Bir milletin kültür seviyesini anlayabilmenin en güvenilir yolu, o milletin ortaya koyduğu eserleri incelemek ve bu eserlerdeki sanat inceliklerini ortaya koymaktır. Osmanlı döneminden günümüze ulaşan mezar taşları sıradan taş parçaları değil, her biri birer sanat eseri niteliği taşıyan kültür tarihimizin sessiz tanıklarıdır. Mezar taşlarını incelediğimizde atalarımızın yüksek bir kültür seviyesine, incelikli bir sanat zevkine ve gelişmiş bir estetik anlayışına sahip olduklarını açıkça görmekteyiz. Bugün bu taşlara, başta İstanbul olmak üzere Osmanlı coğrafyasının hemen her köşesinde rastlamak mümkündür. İstanbul ise yalnızca siyasi ve kültürel bir merkez değil, aynı zamanda mezar taşları bakımından en geniş ve en seçkin örnekleri barındıran bir havzadır. Bu taşlar, şehrin estetik kimliğini tamamlayan ve Osmanlı sanatının zirvesini gözler önüne seren eşsiz örneklerdir.
Tarihî kabristanlara adım attığımızda edindiğimiz ilk izlenim, sanki bir açık hava müzesinde dolaşıyormuşuz hissidir. Özellikle hanım mezar taşlarında görülen zarif süslemeler, kadın inceliğini ve nezaketini yansıtan motiflerle taşlarda adeta çiçek açmış cennet bitkilerini hatırlatır. Bu bezemeler, gönül okşayan güzellikleriyle ölümün soğuk yüzünü yumuşatır, kabristanın ağır atmosferinde ise ruha ferahlık veren latif bir hava estirir. Bu estetik havanın ardındaki sırra bizi aşina kılmak için şimdi Ahmet Hamdi Tanpınar’a kulak verelim:
"Türk ruhu zaman ve mekânın çift bahçesinde bütün bu eserleri vücuda getirdi. Onlara kendi kanının tecrübesini aşıladı. Küçük bir dalı, bir çiçeği, bir harfin kıvrımını, alelâde bir çizgi ve münhâniyi, gülün kırmızısını ve servinin neftisini, emsalsiz sabrı ve güzellik aşkıyla ruhun ve hayatın sırlarını ve hikmetlerini alabilecek geniş ve yüksek birer sembol yaptı ve onlarla bir misafirlik telakki ettiği geçici hayatını süsledi".
Bir milletin kültür seviyesini anlayabilmenin en güvenilir yolu, o milletin ortaya koyduğu eserleri incelemek ve bu eserlerdeki sanat inceliklerini ortaya koymaktır. Osmanlı döneminden günümüze ulaşan mezar taşları sıradan taş parçaları değil, her biri birer sanat eseri niteliği taşıyan kültür tarihimizin sessiz tanıklarıdır. Mezar taşlarını incelediğimizde atalarımızın yüksek bir kültür seviyesine, incelikli bir sanat zevkine ve gelişmiş bir estetik anlayışına sahip olduklarını açıkça görmekteyiz. Bugün bu taşlara, başta İstanbul olmak üzere Osmanlı coğrafyasının hemen her köşesinde rastlamak mümkündür. İstanbul ise yalnızca siyasi ve kültürel bir merkez değil, aynı zamanda mezar taşları bakımından en geniş ve en seçkin örnekleri barındıran bir havzadır. Bu taşlar, şehrin estetik kimliğini tamamlayan ve Osmanlı sanatının zirvesini gözler önüne seren eşsiz örneklerdir.
Tarihî kabristanlara adım attığımızda edindiğimiz ilk izlenim, sanki bir açık hava müzesinde dolaşıyormuşuz hissidir. Özellikle hanım mezar taşlarında görülen zarif süslemeler, kadın inceliğini ve nezaketini yansıtan motiflerle taşlarda adeta çiçek açmış cennet bitkilerini hatırlatır. Bu bezemeler, gönül okşayan güzellikleriyle ölümün soğuk yüzünü yumuşatır, kabristanın ağır atmosferinde ise ruha ferahlık veren latif bir hava estirir. Bu estetik havanın ardındaki sırra bizi aşina kılmak için şimdi Ahmet Hamdi Tanpınar’a kulak verelim:
"Türk ruhu zaman ve mekânın çift bahçesinde bütün bu eserleri vücuda getirdi. Onlara kendi kanının tecrübesini aşıladı. Küçük bir dalı, bir çiçeği, bir harfin kıvrımını, alelâde bir çizgi ve münhâniyi, gülün kırmızısını ve servinin neftisini, emsalsiz sabrı ve güzellik aşkıyla ruhun ve hayatın sırlarını ve hikmetlerini alabilecek geniş ve yüksek birer sembol yaptı ve onlarla bir misafirlik telakki ettiği geçici hayatını süsledi".
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 504,00 | 504,00 |
| 2 | 269,64 | 539,28 |
| 3 | 183,12 | 549,36 |
| 6 | 96,60 | 579,60 |
| 9 | 67,20 | 604,80 |
| 12 | 52,92 | 635,04 |