Karl Marx’ın damadı Paul Lafargue tarafından 1883 yılında kaleme alınan "Tembellik Hakkı" (Le Droit à la paresse), sosyalist literatürün en sarsıcı, ironik ve kışkırtıcı metinlerinden biridir. Eser, işçi sınıfının "çalışma hakkı" talebine karşı, "tembellik hakkı"nı savunarak kapitalist ahlakı tersyüz eder.
1. Çalışma Dogmasına Karşı Bir Başkaldırı
Lafargue, kitabına modern toplumun "çalışma tutkusu"nu bir "akıl tutulması" olarak niteleyerek başlar. Ona göre çalışma, kutsal bir görev değil, kapitalizmin işçilere dayattığı bir kölelik biçimidir.
• Çalışma İllüzyonu: İşçi sınıfının "Çalışma Hakkı" diye bağırmasını trajik bulur. Ona göre bu, "işkence görme hakkı" istemekle eşdeğerdir.
• Üretim Çılgınlığı: Aşırı üretimin krizlere yol açtığını; işçilerin ne kadar çok çalışırsa o kadar yoksullaştığını ve piyasanın mallarla dolup taşarak tıkanmasına neden olduğunu savunur.
2. Üç Saatlik İş Günü
Lafargue, teknolojinin ve makinelerin insanı özgürleştirmesi gerektiğini savunur. Makineler işçinin rakibi değil, onun yükünü alan köleler olmalıdır:
• Az Çalışma, Çok Yaşam: Yazara göre günde 3 saat çalışmak, toplumsal ihtiyaçları karşılamak için fazlasıyla yeterlidir.
• Geri Kalan Zaman: İnsan vaktinin geri kalanını felsefeye, sanata, eğlenceye ve dinlenmeye (yani "tembelliğe") ayırmalıdır. Ancak bu sayede insan gerçek benliğini bulabilir.
3. Burjuvazi ve Kilise Eleştirisi
Lafargue, hem dini kurumları hem de iktisatçıları işbirliği yapmakla suçlar:
• Hristiyan Ahlakı: Kilisenin "çalışmayı" yücelterek fakirliği bir erdem gibi sunduğunu, böylece işçileri uysallaştırdığını söyler.
• Kapitalist Tüketim: Burjuvazinin bir yandan işçiyi çok çalıştırırken, diğer yandan ürettiği fazlalığı
Karl Marx’ın damadı Paul Lafargue tarafından 1883 yılında kaleme alınan "Tembellik Hakkı" (Le Droit à la paresse), sosyalist literatürün en sarsıcı, ironik ve kışkırtıcı metinlerinden biridir. Eser, işçi sınıfının "çalışma hakkı" talebine karşı, "tembellik hakkı"nı savunarak kapitalist ahlakı tersyüz eder.
1. Çalışma Dogmasına Karşı Bir Başkaldırı
Lafargue, kitabına modern toplumun "çalışma tutkusu"nu bir "akıl tutulması" olarak niteleyerek başlar. Ona göre çalışma, kutsal bir görev değil, kapitalizmin işçilere dayattığı bir kölelik biçimidir.
• Çalışma İllüzyonu: İşçi sınıfının "Çalışma Hakkı" diye bağırmasını trajik bulur. Ona göre bu, "işkence görme hakkı" istemekle eşdeğerdir.
• Üretim Çılgınlığı: Aşırı üretimin krizlere yol açtığını; işçilerin ne kadar çok çalışırsa o kadar yoksullaştığını ve piyasanın mallarla dolup taşarak tıkanmasına neden olduğunu savunur.
2. Üç Saatlik İş Günü
Lafargue, teknolojinin ve makinelerin insanı özgürleştirmesi gerektiğini savunur. Makineler işçinin rakibi değil, onun yükünü alan köleler olmalıdır:
• Az Çalışma, Çok Yaşam: Yazara göre günde 3 saat çalışmak, toplumsal ihtiyaçları karşılamak için fazlasıyla yeterlidir.
• Geri Kalan Zaman: İnsan vaktinin geri kalanını felsefeye, sanata, eğlenceye ve dinlenmeye (yani "tembelliğe") ayırmalıdır. Ancak bu sayede insan gerçek benliğini bulabilir.
3. Burjuvazi ve Kilise Eleştirisi
Lafargue, hem dini kurumları hem de iktisatçıları işbirliği yapmakla suçlar:
• Hristiyan Ahlakı: Kilisenin "çalışmayı" yücelterek fakirliği bir erdem gibi sunduğunu, böylece işçileri uysallaştırdığını söyler.
• Kapitalist Tüketim: Burjuvazinin bir yandan işçiyi çok çalıştırırken, diğer yandan ürettiği fazlalığı
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 111,60 | 111,60 |
| 2 | 59,71 | 119,41 |
| 3 | 40,55 | 121,64 |
| 6 | 21,39 | 128,34 |
| 9 | 14,88 | 133,92 |
| 12 | 11,72 | 140,62 |