"Karşımda duran zamansız kahraman, öyle tarifi mümkün olmayan mitolojik karakterlerden değil. Caddelerde yürürken, bakkaldan ekmek alırken, doktor sırası beklerken yanımızda, arka-mızda, önümüzde duran, gözlerimizin bakmaya alıştığı ama görmeyi ihmal ettiklerinden biri. İnsan kısaca. Yine de zihinlerde canlanması için biraz tarif edeyim. Orta boylu, beyaz tenli, göz-leri yeşil mi mavi mi anlaşılmayan, orta zayıflıkta, henüz on dokuz yaşında bir genç kadın. Yanı-ma yaklaşıyor. Ben İkbal’im, diyor. Gözleriyle gözlerim arasındaki mesafe hayat ile gerçek, kur-gu ile yaşam arasındaki mesafe kadar azalıyor. Elindeki defteri uzatıyor. Yaz, diyor. Beni kendi-ne kat, çoğalt ve yeniden yaşat."
Kapı… 28 Şubat sürecinde üniversite öğrencisi olan İkbal’in o günlerden bugünlere uzanan hikâyesine odaklanan bir dönem romanı. Üniversite kapısından başörtülü olduğu için geri çevri-len, iş görüşmelerinde başörtüsü nedeniyle reddedilen, hayatın çeşitli yerlerinde var olmaya çalışan ama her yerde bir şekilde “kapının dışında bırakılan” İkbal, yaşam hikâyesinin kırılma anlarını yazıya döküyor.
Kapı, büyük olayların değil, görmezden gelinen acıların ve küçük ama derin izlerin aynası. Hem dışlanma hem de yüzleşme. Bazen üniversite girişinde kapanan bir bariyer, bazen bir dost eliyle uzanan güvenli bir eşik, bazen de bireyin kendine açtığı içsel yol ayrımları... İkbal’in kişisel hikâyesi bütün virajlarıyla Türkiye’nin yakın dönem toplumsal belleğiyle birleşiyor.
Otobiyografi ile kurmaca arasında gidip gelen akışkan bir yapıya sahip bu bilinçli üstkurma-ca, okuru da yazının ve tarihin tanığı olmaya davet ediyor.
"Karşımda duran zamansız kahraman, öyle tarifi mümkün olmayan mitolojik karakterlerden değil. Caddelerde yürürken, bakkaldan ekmek alırken, doktor sırası beklerken yanımızda, arka-mızda, önümüzde duran, gözlerimizin bakmaya alıştığı ama görmeyi ihmal ettiklerinden biri. İnsan kısaca. Yine de zihinlerde canlanması için biraz tarif edeyim. Orta boylu, beyaz tenli, göz-leri yeşil mi mavi mi anlaşılmayan, orta zayıflıkta, henüz on dokuz yaşında bir genç kadın. Yanı-ma yaklaşıyor. Ben İkbal’im, diyor. Gözleriyle gözlerim arasındaki mesafe hayat ile gerçek, kur-gu ile yaşam arasındaki mesafe kadar azalıyor. Elindeki defteri uzatıyor. Yaz, diyor. Beni kendi-ne kat, çoğalt ve yeniden yaşat."
Kapı… 28 Şubat sürecinde üniversite öğrencisi olan İkbal’in o günlerden bugünlere uzanan hikâyesine odaklanan bir dönem romanı. Üniversite kapısından başörtülü olduğu için geri çevri-len, iş görüşmelerinde başörtüsü nedeniyle reddedilen, hayatın çeşitli yerlerinde var olmaya çalışan ama her yerde bir şekilde “kapının dışında bırakılan” İkbal, yaşam hikâyesinin kırılma anlarını yazıya döküyor.
Kapı, büyük olayların değil, görmezden gelinen acıların ve küçük ama derin izlerin aynası. Hem dışlanma hem de yüzleşme. Bazen üniversite girişinde kapanan bir bariyer, bazen bir dost eliyle uzanan güvenli bir eşik, bazen de bireyin kendine açtığı içsel yol ayrımları... İkbal’in kişisel hikâyesi bütün virajlarıyla Türkiye’nin yakın dönem toplumsal belleğiyle birleşiyor.
Otobiyografi ile kurmaca arasında gidip gelen akışkan bir yapıya sahip bu bilinçli üstkurma-ca, okuru da yazının ve tarihin tanığı olmaya davet ediyor.
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 284,13 | 284,13 |
| 2 | 152,01 | 304,02 |
| 3 | 103,23 | 309,70 |
| 6 | 54,46 | 326,75 |
| 9 | 37,88 | 340,96 |
| 12 | 29,83 | 358,00 |