"Evliyâ hemkaçar hembayrakaçar."Bazı insanlar vardır yalnızca kitap yazmaz, insanın içine bir ateş bırakır. Mustafa Tatcı daonlardanbiridir. Türk-İslâm tasavvufu alanında yıllar boyunca sadece metinleri değil, gönülleri de şerhetmişbirisimdir o. Onun derslerinde, seminer ve konferanslarında kelimeler bilgi olmaktan çıkar, insanıniçinedönen bir aynaya dönüşür. Dinlemek bazen hatırlamak olur. Bir cümle, yıllardır içimizdesessizcebekleyen bir hakikati uyandırır. "Mustafa Tatcı Kitabı" adıyla neşre hazırladığımız bu eser 14 Kasım 1960'da Kızılcabölük'te tevellüdedenbir akademisyenin terceme-i hâli olmanın ötesinde; bir talebenin, hocasını anlayabilmek içinçıktığı uzunbir iç yolculuğun da hikâyesidir. Aslına bakılırsa Hoca'nın kırk iki seneden beri yetiştirdiği her öğrencininyazıya geçirmediği bir "Mustafa Tatcı Kitabı" vardır. Ehlinin bildiği gibi bazı hayatlar anlatılmaz, ancakohayatlara yaklaşılmaya çalışılır. Tatcı Hoca'nın hayatı da böyledir: Açıldıkça derinleşen, derinleştikçegizlenen bir irfan iklimi…
Tatcı Hoca bu satırlara sığmaz. Dolayısıyla onun hayatı da yazılmaz kanaatindeyim. Yûnus'un"âşikârepinhân" tanımı sanırım Hoca'yı en iyi tanımlayan ibarelerden biridir. Elinizdeki kitapta yalnızca bir hocanın hayatını değil; Anadolu irfanını, tasavvufun diri damarını, YûnusEmre'den Niyâzî-i Mısrî'ye uzanan mânâ yolculuğunu, kültürü bir gönül meselesi olarak yaşayanbiradamın çilesini, aşkını ve hizmetini okuyacaksınız. Bu kitap, "Mustafa Tatcı budur." deme iddiası taşımaz. Çünkü derya bir kitaba sığmaz. Buradaki satırlar,ancak o deryadan alınabilmiş bir avuç su hükmündedir. Belki de mesele tam olarak budur:
Bir ârifi anlamaya çalışmak…
YasinŞEN
"Evliyâ hemkaçar hembayrakaçar."Bazı insanlar vardır yalnızca kitap yazmaz, insanın içine bir ateş bırakır. Mustafa Tatcı daonlardanbiridir. Türk-İslâm tasavvufu alanında yıllar boyunca sadece metinleri değil, gönülleri de şerhetmişbirisimdir o. Onun derslerinde, seminer ve konferanslarında kelimeler bilgi olmaktan çıkar, insanıniçinedönen bir aynaya dönüşür. Dinlemek bazen hatırlamak olur. Bir cümle, yıllardır içimizdesessizcebekleyen bir hakikati uyandırır. "Mustafa Tatcı Kitabı" adıyla neşre hazırladığımız bu eser 14 Kasım 1960'da Kızılcabölük'te tevellüdedenbir akademisyenin terceme-i hâli olmanın ötesinde; bir talebenin, hocasını anlayabilmek içinçıktığı uzunbir iç yolculuğun da hikâyesidir. Aslına bakılırsa Hoca'nın kırk iki seneden beri yetiştirdiği her öğrencininyazıya geçirmediği bir "Mustafa Tatcı Kitabı" vardır. Ehlinin bildiği gibi bazı hayatlar anlatılmaz, ancakohayatlara yaklaşılmaya çalışılır. Tatcı Hoca'nın hayatı da böyledir: Açıldıkça derinleşen, derinleştikçegizlenen bir irfan iklimi…
Tatcı Hoca bu satırlara sığmaz. Dolayısıyla onun hayatı da yazılmaz kanaatindeyim. Yûnus'un"âşikârepinhân" tanımı sanırım Hoca'yı en iyi tanımlayan ibarelerden biridir. Elinizdeki kitapta yalnızca bir hocanın hayatını değil; Anadolu irfanını, tasavvufun diri damarını, YûnusEmre'den Niyâzî-i Mısrî'ye uzanan mânâ yolculuğunu, kültürü bir gönül meselesi olarak yaşayanbiradamın çilesini, aşkını ve hizmetini okuyacaksınız. Bu kitap, "Mustafa Tatcı budur." deme iddiası taşımaz. Çünkü derya bir kitaba sığmaz. Buradaki satırlar,ancak o deryadan alınabilmiş bir avuç su hükmündedir. Belki de mesele tam olarak budur:
Bir ârifi anlamaya çalışmak…
YasinŞEN
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 1.350,00 | 1.350,00 |
| 2 | 722,25 | 1.444,50 |
| 3 | 490,50 | 1.471,50 |
| 6 | 258,75 | 1.552,50 |
| 9 | 180,00 | 1.620,00 |
| 12 | 141,75 | 1.701,00 |