Bu çalışma Türkiye'de 2010-2024 yılları arasında AK Parti iktidarına yöneltilen İslami referanslı eleştirileri, İslamcılığın kurucu iddiaları ve normatif evreni açısından bir iç muhasebe imkânı olarak incelemektedir.
Veri seti, farklı mecralarda üretilmiş yazılı ve sözlü metinlerden derlenen on yedi eleştirel aktörün söylemlerinden oluşturulmuş; kronolojik anlatı yerine tematik ve tümevarımsal bir çözümleme benimsenmiştir.
Tematik çözümleme, eleştirilerin iki eksende yoğunlaştığını göstermektedir: Güç ve servetle sınanma. Güç ekseninde hukuk-adalet, eleştiriye tahammülsüzlük, muhalefet hakkının daralması ve kutuplaştırıcı dil; servet ekseninde ise kamu kaynakları, kayırmacılık, yolsuzluk iddiaları, israf ve gösterişçi dindarlık öne çıkmaktadır. Eleştiriler bu sorunları çoğu kez belirli bir din anlayışı ve meşruiyet diliyle ilişkilendirerek siyasal eleştiriyi zorunlu biçimde teolojik bir sorgulamaya dönüştürmekte; ayrıca "sahihlik" iddiası, özcülük ve modern kavramsal repertuarla kurulan melezlik üzerinden meta sorunlar üretmektedir.
Çalışma, eleştirilerin doğruluk değerini saptamak yerine eleştirel söylemin İslamcılığın iktidar tecrübesinde meşruiyet ölçülerini nasıl yeniden müzakere ettiğini görünür kılmaktadır. Bu bulgular; "İslamcılık bitti mi?" türü genellemeleri doğrulama/yanlışlama hedefi olmaksızın, içeriden eleştirinin hem dönüştürücü bir hatırlatma dili hem de kendi sınırlarını üreten bir pratik olduğunu ortaya koymaktadır. Böylece çalışma din-siyaset ilişkisinin, sabit özler üzerinden değil; yorum rekabeti ve kurumsal karşılık arayışı üzerinden işlediğini ileri sürmekte ve İslamiliğin kamusal alanda sürekli yeniden tanımlandığını vurgulamaktadır.
Bu çalışma Türkiye'de 2010-2024 yılları arasında AK Parti iktidarına yöneltilen İslami referanslı eleştirileri, İslamcılığın kurucu iddiaları ve normatif evreni açısından bir iç muhasebe imkânı olarak incelemektedir.
Veri seti, farklı mecralarda üretilmiş yazılı ve sözlü metinlerden derlenen on yedi eleştirel aktörün söylemlerinden oluşturulmuş; kronolojik anlatı yerine tematik ve tümevarımsal bir çözümleme benimsenmiştir.
Tematik çözümleme, eleştirilerin iki eksende yoğunlaştığını göstermektedir: Güç ve servetle sınanma. Güç ekseninde hukuk-adalet, eleştiriye tahammülsüzlük, muhalefet hakkının daralması ve kutuplaştırıcı dil; servet ekseninde ise kamu kaynakları, kayırmacılık, yolsuzluk iddiaları, israf ve gösterişçi dindarlık öne çıkmaktadır. Eleştiriler bu sorunları çoğu kez belirli bir din anlayışı ve meşruiyet diliyle ilişkilendirerek siyasal eleştiriyi zorunlu biçimde teolojik bir sorgulamaya dönüştürmekte; ayrıca "sahihlik" iddiası, özcülük ve modern kavramsal repertuarla kurulan melezlik üzerinden meta sorunlar üretmektedir.
Çalışma, eleştirilerin doğruluk değerini saptamak yerine eleştirel söylemin İslamcılığın iktidar tecrübesinde meşruiyet ölçülerini nasıl yeniden müzakere ettiğini görünür kılmaktadır. Bu bulgular; "İslamcılık bitti mi?" türü genellemeleri doğrulama/yanlışlama hedefi olmaksızın, içeriden eleştirinin hem dönüştürücü bir hatırlatma dili hem de kendi sınırlarını üreten bir pratik olduğunu ortaya koymaktadır. Böylece çalışma din-siyaset ilişkisinin, sabit özler üzerinden değil; yorum rekabeti ve kurumsal karşılık arayışı üzerinden işlediğini ileri sürmekte ve İslamiliğin kamusal alanda sürekli yeniden tanımlandığını vurgulamaktadır.
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 302,40 | 302,40 |
| 2 | 161,78 | 323,57 |
| 3 | 109,87 | 329,62 |
| 6 | 57,96 | 347,76 |
| 9 | 40,32 | 362,88 |
| 12 | 31,75 | 381,02 |