"Benim annem de anlatırdı," dedi. "Hikâyeler anlatırdı. Dağın hikâyesini, nehrin hikâyesini, kendi hikâyesini. Ama bizim dilimizde 'anlatmak'la 'yapmak' aynı kelimedir. Anlattığın şeyi yapmışsındır. Yaptığın şeyi anlatmışsındır. Sizin dilinizde öyle mi?"
"Güven, dışarıdan alınan bir hediye değil, içimizde yeşerttiğimiz bir tohuma benzer. Bazen bahane onu çalmaya çalışır ama kökler sağlamsa, her bahar yeniden filizlenir."
Erzincan Ovası'nda bir deprem çadırından, Toroslar'ın seralarına; Zürih Gölü'nün kıyılarından Kobanê'nin sınırına uzanan bu kitap, hayatta kalmanın dört yasasının peşine düşüyor: Enerji, yenilik, iş birliği ve evrim.
Bu yasalar; kapitalizmin ve ataerkinin tüm ihlallerine rağmen kadınların sessiz örgütlenmesinde, işçilerin mavi tozlu nefesinde, mültecilerin paslı anahtarlarında ve toprağa yeniden sahip çıkan ellerde yeniden filizleniyor. Yazar, bir ayna tutuyor; ama bu ayna, gösterdiği gerçeklerle aynı zamanda bir silaha dönüşüyor.
Kırmızı Su, yalnızca bir öykü kitabı değil; kayıp mekânlara, unutulmaya yüz tutmuş emeğe ve yok sayılan direnişlere bir ağıt, aynı zamanda hep birlikte daha yaşanabilir bir dünya inşa etmek için bir çağrıdır. Dayanışma bir erdem değil, bir hayatta kalma biçimidir. Bu kitap da işte bu biçimin en çarpıcı örneği.
"Benim annem de anlatırdı," dedi. "Hikâyeler anlatırdı. Dağın hikâyesini, nehrin hikâyesini, kendi hikâyesini. Ama bizim dilimizde 'anlatmak'la 'yapmak' aynı kelimedir. Anlattığın şeyi yapmışsındır. Yaptığın şeyi anlatmışsındır. Sizin dilinizde öyle mi?"
"Güven, dışarıdan alınan bir hediye değil, içimizde yeşerttiğimiz bir tohuma benzer. Bazen bahane onu çalmaya çalışır ama kökler sağlamsa, her bahar yeniden filizlenir."
Erzincan Ovası'nda bir deprem çadırından, Toroslar'ın seralarına; Zürih Gölü'nün kıyılarından Kobanê'nin sınırına uzanan bu kitap, hayatta kalmanın dört yasasının peşine düşüyor: Enerji, yenilik, iş birliği ve evrim.
Bu yasalar; kapitalizmin ve ataerkinin tüm ihlallerine rağmen kadınların sessiz örgütlenmesinde, işçilerin mavi tozlu nefesinde, mültecilerin paslı anahtarlarında ve toprağa yeniden sahip çıkan ellerde yeniden filizleniyor. Yazar, bir ayna tutuyor; ama bu ayna, gösterdiği gerçeklerle aynı zamanda bir silaha dönüşüyor.
Kırmızı Su, yalnızca bir öykü kitabı değil; kayıp mekânlara, unutulmaya yüz tutmuş emeğe ve yok sayılan direnişlere bir ağıt, aynı zamanda hep birlikte daha yaşanabilir bir dünya inşa etmek için bir çağrıdır. Dayanışma bir erdem değil, bir hayatta kalma biçimidir. Bu kitap da işte bu biçimin en çarpıcı örneği.
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 144,00 | 144,00 |
| 2 | 77,04 | 154,08 |
| 3 | 52,32 | 156,96 |
| 6 | 27,60 | 165,60 |
| 9 | 19,20 | 172,80 |
| 12 | 15,12 | 181,44 |