diye ihlal ettirdiğiniz o sessiz sınırların yorgunluğunu daha ne kadar sırtınızda taşıyacaksınız?
Handan Özdemir, Yarım Pencereler ile okuru eşine az rastlanır, cesur ve sarsıcı bir içsel uyanışa davet ediyor.
Yazar, bu kitapta sadece bir hayat hikâyesi anlatmıyor; kendine mahsus o çarpıcı üslubuyla okurun ruhuna doğrudan bir ayna tutuyor. Özdemir'in kalemi; iletişim psikolojisinin o keskin ve analitik tespitlerini, demli bir çay eşliğinde yapılan filtresiz, sıcacık bir dertleşmeye dönüştürüyor. O; pencere önüne park edilen bir minibüsü varoluşsal bir isyana, güneşin altında yıkanan bir halıyı narsistik ilişkilerin acımasızlığına, bedene yüklenen kiloları ise yutulan sessiz çığlıklara bağlarken, hayatın en sıradan anlarının altındaki o derin psikolojik fay hatlarını ustalıkla gün yüzüne çıkarıyor. Bazen ince bir ironiyle isyankâr, bazen de yorgun bir çocuk başını okşayacak kadar şefkatli akan bu satırlar; sahte pozitiflik masallarını yırtıp atarak gerçek şifanın "acıyla yüzleşmekten" geçtiğini haykırıyor.
Bu kitap; toksik ilişkilerin gölgesinden kurtulmak, başkalarının "duygusal süngeri" olmayı bırakmak ve elinden alınan kalemini yeniden geri almak isteyenler için yazıldı.
Kurban rolünü reddedip kendi hikâyenizin başrolüne geçmeye hazır mısınız?
Geçmişin o rutubetli, karanlık bodrum katındaki paslı kilitleri kırıp; gökyüzünün, yıldızların ve kendi özgür iradenizin hüküm sürdüğü o aydınlık Çatı Katına tırmanmanın vakti geldi.
Derin bir nefes alın ve ilk sayfayı çevirin... Işığınızı saklamaktan vazgeçtiğiniz o muazzam dönüşüm, tam da şimdi başlıyor.
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 182,00 | 182,00 |
| 2 | 97,37 | 194,74 |
| 3 | 66,13 | 198,38 |
| 6 | 34,88 | 209,30 |
| 9 | 24,27 | 218,40 |
| 12 | 19,11 | 229,32 |