“Ölümün eli kulağındayken anlam anlamsızlaşıyor. Her şeye iyi gelen, her şeyi sağaltan bir zaman var mı? Kendinden başkası-na zaman yetirecek güçte bir Kronos?”
“Ekseni eğik dünyanın ışıkla kovalamacası durmaksızın sürüyor. Mevsimler değişiyor…”
“Babam ölümü doğuramıyordu. Akşam olmasından korkuyordu, gece olmasından korkuyordu. Uykudan korkuyordu. Gece uyursa bir daha uyanamayacağından korkuyordu. İçindeki sıkıntı Minerva’nın baykuşu gibi gün batarken ortaya çıkıp hızlı hızlı kanat çırpıyordu.”
“Çocukları analardan, babalardan; yaşlıları da çocuklarından kurtarmalı. Kim kimin yıkımı!”
Ne hayatta kalmanın kurtuluş ne ölmenin çare olduğu benzersiz bir anlatı bu. Yolun sonuna varmadıkça hakkında hiçbir şey bilinemeyecek bir öykü olarak hayat, geride kalanların belleğinde tava dökülmedikçe adı konmayacak bir sır olarak ölüm… Öykülenmeyi hak etmek için kendi varlık sebebinden fazlasına gereksinmeyen insanların hayatlarını tüm o yalınkat parlaklığı içinde anlatıyor Hatice Aydoğdu. Gündelik olanın içindeki öyküyü bulup çıkarmıyor, tersine, gündelik olanı öykü katına yüksel-tiyor. Hayatın o katmerli dolambacına bazen tutkulu, bazen sakıngan, bazen iştahlı, kimi zaman da yetingen bir dürtüyle yol veren bütün işaretleri tek tek seçiyor. Tüm etkilerin kavşağında, tüm etkilere açık olmaktan, sadece ondan medet umuyor. Sözün özü, hayatın yükünü ayrı, darasını ayrı tartıyor elinizdeki kitap.
“Ölümün eli kulağındayken anlam anlamsızlaşıyor. Her şeye iyi gelen, her şeyi sağaltan bir zaman var mı? Kendinden başkası-na zaman yetirecek güçte bir Kronos?”
“Ekseni eğik dünyanın ışıkla kovalamacası durmaksızın sürüyor. Mevsimler değişiyor…”
“Babam ölümü doğuramıyordu. Akşam olmasından korkuyordu, gece olmasından korkuyordu. Uykudan korkuyordu. Gece uyursa bir daha uyanamayacağından korkuyordu. İçindeki sıkıntı Minerva’nın baykuşu gibi gün batarken ortaya çıkıp hızlı hızlı kanat çırpıyordu.”
“Çocukları analardan, babalardan; yaşlıları da çocuklarından kurtarmalı. Kim kimin yıkımı!”
Ne hayatta kalmanın kurtuluş ne ölmenin çare olduğu benzersiz bir anlatı bu. Yolun sonuna varmadıkça hakkında hiçbir şey bilinemeyecek bir öykü olarak hayat, geride kalanların belleğinde tava dökülmedikçe adı konmayacak bir sır olarak ölüm… Öykülenmeyi hak etmek için kendi varlık sebebinden fazlasına gereksinmeyen insanların hayatlarını tüm o yalınkat parlaklığı içinde anlatıyor Hatice Aydoğdu. Gündelik olanın içindeki öyküyü bulup çıkarmıyor, tersine, gündelik olanı öykü katına yüksel-tiyor. Hayatın o katmerli dolambacına bazen tutkulu, bazen sakıngan, bazen iştahlı, kimi zaman da yetingen bir dürtüyle yol veren bütün işaretleri tek tek seçiyor. Tüm etkilerin kavşağında, tüm etkilere açık olmaktan, sadece ondan medet umuyor. Sözün özü, hayatın yükünü ayrı, darasını ayrı tartıyor elinizdeki kitap.
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 162,00 | 162,00 |
| 2 | 86,67 | 173,34 |
| 3 | 58,86 | 176,58 |
| 6 | 31,05 | 186,30 |
| 9 | 21,60 | 194,40 |
| 12 | 17,01 | 204,12 |