Ne dünyalık istediler, ne aferin umdular
Ne kavgadan vazgeçtiler, ne gücenip küstüler.
Vatan, millet, din ve devlet Alsancaklar hakkına.
Dar günlerin erkek aslan sesiydiler. Sustular.
N. Y. Gençosmanoğlu
Prof. Dr. İsmail Kara Hocamızın tavsiye ve teşvikleriyle 14 yıl önce bu eseri yazmaya niyet etmiştim. Biraz daha geriye gidersek tam 50 yıldır bu kitaptaki ana temaları beynimde zaten yazmıştım. Ancak bu kitapta isimleri zikredilen münevverlerin hayattayken hizmet ve mücadele azimlerine ve milli meselelere gösterilen toplumsal ilgisizliği yazmaya utandım. Bu kahramanları yazmayı haya ettim, sıkıldım, yazamadım. Yapılan vefasızlıklardan, laubaliliklerden ötürü, içinde yaşadığımız toplumun vefasızlığına kızdım, öfkelendim. Zira bu münevver zatların mezarlarının baş uçlarında, kimliklerini gösteren yazılı bir taş bile koyamadık. Koymadık. Bu inançlı yiğit cengâver insanların varlığı, bıraktıkları hoş, gür ve anlamlı sesler, yıllarca beni de manen azarlayıp durdu. Oysa ki mezar taşları ülke topraklarının tapularıdır. Bizler ülkemizin tapularını bile hazırlayıp almamışız.
Olgunlaşan bir meyvenin vakti gelip dalından toplanması gibi, artık vakti gelmiştir deyip nihayet kalemimi elime aldım, bildiklerimi, duyduklarımı, şahit olduklarımı ve inandıklarımı, her anı bu günkü gibi bilinen beş bin yıllık tarihimizin son küçük bir karesini korkusuz bir cesaretle yazdım. Ecdadı anlatırken, tarafsız bir bakışla, benim de bu anlatılmayan, kasıtlı olarak saklanan şanlı mazimize bir ışık yakacak kandilim, mücevheratla dolu karanlıkta bırakılmış tarihimize bir litre gazım olsun diyerek hafızamdakileri, öğrendiklerimi ve gönlümdekileri samimi bir üslupla inanarak yazdım.
Sizlere sunuyorum… Yazdıklarımın doğrultusunda bana yapılacak yorum ve yargılamaları da siz yapın sayın okuyucularım. Bekliyorum.
Ne dünyalık istediler, ne aferin umdular
Ne kavgadan vazgeçtiler, ne gücenip küstüler.
Vatan, millet, din ve devlet Alsancaklar hakkına.
Dar günlerin erkek aslan sesiydiler. Sustular.
N. Y. Gençosmanoğlu
Prof. Dr. İsmail Kara Hocamızın tavsiye ve teşvikleriyle 14 yıl önce bu eseri yazmaya niyet etmiştim. Biraz daha geriye gidersek tam 50 yıldır bu kitaptaki ana temaları beynimde zaten yazmıştım. Ancak bu kitapta isimleri zikredilen münevverlerin hayattayken hizmet ve mücadele azimlerine ve milli meselelere gösterilen toplumsal ilgisizliği yazmaya utandım. Bu kahramanları yazmayı haya ettim, sıkıldım, yazamadım. Yapılan vefasızlıklardan, laubaliliklerden ötürü, içinde yaşadığımız toplumun vefasızlığına kızdım, öfkelendim. Zira bu münevver zatların mezarlarının baş uçlarında, kimliklerini gösteren yazılı bir taş bile koyamadık. Koymadık. Bu inançlı yiğit cengâver insanların varlığı, bıraktıkları hoş, gür ve anlamlı sesler, yıllarca beni de manen azarlayıp durdu. Oysa ki mezar taşları ülke topraklarının tapularıdır. Bizler ülkemizin tapularını bile hazırlayıp almamışız.
Olgunlaşan bir meyvenin vakti gelip dalından toplanması gibi, artık vakti gelmiştir deyip nihayet kalemimi elime aldım, bildiklerimi, duyduklarımı, şahit olduklarımı ve inandıklarımı, her anı bu günkü gibi bilinen beş bin yıllık tarihimizin son küçük bir karesini korkusuz bir cesaretle yazdım. Ecdadı anlatırken, tarafsız bir bakışla, benim de bu anlatılmayan, kasıtlı olarak saklanan şanlı mazimize bir ışık yakacak kandilim, mücevheratla dolu karanlıkta bırakılmış tarihimize bir litre gazım olsun diyerek hafızamdakileri, öğrendiklerimi ve gönlümdekileri samimi bir üslupla inanarak yazdım.
Sizlere sunuyorum… Yazdıklarımın doğrultusunda bana yapılacak yorum ve yargılamaları da siz yapın sayın okuyucularım. Bekliyorum.
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 234,00 | 234,00 |
| 2 | 125,19 | 250,38 |
| 3 | 85,02 | 255,06 |
| 6 | 44,85 | 269,10 |
| 9 | 31,20 | 280,80 |
| 12 | 24,57 | 294,84 |