“Türkiye'de Pakradunîler” konusu; Dinler Tarihi'nin olduğu kadar dünya bilim tarihinin de en “paradoksal”, en karışık ve en karmaşık konularından birisidir. Çünkü birkaç ayağı olan, Yahudilik, Hıristiyanlık, İslâm gibi birkaç din ve Dönmelik, Mühtedilik, Münafıklık gibi birçok “dinî hareket” ile bağlantılı birçok kültürü ilgilendiren bir konudur.
“Bir Yahudi-Ermeni Cemaati” olarak bilinegelen/iddia edilegelen Pakradunîler konusunda; günümüze kadar hem yapılan çalışmalarda hem de verilen bilgilerde bu sıkıntılar, karışıklıklar ve “paradokslar” kendini göstermektedir. Söz konusu karışıklığın ve sıkıntının başında da bazı terimlerdeki “nüanslara/ince farklara” dikkat edilmemesi gelmektedir. Bu “nüans/ince fark” da; konunun “ilk düğmesi”dir ve “anahtarı”dır. Bize göre Pakradunîlik konusunda ilk düğme ve anahtar da; Yahudilik ile Musevîlik arasındaki nüansın/ince farkın bilinmemesi, Gregoryen Ermenilerin büyük çoğunluğunun Türk soylu ve onların kabul ettiği Hıristiyanlığın “Türk Hıristiyanlığı” olabileceğinin dikkate alınmaması, Türk gelenek ve görenekleri ile Yahudi gelenek ve göreneklerinin birbiririne karıştırılması, Musevî Hazar-Saka-Part Türkleri'nin “kök Yahudiler/Yahudi Irkı” ile aynı görülmesidir.
1500 yılı aşkın bir süre tarihte rol oynayan Bağradunî/Pakradunî sülalesinin/Türkiye'deki Pakradunîler'in “Yahudilik iddia ettiklerinin de Yahudilik davası güttüklerinin de duyulmaması” vurgusu/iddiası; hem bizim yaklaşımımız hem de işlediğimiz konu için büyük önem taşımaktadır. Çok az bir kesim hariç Türkiye'deki Pakradunîlerin büyük çoğunluğunun kendilerini “Yahudi de Ermeni” de görmeyip “ya Türk ya Müslüman veya hem Türk hem de Müslüman” kabul etmesi bizim için önemli bir değerlendirme noktasıdır.
Elinizdeki Türkiye'de Pakradunîler (“Bir Ermeni-Yahudi Cemaati mi? Hazar-Saka-Part Türklerin Bakiyesi mi?) başlıklı bu kitapta, özet olarak; Türkiye'deki Musevî/Yahudi, Rum, Ermeni ve Süryani gibi dinî azınlıkların büyük çoğunluğunun, en az yedi bin yıldan beri Türk Yurdu olan Türkiye'nin yerli Türkleri olduğu, bir kısmının önceki dinlerine bağlılığını sürdürdüğü ve büyük bir kısmının da İslâm'ı kabul edip Türk Milleti'nin çoğunluğuyla beraber Türklüklerini koruduğu, “Bir Ermeni-Yahudi Cemaati” değil de “Saka-Hazar-Part Türkleri'nin Bakiyesi” olarak günümüze kadar geldiği anlaşılmaktadır/ortaya çıkmaktadır.
“Türkiye'de Pakradunîler” konusu; Dinler Tarihi'nin olduğu kadar dünya bilim tarihinin de en “paradoksal”, en karışık ve en karmaşık konularından birisidir. Çünkü birkaç ayağı olan, Yahudilik, Hıristiyanlık, İslâm gibi birkaç din ve Dönmelik, Mühtedilik, Münafıklık gibi birçok “dinî hareket” ile bağlantılı birçok kültürü ilgilendiren bir konudur.
“Bir Yahudi-Ermeni Cemaati” olarak bilinegelen/iddia edilegelen Pakradunîler konusunda; günümüze kadar hem yapılan çalışmalarda hem de verilen bilgilerde bu sıkıntılar, karışıklıklar ve “paradokslar” kendini göstermektedir. Söz konusu karışıklığın ve sıkıntının başında da bazı terimlerdeki “nüanslara/ince farklara” dikkat edilmemesi gelmektedir. Bu “nüans/ince fark” da; konunun “ilk düğmesi”dir ve “anahtarı”dır. Bize göre Pakradunîlik konusunda ilk düğme ve anahtar da; Yahudilik ile Musevîlik arasındaki nüansın/ince farkın bilinmemesi, Gregoryen Ermenilerin büyük çoğunluğunun Türk soylu ve onların kabul ettiği Hıristiyanlığın “Türk Hıristiyanlığı” olabileceğinin dikkate alınmaması, Türk gelenek ve görenekleri ile Yahudi gelenek ve göreneklerinin birbiririne karıştırılması, Musevî Hazar-Saka-Part Türkleri'nin “kök Yahudiler/Yahudi Irkı” ile aynı görülmesidir.
1500 yılı aşkın bir süre tarihte rol oynayan Bağradunî/Pakradunî sülalesinin/Türkiye'deki Pakradunîler'in “Yahudilik iddia ettiklerinin de Yahudilik davası güttüklerinin de duyulmaması” vurgusu/iddiası; hem bizim yaklaşımımız hem de işlediğimiz konu için büyük önem taşımaktadır. Çok az bir kesim hariç Türkiye'deki Pakradunîlerin büyük çoğunluğunun kendilerini “Yahudi de Ermeni” de görmeyip “ya Türk ya Müslüman veya hem Türk hem de Müslüman” kabul etmesi bizim için önemli bir değerlendirme noktasıdır.
Elinizdeki Türkiye'de Pakradunîler (“Bir Ermeni-Yahudi Cemaati mi? Hazar-Saka-Part Türklerin Bakiyesi mi?) başlıklı bu kitapta, özet olarak; Türkiye'deki Musevî/Yahudi, Rum, Ermeni ve Süryani gibi dinî azınlıkların büyük çoğunluğunun, en az yedi bin yıldan beri Türk Yurdu olan Türkiye'nin yerli Türkleri olduğu, bir kısmının önceki dinlerine bağlılığını sürdürdüğü ve büyük bir kısmının da İslâm'ı kabul edip Türk Milleti'nin çoğunluğuyla beraber Türklüklerini koruduğu, “Bir Ermeni-Yahudi Cemaati” değil de “Saka-Hazar-Part Türkleri'nin Bakiyesi” olarak günümüze kadar geldiği anlaşılmaktadır/ortaya çıkmaktadır.
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 881,50 | 881,50 |
| 2 | 471,60 | 943,21 |
| 3 | 320,28 | 960,84 |
| 6 | 168,95 | 1.013,73 |
| 9 | 117,53 | 1.057,80 |
| 12 | 92,56 | 1.110,69 |