“Sokağın karanlığından siyah, sıska bir sokak köpeği usulca sıyrılıp geldi. O da tıpkı onun gibi yersiz yurtsuzdu; hiçbir şey beklemeden ayaklarının dibine, o çamurlu asfalta kıvrıldı. O an, çok uzaktan, belki de bu şehre hiç ait olmayan bir trenin metalik uğultusu duyulmaya başlandı. Yaklaşan trenin ritmik sarsıntısı önce isli asfalta, oradan da kemiklerine yayıldı. Başını usulca kaldırdı. Afişin hemen yanındaki beton pervazda, dibinde iki parmak yağmur suyu birikmiş kirli bir cam bardak duruyordu. Trenin sarsıntısı arttıkça bardak yerinden oynamaya, kendi etrafında yavaşça dönerek pervazın ucuna doğru milim milim kaymaya başladı.
Rüzgâr yoktu ama bardağı iten görünmez bir el var gibiydi. Adam, bardağın içindeki o bulanık suyun esrarengiz titremesine, demir tekerleklerin gecenin bağrını yaran çığlığına ve ayaklarının dibinde uyuyan köpeğe bakarken içindeki o devasa korkunun bittiğini hissetti. Artık ne bir yere gitmesi gerekiyordu ne de bir yerden kaçması.
Her şey olması gerektiği yerdeydi; hayatın sırrı, gidecek hiçbir yerinin olmamasının o kaskatı, çamurlu ve büyüleyici durgunluğunda saklıydı. Bardak pervazın ucuna geldi. Usulca boşluğa düştü. Parçalanan camın sesi, amansızca geçip giden o devasa trenin gürültüsünde sonsuza dek yutuldu. Adam, gözlerini karanlığa dikti ve sadece bekledi.”
“Sokağın karanlığından siyah, sıska bir sokak köpeği usulca sıyrılıp geldi. O da tıpkı onun gibi yersiz yurtsuzdu; hiçbir şey beklemeden ayaklarının dibine, o çamurlu asfalta kıvrıldı. O an, çok uzaktan, belki de bu şehre hiç ait olmayan bir trenin metalik uğultusu duyulmaya başlandı. Yaklaşan trenin ritmik sarsıntısı önce isli asfalta, oradan da kemiklerine yayıldı. Başını usulca kaldırdı. Afişin hemen yanındaki beton pervazda, dibinde iki parmak yağmur suyu birikmiş kirli bir cam bardak duruyordu. Trenin sarsıntısı arttıkça bardak yerinden oynamaya, kendi etrafında yavaşça dönerek pervazın ucuna doğru milim milim kaymaya başladı.
Rüzgâr yoktu ama bardağı iten görünmez bir el var gibiydi. Adam, bardağın içindeki o bulanık suyun esrarengiz titremesine, demir tekerleklerin gecenin bağrını yaran çığlığına ve ayaklarının dibinde uyuyan köpeğe bakarken içindeki o devasa korkunun bittiğini hissetti. Artık ne bir yere gitmesi gerekiyordu ne de bir yerden kaçması.
Her şey olması gerektiği yerdeydi; hayatın sırrı, gidecek hiçbir yerinin olmamasının o kaskatı, çamurlu ve büyüleyici durgunluğunda saklıydı. Bardak pervazın ucuna geldi. Usulca boşluğa düştü. Parçalanan camın sesi, amansızca geçip giden o devasa trenin gürültüsünde sonsuza dek yutuldu. Adam, gözlerini karanlığa dikti ve sadece bekledi.”
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 205,00 | 205,00 |
| 2 | 109,68 | 219,35 |
| 3 | 74,48 | 223,45 |
| 6 | 39,29 | 235,75 |
| 9 | 27,33 | 246,00 |
| 12 | 21,53 | 258,30 |