“Kendimi bildim bileli Londra’daki metro istasyonlarında esneyen bir kadının fotoğrafının altında ‘Yorgun olmaktan yoruldunuz mu?’ yazan bir reklam görürüm. Reklamın tanıttığı ürün, yorgunluğu hafifletmeyi vaat eden sıvı bir demir takviyesidir. İşe gidip gelenleri hedef alan bu reklam, çalışanların bitkin düştüğü ve biraz bitkisel destekle yeniden enerji bulabilecekleri varsayımına dayanır. Ama aynı reklamın onca yıldır orada durması bu ürünün modern çalışma koşullarının ürettiği o derin yorgunluğa gerçek bir çare olmadığını açıkça gösteriyor. Dünyanın bütün esneyen işçileri birleşebilir mi, yoksa yorgunluktan buna bile halleri mi kalmadı?”
Politikayla örgütlü veya örgütsüz biçimde meşgul olan insanların, bekledikleri sonuca ulaşamadıklarında yaşadıkları ve hissettikleri pek konuşulmaz, hatta zaman zaman bizzat mücadele içerisinde olanlar hissettikleri şeyi küçümsemeye eğilimli olurlar.
Hannah Proctor, Tükenmişlik kitabında politik mücadele içerisinde sıcağı sıcağına çok kolay anlaşılamayan tükenmeye, tükenmenin duygu dünyasına bakıyor. Fransa’nın bir ceza kolonisine sürgün edilen Komün üyelerinin veya Ekim Devrimi’nden sonra soluğu sanatoryumlarda alan yorgun düşmüş Bolşeviklerin ve tarihten başka pek çok örneğin öğreticiliğinden faydalanıyor.
“Depresyonun toplumsal nedenleri olduğunu söylemek, kimseye o nedenlere karşı tuğla fırlatacak gücü vermez” diyerek zihnen ve bedenen tükenmenin maliyetlerini küçümsemeden hem mağlubiyetin yasını tutmanın ama hem de örgütlenebilmeye devam etmenin bireycileştirilmiş terapi önerilerinin kıskacına girmeden nasıl mümkün olabileceğini tartışıyor.
“Kendimi bildim bileli Londra’daki metro istasyonlarında esneyen bir kadının fotoğrafının altında ‘Yorgun olmaktan yoruldunuz mu?’ yazan bir reklam görürüm. Reklamın tanıttığı ürün, yorgunluğu hafifletmeyi vaat eden sıvı bir demir takviyesidir. İşe gidip gelenleri hedef alan bu reklam, çalışanların bitkin düştüğü ve biraz bitkisel destekle yeniden enerji bulabilecekleri varsayımına dayanır. Ama aynı reklamın onca yıldır orada durması bu ürünün modern çalışma koşullarının ürettiği o derin yorgunluğa gerçek bir çare olmadığını açıkça gösteriyor. Dünyanın bütün esneyen işçileri birleşebilir mi, yoksa yorgunluktan buna bile halleri mi kalmadı?”
Politikayla örgütlü veya örgütsüz biçimde meşgul olan insanların, bekledikleri sonuca ulaşamadıklarında yaşadıkları ve hissettikleri pek konuşulmaz, hatta zaman zaman bizzat mücadele içerisinde olanlar hissettikleri şeyi küçümsemeye eğilimli olurlar.
Hannah Proctor, Tükenmişlik kitabında politik mücadele içerisinde sıcağı sıcağına çok kolay anlaşılamayan tükenmeye, tükenmenin duygu dünyasına bakıyor. Fransa’nın bir ceza kolonisine sürgün edilen Komün üyelerinin veya Ekim Devrimi’nden sonra soluğu sanatoryumlarda alan yorgun düşmüş Bolşeviklerin ve tarihten başka pek çok örneğin öğreticiliğinden faydalanıyor.
“Depresyonun toplumsal nedenleri olduğunu söylemek, kimseye o nedenlere karşı tuğla fırlatacak gücü vermez” diyerek zihnen ve bedenen tükenmenin maliyetlerini küçümsemeden hem mağlubiyetin yasını tutmanın ama hem de örgütlenebilmeye devam etmenin bireycileştirilmiş terapi önerilerinin kıskacına girmeden nasıl mümkün olabileceğini tartışıyor.
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 384,00 | 384,00 |
| 2 | 205,44 | 410,88 |
| 3 | 139,52 | 418,56 |
| 6 | 73,60 | 441,60 |
| 9 | 51,20 | 460,80 |
| 12 | 40,32 | 483,84 |