Kurumsal dinin vazettiği ideal çerçeve ya da sosyolojik kuramların soyut öngörüleri, gündelik yaşam içinde bireyin anlayış ve deneyimiyle karşılaştığında dindarlığın sosyal gerçekliği nasıl bir anlatı ve mahiyete bürünmektedir? Sekülerleşme, modern bireycilik iddiaları veya bunların tersine dinin geri dönüşü, artan dindarlaşma, yeni dinî hareketler gibi kuramsal anlatıların bireysel dindarlığın dinamik tezahürleri karşısında nefessiz kaldığı bir bağlamda yeni bir kuramsal yaklaşım ve metodolojik izlek mümkün müdür?
Bireysel dindarlığın kuruluşundaki yapısal çekirdeğin ne olduğunu ortaya koyan bu kitap, kuramcıların ve anlatıcıların tahayyül ve tasavvurlarını paranteze alarak dindarlığı bizatihi deneyimleyen faillerin, dinin lehinde yahut aleyhindeki her türlü dışsal anlatıyı, kendi yaşam deneyimleri, gündelik rutinleri ve öznel anlam sistemleriyle nasıl yeniden çerçevelediklerini anlama çabasının bir sonucudur. Bu anlama çabası, kuramsal tartışmalarda modern bir iddia olarak tedavüle sokulmuş olan "bireyselleşen dindarlık" gibi bir tarihsel kırılma tahayyülünün aksine dindarlığın zaten dâhilî bir vasfı olan bireysel boyutu görünür kılmakta ve dindarlığı statik veya kurumsal bir çerçeveyle yahut belirsiz bir akışkanlıkla değil dinamik bir anlamsal inşa süreci olarak yeniden tanımlamaktadır. Böylece bireysel yaşam stratejisinin bir tezahürü olarak temayüz eden bireysel dindarlık, hem failin kendisi hem de onu anlama veya şekillendirme çabasında olanlar açısından daha anlaşılabilir bir mahiyet kazanmaktadır.
Bu hâliyle çalışma, okuyucusunu bireysel dindarlıkla ilgili sadece sıradan bir “okuma” yapmaya değil bireysel dindarlık hakkında yerleşiklik kazanmış anlatı ve ezberlerin nesinin yeterli veya yetersiz olduğunu yeniden düşünme ve değerlendirmeye yönelik bir çabanın ürününe tanıklık etmeye davet etmektedir.
Kurumsal dinin vazettiği ideal çerçeve ya da sosyolojik kuramların soyut öngörüleri, gündelik yaşam içinde bireyin anlayış ve deneyimiyle karşılaştığında dindarlığın sosyal gerçekliği nasıl bir anlatı ve mahiyete bürünmektedir? Sekülerleşme, modern bireycilik iddiaları veya bunların tersine dinin geri dönüşü, artan dindarlaşma, yeni dinî hareketler gibi kuramsal anlatıların bireysel dindarlığın dinamik tezahürleri karşısında nefessiz kaldığı bir bağlamda yeni bir kuramsal yaklaşım ve metodolojik izlek mümkün müdür?
Bireysel dindarlığın kuruluşundaki yapısal çekirdeğin ne olduğunu ortaya koyan bu kitap, kuramcıların ve anlatıcıların tahayyül ve tasavvurlarını paranteze alarak dindarlığı bizatihi deneyimleyen faillerin, dinin lehinde yahut aleyhindeki her türlü dışsal anlatıyı, kendi yaşam deneyimleri, gündelik rutinleri ve öznel anlam sistemleriyle nasıl yeniden çerçevelediklerini anlama çabasının bir sonucudur. Bu anlama çabası, kuramsal tartışmalarda modern bir iddia olarak tedavüle sokulmuş olan "bireyselleşen dindarlık" gibi bir tarihsel kırılma tahayyülünün aksine dindarlığın zaten dâhilî bir vasfı olan bireysel boyutu görünür kılmakta ve dindarlığı statik veya kurumsal bir çerçeveyle yahut belirsiz bir akışkanlıkla değil dinamik bir anlamsal inşa süreci olarak yeniden tanımlamaktadır. Böylece bireysel yaşam stratejisinin bir tezahürü olarak temayüz eden bireysel dindarlık, hem failin kendisi hem de onu anlama veya şekillendirme çabasında olanlar açısından daha anlaşılabilir bir mahiyet kazanmaktadır.
Bu hâliyle çalışma, okuyucusunu bireysel dindarlıkla ilgili sadece sıradan bir “okuma” yapmaya değil bireysel dindarlık hakkında yerleşiklik kazanmış anlatı ve ezberlerin nesinin yeterli veya yetersiz olduğunu yeniden düşünme ve değerlendirmeye yönelik bir çabanın ürününe tanıklık etmeye davet etmektedir.
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 696,00 | 696,00 |
| 2 | 372,36 | 744,72 |
| 3 | 252,88 | 758,64 |
| 6 | 133,40 | 800,40 |
| 9 | 92,80 | 835,20 |
| 12 | 73,08 | 876,96 |