“Bahadır, boşanmaya karar vermem hiç kolay olmadı. Sevmek, tek
başına, hayatın omuzlarımıza yüklediği sorumlulukların altından
kalkmamız için yetmiyormuş; yaşayıp gördük. Yeniden birleşirsek
hiçbir şey daha iyi olmayacak. Belki bu kadarcık ilişkimiz de yara
alacak. İnan ki bizim dostluğumuz evlilikten daha az değerli değil.
Bu şehirde çok önemsediğin, güvendiğin, bir sıkıntın olduğunda
koşup geleceğinden kuşku duymadığın birinin varlığını bilmek ne
kadar olağanüstü bir duygu. Bunu hayal edebiliyor musun? Bırak,
biz arkadaş kalalım. Evlenmek için seni anlayacak, mutlu edecek
bir kız elbet karşına çıkacaktır. Zaman ne gösterir bilinmez, ama
ben tekrar evlenmeyi düşünmüyorum. Beni anlıyorsun, değil mi?”
Ne söyleyen için kolaydı bu sözler ne dinleyen için. İkisi de acı
çekiyordu. Başlarını daha da eğerek nemli gözlerini birbirlerinden
gizlemeye çalıştılar. Bahadır için burası sözün bittiği yerdi:
“Evet, anlıyorum.”
Laura, hayatına girmek üzere olan adamı, hayatına daha önce
girmiş olanla kıyaslamadan yapamıyor, sonuçsa hiç değişmiyordu:
Bahadır coşkulu, tutkulu ve fedakârdı. İnsanı değerli hissettirirdi.
Ama ne zaman ne yapacağı kestirilemezdi. Saman alevi gibi parlar,
kendine ve çevresine zarar verirdi. Aşırı kıskançtı; hiç dinlemeden,
anlamadan tavır alırdı. Onunla yaşamak zordu... Olli -evlenince
değişmez veya yeni huyları ortaya çıkmazsa- sağduyulu, yaşından
olgun ve makul bir insandı. Rasyonel düşünür, mantıklı hareket
eder, ölçülü tepki verirdi. Ani iniş çıkışları yoktu. Sürpriz denecek
bir davranışını görmemişti henüz. Kısacası, bir aile için Olli sakin
limandı, Bahadır fırtınalı deniz! Kendisi huzur arıyordu artık,
macera değil.
“Bahadır, boşanmaya karar vermem hiç kolay olmadı. Sevmek, tek
başına, hayatın omuzlarımıza yüklediği sorumlulukların altından
kalkmamız için yetmiyormuş; yaşayıp gördük. Yeniden birleşirsek
hiçbir şey daha iyi olmayacak. Belki bu kadarcık ilişkimiz de yara
alacak. İnan ki bizim dostluğumuz evlilikten daha az değerli değil.
Bu şehirde çok önemsediğin, güvendiğin, bir sıkıntın olduğunda
koşup geleceğinden kuşku duymadığın birinin varlığını bilmek ne
kadar olağanüstü bir duygu. Bunu hayal edebiliyor musun? Bırak,
biz arkadaş kalalım. Evlenmek için seni anlayacak, mutlu edecek
bir kız elbet karşına çıkacaktır. Zaman ne gösterir bilinmez, ama
ben tekrar evlenmeyi düşünmüyorum. Beni anlıyorsun, değil mi?”
Ne söyleyen için kolaydı bu sözler ne dinleyen için. İkisi de acı
çekiyordu. Başlarını daha da eğerek nemli gözlerini birbirlerinden
gizlemeye çalıştılar. Bahadır için burası sözün bittiği yerdi:
“Evet, anlıyorum.”
Laura, hayatına girmek üzere olan adamı, hayatına daha önce
girmiş olanla kıyaslamadan yapamıyor, sonuçsa hiç değişmiyordu:
Bahadır coşkulu, tutkulu ve fedakârdı. İnsanı değerli hissettirirdi.
Ama ne zaman ne yapacağı kestirilemezdi. Saman alevi gibi parlar,
kendine ve çevresine zarar verirdi. Aşırı kıskançtı; hiç dinlemeden,
anlamadan tavır alırdı. Onunla yaşamak zordu... Olli -evlenince
değişmez veya yeni huyları ortaya çıkmazsa- sağduyulu, yaşından
olgun ve makul bir insandı. Rasyonel düşünür, mantıklı hareket
eder, ölçülü tepki verirdi. Ani iniş çıkışları yoktu. Sürpriz denecek
bir davranışını görmemişti henüz. Kısacası, bir aile için Olli sakin
limandı, Bahadır fırtınalı deniz! Kendisi huzur arıyordu artık,
macera değil.
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 277,40 | 277,40 |
| 2 | 148,41 | 296,82 |
| 3 | 100,79 | 302,37 |
| 6 | 53,17 | 319,01 |
| 9 | 36,99 | 332,88 |
| 12 | 29,13 | 349,52 |