İlk nazil olduğu andan itibaren Kur’an, inkarcılar tarafından çeşitli itirazlara muhatap olmuştur. İnkârcı söylem ve itirazlar sadece nüzul ortamıyla sınırlı olmayıp İslam tarihinden günümüze kadar bilhassa değişik dini gruplar tarafından farklı form ve biçimlerde de olsa devam ettirilmiş, buna mukabil Müslümanlar da bir şekilde bunlara cevap üretmeye çalışmıştır. Bu minvalde hicrî ikinci asırda Abbâsî Halifesi Me’mûn döneminde (813-833) yaşadığı söylenen, Müslüman Abdullâh b. İsmâîl el-Hâşimî’nin Hristiyan Abdülmesîh b. İshâk el-Kindî’ye yazdığı İslam’a davet mektubu ile bu davete mukabil Kindî’nin kaleme aldığı Hristiyan savunusu ve İslam eleştirisi hakkındaki cevabını içeren risale öne çıkan metinlerden biridir. Bu risale, İslam ilim geleneğinde çok fazla bilinmese de Orta Çağ Hristiyan Latin geleneğinde İslam algısını şekillendiren temel metinlerden biri olarak görülmüş, 19. yüzyıl sonrasında ise Batı İslam düşüncesinin oluşmasında başat bir rol oynamıştır. Kindî’nin risalesinde eleştiride bulunduğu temel konulardan bazıları Kur’an’a yöneliktir. Bu noktada Kur’an’ın ilahi vahye dayanmadığını ileri süren Kindî , onun i‘câzı, kaynağı ve metinleşme süreci hakkında bir dizi iddia ortaya atmaktadır. Klasik İslam ilim geleneğinde Kindî’nin bu risalesi pek fazla bilinmediği için doğrudan onun bu iddialarını konu edinen bir eserin kaleme alınmadığı görülmektedir. Diğer yandan yakın dönemde Nu‘mân el-Âlûsî (ö. 1317/1899) kendi döneminde İslam eleştirilerinde en çok referansta bulunulan metinlerden biri olduğu için bu risaleye ilk defa el-Cevâbü’l-fesîh adında hacimli bir reddiye kaleme almıştır. Dolayısıyla bu araştırma, Kindî’nin Kur’an’ın i‘câzına, kaynağına ve metinleşme sürecine dair ileri attığı iddiaların ve Âlûsî’nin bunlara verdiği cevapların tespitini ve değerlendirilmesini konu edinmektedir.
İlk nazil olduğu andan itibaren Kur’an, inkarcılar tarafından çeşitli itirazlara muhatap olmuştur. İnkârcı söylem ve itirazlar sadece nüzul ortamıyla sınırlı olmayıp İslam tarihinden günümüze kadar bilhassa değişik dini gruplar tarafından farklı form ve biçimlerde de olsa devam ettirilmiş, buna mukabil Müslümanlar da bir şekilde bunlara cevap üretmeye çalışmıştır. Bu minvalde hicrî ikinci asırda Abbâsî Halifesi Me’mûn döneminde (813-833) yaşadığı söylenen, Müslüman Abdullâh b. İsmâîl el-Hâşimî’nin Hristiyan Abdülmesîh b. İshâk el-Kindî’ye yazdığı İslam’a davet mektubu ile bu davete mukabil Kindî’nin kaleme aldığı Hristiyan savunusu ve İslam eleştirisi hakkındaki cevabını içeren risale öne çıkan metinlerden biridir. Bu risale, İslam ilim geleneğinde çok fazla bilinmese de Orta Çağ Hristiyan Latin geleneğinde İslam algısını şekillendiren temel metinlerden biri olarak görülmüş, 19. yüzyıl sonrasında ise Batı İslam düşüncesinin oluşmasında başat bir rol oynamıştır. Kindî’nin risalesinde eleştiride bulunduğu temel konulardan bazıları Kur’an’a yöneliktir. Bu noktada Kur’an’ın ilahi vahye dayanmadığını ileri süren Kindî , onun i‘câzı, kaynağı ve metinleşme süreci hakkında bir dizi iddia ortaya atmaktadır. Klasik İslam ilim geleneğinde Kindî’nin bu risalesi pek fazla bilinmediği için doğrudan onun bu iddialarını konu edinen bir eserin kaleme alınmadığı görülmektedir. Diğer yandan yakın dönemde Nu‘mân el-Âlûsî (ö. 1317/1899) kendi döneminde İslam eleştirilerinde en çok referansta bulunulan metinlerden biri olduğu için bu risaleye ilk defa el-Cevâbü’l-fesîh adında hacimli bir reddiye kaleme almıştır. Dolayısıyla bu araştırma, Kindî’nin Kur’an’ın i‘câzına, kaynağına ve metinleşme sürecine dair ileri attığı iddiaların ve Âlûsî’nin bunlara verdiği cevapların tespitini ve değerlendirilmesini konu edinmektedir.
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 360,00 | 360,00 |
| 2 | 192,60 | 385,20 |
| 3 | 130,80 | 392,40 |
| 6 | 69,00 | 414,00 |
| 9 | 48,00 | 432,00 |
| 12 | 37,80 | 453,60 |