Deprem ve Felsefe Doğa, Kültür ve İnsan

Stok Kodu:
9786256194533
Boyut:
13x21
Sayfa Sayısı:
94
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2026-03
Kapak Türü:
Ciltsiz
Kağıt Türü:
2. Hamur
Kategori:
%20 indirimli
220,00TL
176,00TL
Taksitli fiyat: 12 x 18,48TL
Temin süresi 7 gündür.
9786256194533
919352
Deprem ve Felsefe
Deprem ve Felsefe Doğa, Kültür ve İnsan
176

Francis Bacon “Doğa’ya ancak onun müsaade edebildiği ölçüde hükmedebiliriz.” (Naturae enim non imperatur nisi parendo) sözüyle insanın doğa ile kurduğu ilişkide temel bir hakikati dile getirmiş olur.

Deprem her şeyden önce doğal bir felakettir. Önceden tam olarak tahmin edilmesi mümkün değildir ama yol açabileceği yıkımlara hazırlıklı olmak, tedbirler almak ihtimal dâhilindedir. Bu tedbirler akılcılık, gözlem ve tecrübe sayesinde olabilecek şeylerdir. 

Kant’ın 1756’da haftalık bir dergide “Deprem Üzerine Düşünceler” başlıklı üç makalesi yayımlanır. Buradaki yazılarında Kant özetle ‘insan aklı’ ile ‘ilâhi akıl’ arasındaki sınırı vurgulamış olur. Doğal afetler insanları cezalandırmak için olmaz. Tanrının tasarımında böyle bir şey yoktur. İnsanın başına gelen doğal afetleri Tanrının bir “ilâhi ceza”sı olarak telakki etmesi kendini Tanrı yerine koyma, onun niyetlerini bilme iddiasıdır. Sonuçta büyük bir kibirdir bu.

Mehmet Aydın felsefe ve edebiyattan birçok farklı örneği bir araya getirerek deprem konusu üzerinde yeniden düşünmeye davet eder bizleri.  

“Bu kazalarda tanrıları sorumlu tutmayalım. Gökyüzünde ve yeryüzündeki ani değişimlerin nedeni onların öfkesi değildir. Bu fenomenlerin kendilerine özgü nedenleri vardır. İçinde bulunduğumuz çıkmazın nedeni bilgisizliğimizdir. Korkmak yerine nedenleri aramak daha iyi değil mi! O halde yeryüzünü sallayan o dipten gelen gücü anlamaya çalışalım.”  
                                                                                                                                              
Seneca

Francis Bacon “Doğa’ya ancak onun müsaade edebildiği ölçüde hükmedebiliriz.” (Naturae enim non imperatur nisi parendo) sözüyle insanın doğa ile kurduğu ilişkide temel bir hakikati dile getirmiş olur.

Deprem her şeyden önce doğal bir felakettir. Önceden tam olarak tahmin edilmesi mümkün değildir ama yol açabileceği yıkımlara hazırlıklı olmak, tedbirler almak ihtimal dâhilindedir. Bu tedbirler akılcılık, gözlem ve tecrübe sayesinde olabilecek şeylerdir. 

Kant’ın 1756’da haftalık bir dergide “Deprem Üzerine Düşünceler” başlıklı üç makalesi yayımlanır. Buradaki yazılarında Kant özetle ‘insan aklı’ ile ‘ilâhi akıl’ arasındaki sınırı vurgulamış olur. Doğal afetler insanları cezalandırmak için olmaz. Tanrının tasarımında böyle bir şey yoktur. İnsanın başına gelen doğal afetleri Tanrının bir “ilâhi ceza”sı olarak telakki etmesi kendini Tanrı yerine koyma, onun niyetlerini bilme iddiasıdır. Sonuçta büyük bir kibirdir bu.

Mehmet Aydın felsefe ve edebiyattan birçok farklı örneği bir araya getirerek deprem konusu üzerinde yeniden düşünmeye davet eder bizleri.  

“Bu kazalarda tanrıları sorumlu tutmayalım. Gökyüzünde ve yeryüzündeki ani değişimlerin nedeni onların öfkesi değildir. Bu fenomenlerin kendilerine özgü nedenleri vardır. İçinde bulunduğumuz çıkmazın nedeni bilgisizliğimizdir. Korkmak yerine nedenleri aramak daha iyi değil mi! O halde yeryüzünü sallayan o dipten gelen gücü anlamaya çalışalım.”  
                                                                                                                                              
Seneca

Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Tüm Kartlar
Taksit Sayısı Taksit tutarı Genel Toplam
Tek Çekim 176,00    176,00   
2 94,16    188,32   
3 63,95    191,84   
6 33,73    202,40   
9 23,47    211,20   
12 18,48    221,76   
Kapat