“... Bilgin Erkoç’la karısı bankayı soymuş, sonra da kaçmışlar diye duyduk beyim! Ne nedir bilmem de bunların şehirden tüydükleri herkesin dilinde. İkisini de tanırım, Kirazlık’taki evlerini de bilirim. Kahvelerde dedikodu almış başını gitmiş. Kimi on milyon götürmüşler diyor, kimi yirmi otuz! Ben inanamadım. O nasıl para öyle be! Ye ye, harca harca bitmez. Nereye koyup götürdüler acaba? O kadar para çantaya sığar mı onu da bilmem. Ben bugüne kadar bırak milyonu yüz bin lirayı bile bir arada görmedim. Eşyaları, malları da kaçırmışlar diye duyduk. Bazı geceler devriyeyi oralara kadar uzatırım ben. Arada bir yerlerimizi de değiştirdikleri için nerede, ne olur biliriz biz. Fakirin evinde tek lamba yanar, zenginin evindekini sayamazsın. Korkularından mı öyle yaparlar, milletin gözüne zenginliklerini mi sokmak isterler? Kim bilir? Sekiz on gün öncesine kadar bunların evleri de öyle ışıl ışıldı. İçi de bahçesi de. Hafta sonlarında birkaç aile toplanır, arka bahçede mangal yaparlardı. Sokaklara taşardı şarkı sesleri, kahkahalar. O kadar gürültü ederlerdi ki bazen, şikâyet telefonları gelirdi karakola. İçimizden biri gidip uyarırdı nazikçe. Ben de birkaç defa kapılarına dayanmak zorunda kaldım. Dikkatlerini çektik mi bir iki gün sakinleşirdi ortalık, sonra yine aynı şey! Zengin takımı ders almaz ki olanlardan! Yaptıklarını, yaşadıklarını hak bilirler kendileri için. Rahat hareket ederler. Başkalarının yokluğu, yoksulluğu onları ırgalamaz. Demlenirken ızgara kokularının bütün mahalleyi sarmasını kafaya takmazlar hiç. Hâlbuki o eti yiyebilen var, yiyemeyen var. Umurlarında değil ki! Utanmazlar da! Bir günden bir güne ‘canın çekmiştir, al bir parça da sen ye’ demezler. Fakat Allah’ın da sopası var beyim! Bak, verdi cezalarını. Bugünlerde bir tek ışık yok evlerinde, her yer karanlık. Şenlik kalmadı, ocaklarına incir dikildi sanki. Demek ki söylenenler doğru...”
“... Bilgin Erkoç’la karısı bankayı soymuş, sonra da kaçmışlar diye duyduk beyim! Ne nedir bilmem de bunların şehirden tüydükleri herkesin dilinde. İkisini de tanırım, Kirazlık’taki evlerini de bilirim. Kahvelerde dedikodu almış başını gitmiş. Kimi on milyon götürmüşler diyor, kimi yirmi otuz! Ben inanamadım. O nasıl para öyle be! Ye ye, harca harca bitmez. Nereye koyup götürdüler acaba? O kadar para çantaya sığar mı onu da bilmem. Ben bugüne kadar bırak milyonu yüz bin lirayı bile bir arada görmedim. Eşyaları, malları da kaçırmışlar diye duyduk. Bazı geceler devriyeyi oralara kadar uzatırım ben. Arada bir yerlerimizi de değiştirdikleri için nerede, ne olur biliriz biz. Fakirin evinde tek lamba yanar, zenginin evindekini sayamazsın. Korkularından mı öyle yaparlar, milletin gözüne zenginliklerini mi sokmak isterler? Kim bilir? Sekiz on gün öncesine kadar bunların evleri de öyle ışıl ışıldı. İçi de bahçesi de. Hafta sonlarında birkaç aile toplanır, arka bahçede mangal yaparlardı. Sokaklara taşardı şarkı sesleri, kahkahalar. O kadar gürültü ederlerdi ki bazen, şikâyet telefonları gelirdi karakola. İçimizden biri gidip uyarırdı nazikçe. Ben de birkaç defa kapılarına dayanmak zorunda kaldım. Dikkatlerini çektik mi bir iki gün sakinleşirdi ortalık, sonra yine aynı şey! Zengin takımı ders almaz ki olanlardan! Yaptıklarını, yaşadıklarını hak bilirler kendileri için. Rahat hareket ederler. Başkalarının yokluğu, yoksulluğu onları ırgalamaz. Demlenirken ızgara kokularının bütün mahalleyi sarmasını kafaya takmazlar hiç. Hâlbuki o eti yiyebilen var, yiyemeyen var. Umurlarında değil ki! Utanmazlar da! Bir günden bir güne ‘canın çekmiştir, al bir parça da sen ye’ demezler. Fakat Allah’ın da sopası var beyim! Bak, verdi cezalarını. Bugünlerde bir tek ışık yok evlerinde, her yer karanlık. Şenlik kalmadı, ocaklarına incir dikildi sanki. Demek ki söylenenler doğru...”
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 252,00 | 252,00 |
| 2 | 134,82 | 269,64 |
| 3 | 91,56 | 274,68 |
| 6 | 48,30 | 289,80 |
| 9 | 33,60 | 302,40 |
| 12 | 26,46 | 317,52 |