Ütopik Beden Heterotopyalar

Stok Kodu:
9786053148111
Boyut:
13.5x21.5
Sayfa Sayısı:
64
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2026-03
Kapak Türü:
Ciltsiz
Kağıt Türü:
2. Hamur
Kategori:
%20 indirimli
180,00TL
144,00TL
Taksitli fiyat: 12 x 15,12TL
Temin süresi 7 gündür.
9786053148111
917964
Ütopik Beden Heterotopyalar
Ütopik Beden Heterotopyalar
144

Beden dünyanın sıfır noktasıdır, yolların ve mekânların kesiştiği noktada beden hiçbir yerdedir: Dünyanın yüreğindeki o ütopik çekirdektir ve ondan hareketle düşler, konuşur, ilerler, hayal eder, eşyayı olduğu yerde algılar ve hayal ettiğim ütopyaların sonsuz gücü sayesinde inkâr ederim. Bedenim Güneş Ülkesi gibidir, yeri yoktur, ama ister gerçek isterse ütopik olsun, tüm yerler ondan neşet eder ve ışıldar.
Michel Foucault’nun 1966 tarihli iki radyo konferansını bir araya getiren Ütopik Beden ve Heterotopyalar, filozofun felsefeyle edebiyat arasında salındığı metinleridir; mekân yalnızca kuramsal bir kategori olmaktan çıkar, bir deneyim alanına dönüşür.
Foucault, ütopyaları “yeri olmayan yerler” olarak tanımlarken, heterotopyaları tam tersine dünyanın içinde gerçekten var olan ama mevcut düzeni askıya alan, yansıtan ve tersyüz eden “öteki mekânlar” olarak kavrar ve Heterotopyalar metninde, “öteki mekânlar”ı inceleyen hayali bir bilim tasarlar: heterotopoloji. Ancak bu, katı ve sınıflandırıcı bir bilimden çok, arzunun ve kaçış isteğinin izini süren bir düşünme biçimidir. Mezarlıklar, gemiler, aynalar, tiyatrolar ya da hapishaneler gibi alanlar, hem toplumsal düzenin parçasıdır hem de ona mesafe alarak onu görünür kılar. Heterotopya kavramı böylece mekânı sabit ve nötr bir zemin olmaktan çıkarır; onu iktidar ilişkilerinin, arzuların, normların ve sapmaların kesiştiği canlı bir düzleme dönüştürür.
Ütopik Beden ise bu düşünceyi beklenmedik bir yerden, bedenin kendisinden başlatır. En az ütopyacı görünen şey, yani kaçamadığımız, ağırlığını ve sınırlarını aralıksız olarak taşıdığımız beden, aynı zamanda bütün ütopyaların kaynağıdır. Dövme, maske, kostüm, dans ya da erotizm aracılığıyla beden kendi sınırlarını aşar, “başka bir yere” dönüşür: Hem en somut yer hem de tüm düşsel kaçışların eşiği.
Bu iki metin mekânın ve bedenin ne kadar kırılgan, çoğul ve politik olduğunu hatırlatır; mekân ile beden arasındaki gerilimi, arzuyu ve başkalık imkânını yeniden düşünmeye davet eder.

Beden dünyanın sıfır noktasıdır, yolların ve mekânların kesiştiği noktada beden hiçbir yerdedir: Dünyanın yüreğindeki o ütopik çekirdektir ve ondan hareketle düşler, konuşur, ilerler, hayal eder, eşyayı olduğu yerde algılar ve hayal ettiğim ütopyaların sonsuz gücü sayesinde inkâr ederim. Bedenim Güneş Ülkesi gibidir, yeri yoktur, ama ister gerçek isterse ütopik olsun, tüm yerler ondan neşet eder ve ışıldar.
Michel Foucault’nun 1966 tarihli iki radyo konferansını bir araya getiren Ütopik Beden ve Heterotopyalar, filozofun felsefeyle edebiyat arasında salındığı metinleridir; mekân yalnızca kuramsal bir kategori olmaktan çıkar, bir deneyim alanına dönüşür.
Foucault, ütopyaları “yeri olmayan yerler” olarak tanımlarken, heterotopyaları tam tersine dünyanın içinde gerçekten var olan ama mevcut düzeni askıya alan, yansıtan ve tersyüz eden “öteki mekânlar” olarak kavrar ve Heterotopyalar metninde, “öteki mekânlar”ı inceleyen hayali bir bilim tasarlar: heterotopoloji. Ancak bu, katı ve sınıflandırıcı bir bilimden çok, arzunun ve kaçış isteğinin izini süren bir düşünme biçimidir. Mezarlıklar, gemiler, aynalar, tiyatrolar ya da hapishaneler gibi alanlar, hem toplumsal düzenin parçasıdır hem de ona mesafe alarak onu görünür kılar. Heterotopya kavramı böylece mekânı sabit ve nötr bir zemin olmaktan çıkarır; onu iktidar ilişkilerinin, arzuların, normların ve sapmaların kesiştiği canlı bir düzleme dönüştürür.
Ütopik Beden ise bu düşünceyi beklenmedik bir yerden, bedenin kendisinden başlatır. En az ütopyacı görünen şey, yani kaçamadığımız, ağırlığını ve sınırlarını aralıksız olarak taşıdığımız beden, aynı zamanda bütün ütopyaların kaynağıdır. Dövme, maske, kostüm, dans ya da erotizm aracılığıyla beden kendi sınırlarını aşar, “başka bir yere” dönüşür: Hem en somut yer hem de tüm düşsel kaçışların eşiği.
Bu iki metin mekânın ve bedenin ne kadar kırılgan, çoğul ve politik olduğunu hatırlatır; mekân ile beden arasındaki gerilimi, arzuyu ve başkalık imkânını yeniden düşünmeye davet eder.

Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Tüm Kartlar
Taksit Sayısı Taksit tutarı Genel Toplam
Tek Çekim 144,00    144,00   
2 77,04    154,08   
3 52,32    156,96   
6 27,60    165,60   
9 19,20    172,80   
12 15,12    181,44   
Kapat