Bu öykü, gerçek bir yaşamın unutulmaz izlerinden oluşmaktadır. Kan davasından Urfa Siverek'ten kaçıp Yumurtalık'a gelen bir ailenin dramıdır. Yumurtalık, tarihi güzellikleri olan, Adana'nın denize açılan kapısıdır. Fakat şimdiye kadar gelen belediye başkanları ve siyasiler tarafından yağmalanan bir ilçe olmuş; her türlü yetkiye sahip olanlar, taş üstüne taş koymamıştır. Ta ki 12 Eylül Kaymakamı Rasih Özbek belediye başkanı olana kadar. O da bir şeyler yapmaya, tarihi özellikleri ortaya çıkartmaya çalışsa da kısa bir süre sonra tayini önce Karataş'a, sonra Ankara'ya çıkmış, ardından kızağa çekilmiştir.
Burada Yumurtalık için "neler yapılmalı" derken sahillerin yağmalandığını gördük. Özalhas ailesinin çaresizliğini, yalnız kalan Aliye Hanım'ın çocuklarını okutmak için her işte çalıştığını; pamuk toplamaktan çapaya gitmeye, komşulara salça çıkarmak için biber temizlemeye, çocuk bakıcılığına, yufka ekmek yapmak için pişiriciliğe kadar her işi yaptığını gördük.
Çocuklarının rahatı ve mutluluğu için, kocasının ölümünden sonra iki kez evlenmek zorunda kalmış, her defasında da Hacca gitmeyi şart koşmuş. Onu gerçekleştirdikten sonra orada kaptığı hastalıktan dolayı rahim kanseri olmuş ve hayatını kaybetmiştir.
Yumurtalık'ta benim büyümeme yardımcı olan, "öksüzdür" diyerek sürekli bayramlarda para veren kirvem Osman Kolsuz'a; bana ilkokulda takım elbise alıp beni sevindiren Ayaş mahalle muhtarı Tezi Mahmut'a, dahasonraki muhtarımız Süleyman Öksüz'e; bana pamuk tarlasında kelek karpuzları bulup yediğimde, "Çakal, gene buldun karpuzu!" diyen, beni kayığıyla sürekli balığa götüren balıkçı Çavuş Dayı'ya; her zaman belediye başkanı Rasih Özbek'in yanında olan balıkçı Selahattin Abi'ye ve Yumurtalık için taş üstüne taş koyan insanlara çok teşekkür ederim.
Yumurtalık'ta acıyı da yaşadım, sevinci de. Bilyeli arabayla karakol yokuşundan aşağıya kayarken bulutlarda uçuyordum. Ben, Yumurtalık'ın asırlar öncesinde yaşayanlarının daha mutlu, daha çağdaş yaşadıklarına inanıyorum. Denizin her türlü balığı halka sunduğu; jumbo karidesler, lagoslar, levrek, kefal yumurtalarından havyarların yapıldığı, kıyılarında saçaklı ahtapotların dolaştığı bir yerdi. İlk balığa başladığımda attığım oltadan zıypak, köpeğin dölü balıklarının çıktığı bir yerdi. Çorapçı'nın deniz kabuklarını toplayarak toprak vazolara işlediği, resimlik kül tablası, envaiçeşit tabakların deniz kumu ve deniz kabuklarıyla süslendiği satışları yaparak geçimini sağladığı benim güzel Yumurtalık'ım!
Bu öykü, gerçek bir yaşamın unutulmaz izlerinden oluşmaktadır. Kan davasından Urfa Siverek'ten kaçıp Yumurtalık'a gelen bir ailenin dramıdır. Yumurtalık, tarihi güzellikleri olan, Adana'nın denize açılan kapısıdır. Fakat şimdiye kadar gelen belediye başkanları ve siyasiler tarafından yağmalanan bir ilçe olmuş; her türlü yetkiye sahip olanlar, taş üstüne taş koymamıştır. Ta ki 12 Eylül Kaymakamı Rasih Özbek belediye başkanı olana kadar. O da bir şeyler yapmaya, tarihi özellikleri ortaya çıkartmaya çalışsa da kısa bir süre sonra tayini önce Karataş'a, sonra Ankara'ya çıkmış, ardından kızağa çekilmiştir.
Burada Yumurtalık için "neler yapılmalı" derken sahillerin yağmalandığını gördük. Özalhas ailesinin çaresizliğini, yalnız kalan Aliye Hanım'ın çocuklarını okutmak için her işte çalıştığını; pamuk toplamaktan çapaya gitmeye, komşulara salça çıkarmak için biber temizlemeye, çocuk bakıcılığına, yufka ekmek yapmak için pişiriciliğe kadar her işi yaptığını gördük.
Çocuklarının rahatı ve mutluluğu için, kocasının ölümünden sonra iki kez evlenmek zorunda kalmış, her defasında da Hacca gitmeyi şart koşmuş. Onu gerçekleştirdikten sonra orada kaptığı hastalıktan dolayı rahim kanseri olmuş ve hayatını kaybetmiştir.
Yumurtalık'ta benim büyümeme yardımcı olan, "öksüzdür" diyerek sürekli bayramlarda para veren kirvem Osman Kolsuz'a; bana ilkokulda takım elbise alıp beni sevindiren Ayaş mahalle muhtarı Tezi Mahmut'a, dahasonraki muhtarımız Süleyman Öksüz'e; bana pamuk tarlasında kelek karpuzları bulup yediğimde, "Çakal, gene buldun karpuzu!" diyen, beni kayığıyla sürekli balığa götüren balıkçı Çavuş Dayı'ya; her zaman belediye başkanı Rasih Özbek'in yanında olan balıkçı Selahattin Abi'ye ve Yumurtalık için taş üstüne taş koyan insanlara çok teşekkür ederim.
Yumurtalık'ta acıyı da yaşadım, sevinci de. Bilyeli arabayla karakol yokuşundan aşağıya kayarken bulutlarda uçuyordum. Ben, Yumurtalık'ın asırlar öncesinde yaşayanlarının daha mutlu, daha çağdaş yaşadıklarına inanıyorum. Denizin her türlü balığı halka sunduğu; jumbo karidesler, lagoslar, levrek, kefal yumurtalarından havyarların yapıldığı, kıyılarında saçaklı ahtapotların dolaştığı bir yerdi. İlk balığa başladığımda attığım oltadan zıypak, köpeğin dölü balıklarının çıktığı bir yerdi. Çorapçı'nın deniz kabuklarını toplayarak toprak vazolara işlediği, resimlik kül tablası, envaiçeşit tabakların deniz kumu ve deniz kabuklarıyla süslendiği satışları yaparak geçimini sağladığı benim güzel Yumurtalık'ım!
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 288,35 | 288,35 |
| 2 | 154,27 | 308,53 |
| 3 | 104,77 | 314,30 |
| 6 | 55,27 | 331,60 |
| 9 | 38,45 | 346,02 |
| 12 | 30,28 | 363,32 |