Su Adamı, sizi modern dalış teknolojilerinin icat edilmediği, 1928 yılına davet ediyor. Bu roman, insanoğlunun derin mavilikleri fethetme arzusunun henüz serbest dalışın ve ağır tulumba dalgıçlığının sınırlarında gezindiği bir dönemin yankısıdır. Tekinsiz sularda, balıkçıların dillerinden düşmeyen bir efsane filizlenir: "Deniz Şeytanı." Parçalanan ağlar, denizin derinliklerinden yükselen çığlıklar ve bir yunus sırtında beliren gizemli varlığı, yerel halkın zihninde korkuyla karışık bir hayranlık uyandırır. Ancak İspanyol adamın hırsı, batıl inançlarından çok daha kudretlidir. İspanyol adam, bu gizemli varlığı bir köle gibi kullanıp denizin dibindeki incileri sömürmeyi arzular fakat hırsın kör ettiği bu arayış, karşısında doğanın ve bilimin ördüğü aşılmaz duvarları bulacaktır.
Alexander Belyaev
Sovyet bilim kurgusunun öncü kalemi Alexander Belyaev, 1884 yılında Smolensk’te, hayallerin sınır tanımadığı bir çocuklukla dünyaya gözlerini açtı. Onun en büyük tutkusu uçmaktı; öyle ki bir çatıda kanatlanmaya çalışırken omurgasını zedelemesi, hayatı boyunca taşıyacağı fiziksel bir yaraya dönüştü. Otuz iki yaşında yakalandığı kemik tüberkülozu onu altı yıl boyunca yatağa mahkûm ettiğinde, bedeninin esaretini zihninin özgürlüğüyle kırdı.
Eğitim hayatını hukuk ve müzik gibi disiplinler arası bir düzlemde tamamlayan Belyaev, geçimini sağlamak için orkestralarda çaldı, dekorlar tasarladı ve gazeteciliğin tozunu yuttu. Ancak 1925 yılında, hukuk kürsüsünden ebediyen ayrılıp kalemini bir neşter gibi kullanarak hayal dünyasının derinliklerine inmeyi seçti. Onun trajedisi, aslında insanlığın sınırlarını zorlayan o devasa muhayyilesinin en büyük yakıtı olmuştu.
Su Adamı, sizi modern dalış teknolojilerinin icat edilmediği, 1928 yılına davet ediyor. Bu roman, insanoğlunun derin mavilikleri fethetme arzusunun henüz serbest dalışın ve ağır tulumba dalgıçlığının sınırlarında gezindiği bir dönemin yankısıdır. Tekinsiz sularda, balıkçıların dillerinden düşmeyen bir efsane filizlenir: "Deniz Şeytanı." Parçalanan ağlar, denizin derinliklerinden yükselen çığlıklar ve bir yunus sırtında beliren gizemli varlığı, yerel halkın zihninde korkuyla karışık bir hayranlık uyandırır. Ancak İspanyol adamın hırsı, batıl inançlarından çok daha kudretlidir. İspanyol adam, bu gizemli varlığı bir köle gibi kullanıp denizin dibindeki incileri sömürmeyi arzular fakat hırsın kör ettiği bu arayış, karşısında doğanın ve bilimin ördüğü aşılmaz duvarları bulacaktır.
Alexander Belyaev
Sovyet bilim kurgusunun öncü kalemi Alexander Belyaev, 1884 yılında Smolensk’te, hayallerin sınır tanımadığı bir çocuklukla dünyaya gözlerini açtı. Onun en büyük tutkusu uçmaktı; öyle ki bir çatıda kanatlanmaya çalışırken omurgasını zedelemesi, hayatı boyunca taşıyacağı fiziksel bir yaraya dönüştü. Otuz iki yaşında yakalandığı kemik tüberkülozu onu altı yıl boyunca yatağa mahkûm ettiğinde, bedeninin esaretini zihninin özgürlüğüyle kırdı.
Eğitim hayatını hukuk ve müzik gibi disiplinler arası bir düzlemde tamamlayan Belyaev, geçimini sağlamak için orkestralarda çaldı, dekorlar tasarladı ve gazeteciliğin tozunu yuttu. Ancak 1925 yılında, hukuk kürsüsünden ebediyen ayrılıp kalemini bir neşter gibi kullanarak hayal dünyasının derinliklerine inmeyi seçti. Onun trajedisi, aslında insanlığın sınırlarını zorlayan o devasa muhayyilesinin en büyük yakıtı olmuştu.
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 220,50 | 220,50 |
| 2 | 117,97 | 235,94 |
| 3 | 80,12 | 240,35 |
| 6 | 42,26 | 253,58 |
| 9 | 29,40 | 264,60 |
| 12 | 23,15 | 277,83 |