“Yalnız Adam”, askerlik mesleğinden siyasi nedenlerle uzaklaştırılmış bir subay olan Şeref’in, hem toplumla hem de kendisiyle yaşadığı çetin çatışmayı; yalnızlıkla yoğrulmuş bir hayatın karanlık sokaklarında süren arayışını, varoluşunu ve yok oluşunu konu alır. Roman; psikolojik çözümlemeler, postmodern anlatı teknikleri ve kültürel tartışmalarla örülmüş; hem bireyin hem de toplumun çürümüşlüğüne karşı yazıyla inşa edilmeye çalışılan bir direnç anıtı niteliği taşır.
Yalnız Adam, yalnız bir adamın hikâyesindençok daha fazlasıdır. Şeref, sıradan bir karakter değil; Türk aydınının,askerinin ve idealistinin yaşadığı çöküşün temsili bir figürüdür. Kilre, maddiçıkarları ve dünyevî yozlaşmayı temsil ederken; Umay, maneviyatı ve kadimkültürü simgeler. Tahir ise romanın postmodern düzlemdeki“yazar-içindeki-yazar” boyutunu temsil eder: Hem gözlemcidir hem düzenleyici.Belki de tanrısal anlatıcının ardına gizlenmiş bir maskedir.
Roman, bireysel yalnızlığı merkeze alırken; kültürel yozlaşma, devlet–millet ilişkisi, töre ile modern hayat arasındaki çatışma gibi çok katmanlı meseleleri de tartışmaya açar. Bir yandan Hüseyin Nihal Atsız’ın Ruh Adam’ına selam durur; diğer yandan Camus’nün varoluşsal isyanına, Kafka’nın yabancılaşmasına ve Oğuz Atay’ın içe kapanışına uzanan izler taşır.
“Yalnız Adam”, askerlik mesleğinden siyasi nedenlerle uzaklaştırılmış bir subay olan Şeref’in, hem toplumla hem de kendisiyle yaşadığı çetin çatışmayı; yalnızlıkla yoğrulmuş bir hayatın karanlık sokaklarında süren arayışını, varoluşunu ve yok oluşunu konu alır. Roman; psikolojik çözümlemeler, postmodern anlatı teknikleri ve kültürel tartışmalarla örülmüş; hem bireyin hem de toplumun çürümüşlüğüne karşı yazıyla inşa edilmeye çalışılan bir direnç anıtı niteliği taşır.
Yalnız Adam, yalnız bir adamın hikâyesindençok daha fazlasıdır. Şeref, sıradan bir karakter değil; Türk aydınının,askerinin ve idealistinin yaşadığı çöküşün temsili bir figürüdür. Kilre, maddiçıkarları ve dünyevî yozlaşmayı temsil ederken; Umay, maneviyatı ve kadimkültürü simgeler. Tahir ise romanın postmodern düzlemdeki“yazar-içindeki-yazar” boyutunu temsil eder: Hem gözlemcidir hem düzenleyici.Belki de tanrısal anlatıcının ardına gizlenmiş bir maskedir.
Roman, bireysel yalnızlığı merkeze alırken; kültürel yozlaşma, devlet–millet ilişkisi, töre ile modern hayat arasındaki çatışma gibi çok katmanlı meseleleri de tartışmaya açar. Bir yandan Hüseyin Nihal Atsız’ın Ruh Adam’ına selam durur; diğer yandan Camus’nün varoluşsal isyanına, Kafka’nın yabancılaşmasına ve Oğuz Atay’ın içe kapanışına uzanan izler taşır.
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 344,40 | 344,40 |
| 2 | 184,25 | 368,51 |
| 3 | 125,13 | 375,40 |
| 6 | 66,01 | 396,06 |
| 9 | 45,92 | 413,28 |
| 12 | 36,16 | 433,94 |