Antikçağın ünlü şölenleri olan symposionlar yalnızca bir yeme içme ritüeli değildi; bilginin, iktidarın ve toplumsal kuralların üretildiği güç merkezleriydi. Bu sofralarda bir araya gelen ayrıcalıklı erkek yurttaşlar, evreni ve yaşamı tartışırken aslında bugüne dek uzanan erkek egemen düzenin temellerini atıyor, toplumsal normları biçimlendiriyordu. Kadın düşmanlığından sınıfsal eşitsizliğe kadar dünyayı algılayışımızı belirleyen pek çok pratik bu zeminde kök saldı.
Sadece “seçkin” erkeklerin katılabildiği bu şölenlerde şiddet, cinsellik ve hiyerarşi, bilgeliğin diliyle meşrulaştırılıyordu. Zengin sofralarda pahalı şaraplar tüketilirken halka ölçülülük öğütleniyor, böylece bilgi ile iktidar arasındaki bağ görünürlük kazanıyordu. Bugün o sofralara oturamasak da orada kurulan kültür evreninin sınırları içinde yaşamayı sürdürüyoruz.
İsmail Gezgin, Şölen Var’da bu karanlık mirası deşifre ediyor. MÖ 7.–5. yüzyıllara tarihlenen eserler üzerinden antikçağ şölen kültürünü yeniden yorumluyor. Mezar taşlarından içki kaplarına, kurucu anlatılardan filozofların diyaloglarına uzanan geniş bir malzeme aracılığıyla, eril şiddetin ve eşitsizliğin nasıl adım adım inşa edildiğini gösteriyor.
Bu çalışma, arkeolojiyi “eski eser” fetişinden kurtararak geçmiş ile bugünün toplumsal meseleleri arasında eleştirel bağ kuran bir alana dönüştürüyor; bizi binlerce yıllık bu süreklilikle hesaplaşmaya çağırıyor.
Antikçağın ünlü şölenleri olan symposionlar yalnızca bir yeme içme ritüeli değildi; bilginin, iktidarın ve toplumsal kuralların üretildiği güç merkezleriydi. Bu sofralarda bir araya gelen ayrıcalıklı erkek yurttaşlar, evreni ve yaşamı tartışırken aslında bugüne dek uzanan erkek egemen düzenin temellerini atıyor, toplumsal normları biçimlendiriyordu. Kadın düşmanlığından sınıfsal eşitsizliğe kadar dünyayı algılayışımızı belirleyen pek çok pratik bu zeminde kök saldı.
Sadece “seçkin” erkeklerin katılabildiği bu şölenlerde şiddet, cinsellik ve hiyerarşi, bilgeliğin diliyle meşrulaştırılıyordu. Zengin sofralarda pahalı şaraplar tüketilirken halka ölçülülük öğütleniyor, böylece bilgi ile iktidar arasındaki bağ görünürlük kazanıyordu. Bugün o sofralara oturamasak da orada kurulan kültür evreninin sınırları içinde yaşamayı sürdürüyoruz.
İsmail Gezgin, Şölen Var’da bu karanlık mirası deşifre ediyor. MÖ 7.–5. yüzyıllara tarihlenen eserler üzerinden antikçağ şölen kültürünü yeniden yorumluyor. Mezar taşlarından içki kaplarına, kurucu anlatılardan filozofların diyaloglarına uzanan geniş bir malzeme aracılığıyla, eril şiddetin ve eşitsizliğin nasıl adım adım inşa edildiğini gösteriyor.
Bu çalışma, arkeolojiyi “eski eser” fetişinden kurtararak geçmiş ile bugünün toplumsal meseleleri arasında eleştirel bağ kuran bir alana dönüştürüyor; bizi binlerce yıllık bu süreklilikle hesaplaşmaya çağırıyor.
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 151,20 | 151,20 |
| 2 | 80,89 | 161,78 |
| 3 | 54,94 | 164,81 |
| 6 | 28,98 | 173,88 |
| 9 | 20,16 | 181,44 |
| 12 | 15,88 | 190,51 |