Arthur Schopenhauer'in doğaüstü fenomenlere yönelmesinin ardında doğrudan şahsi deneyimleri yatar. Berlin'deyken gördüğü kehanet içerikli bir rüya üzerine şehri terk etmesi; Frankfurt'a yerleştiğinde ise ölmüş babası ile henüz hayattaki annesinin vizyonlarıyla karşılaşması, filozofu bu olayları sistematik bir zeminde araştırmaya itmiştir. Literatürdeki pek çok vakayı sahtekârlık veya bilgisizlikle eleştirse de belirli vizyonların ve haberci rüyaların nesnel bir gerçekliğe dayandığını savunur.
Ruh Görme Üzerine, çağının katı akılcılığının dışladığı hayalet tezahürlerini, durugörüyü ve hayvansal manyetizmayı Schopenhauer'in "tasavvur, irade ve kendinde şey" sistematiği üzerinden yeniden tanımlayan cüretkâr bir metindir. Filozof bu olayları ne kolaycı bir reddiyeyle kestirip atar ne de batıl inançlara sığınır; tüm bu süreçleri dış duyulardan bağımsız işleyen bir "rüya organı"nın faaliyeti olarak konumlandırır.
Buradaki asıl mesele ruhlara inanıp inanmamak değil; nesnel sandığımız dış dünyanın, zihnin kurguladığı son derece esnek ve kırılgan bir inşa olduğunu kavramaktır. Schopenhauer, algının sınır uçlarında işleyen gizemli mekanizmaları çözümlerken, dönemin sığ materyalizmine ve dinsel dogmatizmine karşı radikal, idealist bir felsefi müdahale gerçekleştiriyor.
Arthur Schopenhauer'in doğaüstü fenomenlere yönelmesinin ardında doğrudan şahsi deneyimleri yatar. Berlin'deyken gördüğü kehanet içerikli bir rüya üzerine şehri terk etmesi; Frankfurt'a yerleştiğinde ise ölmüş babası ile henüz hayattaki annesinin vizyonlarıyla karşılaşması, filozofu bu olayları sistematik bir zeminde araştırmaya itmiştir. Literatürdeki pek çok vakayı sahtekârlık veya bilgisizlikle eleştirse de belirli vizyonların ve haberci rüyaların nesnel bir gerçekliğe dayandığını savunur.
Ruh Görme Üzerine, çağının katı akılcılığının dışladığı hayalet tezahürlerini, durugörüyü ve hayvansal manyetizmayı Schopenhauer'in "tasavvur, irade ve kendinde şey" sistematiği üzerinden yeniden tanımlayan cüretkâr bir metindir. Filozof bu olayları ne kolaycı bir reddiyeyle kestirip atar ne de batıl inançlara sığınır; tüm bu süreçleri dış duyulardan bağımsız işleyen bir "rüya organı"nın faaliyeti olarak konumlandırır.
Buradaki asıl mesele ruhlara inanıp inanmamak değil; nesnel sandığımız dış dünyanın, zihnin kurguladığı son derece esnek ve kırılgan bir inşa olduğunu kavramaktır. Schopenhauer, algının sınır uçlarında işleyen gizemli mekanizmaları çözümlerken, dönemin sığ materyalizmine ve dinsel dogmatizmine karşı radikal, idealist bir felsefi müdahale gerçekleştiriyor.
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 160,00 | 160,00 |
| 2 | 85,60 | 171,20 |
| 3 | 58,13 | 174,40 |
| 6 | 30,67 | 184,00 |
| 9 | 21,33 | 192,00 |
| 12 | 16,80 | 201,60 |