Osmanlı kökenli Amerikalı yazar Demetra Vaka, bu eserinde Doğu ile Batı arasında köprü kuran eşsiz ve içeriden bir tanıklık sunuyor. İmparatorluğun can çekiştiği, yeni bir çağın ise sancılarla doğduğu o puslu İstanbul atmosferini, şehrin kadınları üzerinden anlatıyor. Yazar, Batı’nın egzotik fantezilerine hapsolmuş ‘Harem’ imgesini yıkarak, Osmanlı kadınının gerçek, etten ve kemikten dünyasına kapı aralıyor. Peçelerin ardındaki zeki, politik, hüzünlü ve mücadeleci kadınların, modernleşme rüzgârları karşısındaki duruşlarını ustalıkla tasvir ediyor. Bir gazeteci merakı ve eski bir dost samimiyetiyle kaleme alınan eser, saraylı hanımlardan modern devrimcilere uzanan geniş bir portre galerisi çiziyor.
Geleneksel Osmanlı yaşam tarzının çözülüşü ile Batılılaşma arzusu arasındaki o ince ve kırılgan çizgide yürüyen hayatları gözlemliyorsunuz. Konakların yüksek duvarları arkasında fısıldanan sırları, imkânsız aşkları, hayal kırıklıklarını ve yakıcı özgürlük özlemlerini gün yüzüne çıkarıyor. Olay, sadece kadınların şahsi hikâyelerini değil, aynı zamanda çok kültürlü bir imparatorluğun son nefesini verirken yaşadığı toplumsal travmaları da kayda geçiriyor. Batı’nın oryantalist ön yargılarını sarsan bu anlatı, Osmanlı kadınının edilgen birer figür değil, değişimin bizzat öznesi olduğunu kanıtlıyor. Özlem, aidiyet ve kimlik arayışı temalarıyla örülü metin, okuyucuyu İstanbul’un kaybolmuş o büyülü ve melankolik zamanlarına götürüyor. Tarihin gölgesinde kalmış kadın seslerini duyuran bu eser, sosyolojik bir belge niteliği taşırken akıcı üslubuyla edebi lezzetinden de ödün vermiyor. Hem bir seyahatname hem de bir anı roman tadında olan kitap, yakın tarih ve kadın çalışmalarına ilgi duyanlar için hazine değerindedir.
Osmanlı kökenli Amerikalı yazar Demetra Vaka, bu eserinde Doğu ile Batı arasında köprü kuran eşsiz ve içeriden bir tanıklık sunuyor. İmparatorluğun can çekiştiği, yeni bir çağın ise sancılarla doğduğu o puslu İstanbul atmosferini, şehrin kadınları üzerinden anlatıyor. Yazar, Batı’nın egzotik fantezilerine hapsolmuş ‘Harem’ imgesini yıkarak, Osmanlı kadınının gerçek, etten ve kemikten dünyasına kapı aralıyor. Peçelerin ardındaki zeki, politik, hüzünlü ve mücadeleci kadınların, modernleşme rüzgârları karşısındaki duruşlarını ustalıkla tasvir ediyor. Bir gazeteci merakı ve eski bir dost samimiyetiyle kaleme alınan eser, saraylı hanımlardan modern devrimcilere uzanan geniş bir portre galerisi çiziyor.
Geleneksel Osmanlı yaşam tarzının çözülüşü ile Batılılaşma arzusu arasındaki o ince ve kırılgan çizgide yürüyen hayatları gözlemliyorsunuz. Konakların yüksek duvarları arkasında fısıldanan sırları, imkânsız aşkları, hayal kırıklıklarını ve yakıcı özgürlük özlemlerini gün yüzüne çıkarıyor. Olay, sadece kadınların şahsi hikâyelerini değil, aynı zamanda çok kültürlü bir imparatorluğun son nefesini verirken yaşadığı toplumsal travmaları da kayda geçiriyor. Batı’nın oryantalist ön yargılarını sarsan bu anlatı, Osmanlı kadınının edilgen birer figür değil, değişimin bizzat öznesi olduğunu kanıtlıyor. Özlem, aidiyet ve kimlik arayışı temalarıyla örülü metin, okuyucuyu İstanbul’un kaybolmuş o büyülü ve melankolik zamanlarına götürüyor. Tarihin gölgesinde kalmış kadın seslerini duyuran bu eser, sosyolojik bir belge niteliği taşırken akıcı üslubuyla edebi lezzetinden de ödün vermiyor. Hem bir seyahatname hem de bir anı roman tadında olan kitap, yakın tarih ve kadın çalışmalarına ilgi duyanlar için hazine değerindedir.
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 196,00 | 196,00 |
| 2 | 104,86 | 209,72 |
| 3 | 71,21 | 213,64 |
| 6 | 37,57 | 225,40 |
| 9 | 26,13 | 235,20 |
| 12 | 20,58 | 246,96 |