“Devrimci şiddet ve paramiliter karşı-hareket pratiklerine bir bütün olarak bakıldığında Türkiye, 1970’ler dünya konjonktürüne, bir Avrupa ülkesi olarak değil âdeta bir Latin Amerika ülkesi olarak yerleşmiştir.”
Türkiye’nin modernleşme ve ulus-devlet inşası, farklı nedenlerle yaşanmış birçok politik şiddet biçimlerinin damgasını taşır. Kurumsal resmî şiddetten paramiliter şiddete, sınıfsal şiddetten aile içi şiddete uzanarak, devlet alanıyla sivil toplumu özgün biçimde ilişkilendirir.
Vefa Saygın Öğütle ve Güney Çeğin, bu kitapta modern Türkiye’nin politik tarihini devlet cebri ve politik şiddetin ilişki tarihi olarak ele alıyorlar.
Cumhuriyet’in ilk yıllarından itibaren yaşanan devlet cebri ve politik şiddet ilişkisini, bunun 1960’larda kapitalist militarizmin inşasına paralel olarak gelişen paramilitarizme ve radikal-kurucu şiddete nasıl zemin oluşturduğunu inceliyorlar.
Radikalleşen Türkiye (1960-1980), Türkiye siyasetinin dinamiklerinin öncelikle devletin yapısal mantığının bir sonucu olduğu tespitinden hareketle, 1960-1980 aralığında radikal solun gelişimini ve Kürt hareketini devletin çeşitli dışlama stratejilerine verilmiş yanıtlar olduğunu göstererek, hem o döneme hem 1980 sonrasına keskin bir ışık tutuyor.
“Kürt meselesinin kurgulanması artık Kürt politik aktörleri eliyle, sömürge tezi illegal bağımsız örgütlenme ikilisi temelinde gerçekleşir (...) bir bütün olarak Kürt sol hareketi, ‘öznel’i ‘evrensel’le rabıtalandırma hamlesinde, bir yandan uluslararası sömürgecilik deneyimlerine odaklanırken, öte yandan ‘Türkiye halkı’ndan tamamen bağımsız bir politik topos olarak modern ‘Kürtlüğün’ inşasına girişmiştir.”
“Devrimci şiddet ve paramiliter karşı-hareket pratiklerine bir bütün olarak bakıldığında Türkiye, 1970’ler dünya konjonktürüne, bir Avrupa ülkesi olarak değil âdeta bir Latin Amerika ülkesi olarak yerleşmiştir.”
Türkiye’nin modernleşme ve ulus-devlet inşası, farklı nedenlerle yaşanmış birçok politik şiddet biçimlerinin damgasını taşır. Kurumsal resmî şiddetten paramiliter şiddete, sınıfsal şiddetten aile içi şiddete uzanarak, devlet alanıyla sivil toplumu özgün biçimde ilişkilendirir.
Vefa Saygın Öğütle ve Güney Çeğin, bu kitapta modern Türkiye’nin politik tarihini devlet cebri ve politik şiddetin ilişki tarihi olarak ele alıyorlar.
Cumhuriyet’in ilk yıllarından itibaren yaşanan devlet cebri ve politik şiddet ilişkisini, bunun 1960’larda kapitalist militarizmin inşasına paralel olarak gelişen paramilitarizme ve radikal-kurucu şiddete nasıl zemin oluşturduğunu inceliyorlar.
Radikalleşen Türkiye (1960-1980), Türkiye siyasetinin dinamiklerinin öncelikle devletin yapısal mantığının bir sonucu olduğu tespitinden hareketle, 1960-1980 aralığında radikal solun gelişimini ve Kürt hareketini devletin çeşitli dışlama stratejilerine verilmiş yanıtlar olduğunu göstererek, hem o döneme hem 1980 sonrasına keskin bir ışık tutuyor.
“Kürt meselesinin kurgulanması artık Kürt politik aktörleri eliyle, sömürge tezi illegal bağımsız örgütlenme ikilisi temelinde gerçekleşir (...) bir bütün olarak Kürt sol hareketi, ‘öznel’i ‘evrensel’le rabıtalandırma hamlesinde, bir yandan uluslararası sömürgecilik deneyimlerine odaklanırken, öte yandan ‘Türkiye halkı’ndan tamamen bağımsız bir politik topos olarak modern ‘Kürtlüğün’ inşasına girişmiştir.”
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 248,00 | 248,00 |
| 2 | 132,68 | 265,36 |
| 3 | 90,11 | 270,32 |
| 6 | 47,53 | 285,20 |
| 9 | 33,07 | 297,60 |
| 12 | 26,04 | 312,48 |