Eşitliğin ve Rızanın 1500 Yıllık Yolculuğu

Stok Kodu:
9786257325783
Boyut:
13.5x21
Sayfa Sayısı:
320
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2026-06
Kapak Türü:
Ciltsiz
Kağıt Türü:
Kuşe
%28 indirimli
540,00TL
388,80TL
Taksitli fiyat: 12 x 40,82TL
Temin süresi 7 gündür.
9786257325783
929149
Eşitliğin ve Rızanın 1500 Yıllık Yolculuğu
Eşitliğin ve Rızanın 1500 Yıllık Yolculuğu
388.8


Alevilik, yüzyıllar boyunca çoğu zaman folklor, inanç ya da heterodoks bir mezhep olarak tanımlandı. Bu tanımlar, onun derin düşünsel yapısını görünmez kıldı.
Oysa Alevilik, yalnızca ritüellerden, sözlü kültür unsurlarından ya da tarihsel kimlik tartışmalarından ibaret değildir.
Bu kitap, Aleviliği ilk kez sistematik biçimde bir düşünce geleneği olarak ele alıyor. Onu “mistik folklor” alanından çıkararak, düşünce tarihinin edilgen bir nesnesi değil, kurucu bir öznesi olarak yeniden konumlandırıyor.
Geç Antik Çağ’dan günümüze uzanan yaklaşık 1500 yıllık bir süreklilik içinde Alevilik; batını yorum geleneği, sözlü epistemolojisi ve akıl-etik merkezli yaklaşımıyla inceleniyor.
Bu çalışma, Aleviliği donmuş bir inanç sistemi olarak değil; sorgulayan, dönüşen ve kendini yeniden üreten bir zihniyet dünyası olarak okuyor.
Alevilikte düşünce yazılmaz; yaşanır. Bilgi yalnızca metinlerde değil; nefeslerde, erkânda ve toplumsal ilişkilerde üretilir.
Bu yönüyle Alevilik, dogmatik bir yapı değil; anlam arayışını merkeze alan yaşayan bir düşünce pratiğidir. Bu kitap, Aleviliğin modern anlamda bilim üretmiş bir gelenek olduğunu iddia etmez; ancak onun, aklı önceleyen ve sorgulamayı esas alan yapısıyla, bilimsel düşünceyle çatışmayan bir zemin sunduğunu ortaya koyar. 
Sonuçta ortaya çıkan tablo nettir: Alevilik ne yalnızca bir inanıştır, ne yalnızca bir kültürdür, ne de folklorik bir mirastır.
Alevilik, kendi epistemolojisi, etik sistemi ve yorum geleneği olan bir düşünce sürekliliğidir


Alevilik, yüzyıllar boyunca çoğu zaman folklor, inanç ya da heterodoks bir mezhep olarak tanımlandı. Bu tanımlar, onun derin düşünsel yapısını görünmez kıldı.
Oysa Alevilik, yalnızca ritüellerden, sözlü kültür unsurlarından ya da tarihsel kimlik tartışmalarından ibaret değildir.
Bu kitap, Aleviliği ilk kez sistematik biçimde bir düşünce geleneği olarak ele alıyor. Onu “mistik folklor” alanından çıkararak, düşünce tarihinin edilgen bir nesnesi değil, kurucu bir öznesi olarak yeniden konumlandırıyor.
Geç Antik Çağ’dan günümüze uzanan yaklaşık 1500 yıllık bir süreklilik içinde Alevilik; batını yorum geleneği, sözlü epistemolojisi ve akıl-etik merkezli yaklaşımıyla inceleniyor.
Bu çalışma, Aleviliği donmuş bir inanç sistemi olarak değil; sorgulayan, dönüşen ve kendini yeniden üreten bir zihniyet dünyası olarak okuyor.
Alevilikte düşünce yazılmaz; yaşanır. Bilgi yalnızca metinlerde değil; nefeslerde, erkânda ve toplumsal ilişkilerde üretilir.
Bu yönüyle Alevilik, dogmatik bir yapı değil; anlam arayışını merkeze alan yaşayan bir düşünce pratiğidir. Bu kitap, Aleviliğin modern anlamda bilim üretmiş bir gelenek olduğunu iddia etmez; ancak onun, aklı önceleyen ve sorgulamayı esas alan yapısıyla, bilimsel düşünceyle çatışmayan bir zemin sunduğunu ortaya koyar. 
Sonuçta ortaya çıkan tablo nettir: Alevilik ne yalnızca bir inanıştır, ne yalnızca bir kültürdür, ne de folklorik bir mirastır.
Alevilik, kendi epistemolojisi, etik sistemi ve yorum geleneği olan bir düşünce sürekliliğidir

Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Tüm Kartlar
Taksit Sayısı Taksit tutarı Genel Toplam
Tek Çekim 388,80    388,80   
2 208,01    416,02   
3 141,26    423,79   
6 74,52    447,12   
9 51,84    466,56   
12 40,82    489,89   
Kapat