Doğanın Kanunu veya Her Zaman İhmal Edilmiş ya da Yanlış Anlaşılmış Olan Kanunlarının Gerçek Ruhu

Stok Kodu:
9786052931615
Boyut:
13x21
Sayfa Sayısı:
208
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2026-01
Kapak Türü:
Ciltsiz
Kağıt Türü:
2. Hamur
%20 indirimli
380,00TL
304,00TL
Taksitli fiyat: 12 x 31,92TL
9786052931615
943620
Doğanın Kanunu veya Her Zaman İhmal Edilmiş ya da Yanlış Anlaşılmış Olan Kanunlarının Gerçek Ruhu
Doğanın Kanunu veya Her Zaman İhmal Edilmiş ya da Yanlış Anlaşılmış Olan Kanunlarının Gerçek Ruhu
304

İsimsizdi, imzasızdı. O yazdı, şanını başkası sürdü. Gizemli değildi aslında, gözden ve gönülden kaçırılandı. Sormuyordu, biliyordu: Mülkiyet belasından arınmış, doğanın ritmiyle uyumlu bir dünya, bir insanlık mümkündü. İhmal edilmezse "Doğanın Kanunu", yanlış anlaşılmazsa en yüce yasa, tarihin akışı değişirdi. Coşkuluydu, aydınlıktı. Sesi de yüreği de. O'nu çağına gömdüler. Beynini Diderot'ya, kalbini ardıllarına bölüştüler.
Jean-Jacques Rousseau'nun Toplum Sözleşmesi, Fransız Devrimi'nin ayak sesleri, sonraki yüzyılın bilimsel sosyalizm teorileri… Hepsinden çok önceydi, eşitlikçi bir dünyanın sınır çizgisiydi. Öncülleri Platon, Thomas More, Campanella'nın düzelticisi, tarih kadar eski hasarlı bir düşün iyileştiricisi. Soyut hayale somut bir Toplum Sözleşmesi… "Doğanın Kanunu", temel yasaya dönüş manifestosu… Birlikte üretilsin, herkes gücüne göre çalışsın, herkes ihtiyacına göre alsın. Paranın egemenliğinin son bulduğu gönüllü kentler, ülkeler… Tarla sürenin, meyve toplayanın değil... Her şey onun, insanın kendisi gibi, buğday da, üzüm de, her şey onun, her şey insanlığın...
İnsan kalbi güzeldi. İnsan aklı iyiydi. Tertemiz doğan, tertemiz ölebilirdi. Hayat sevinçle, ölüm korkusuzca karışlanabilirdi. Herkes ötekinin sevdiği, herkes ötekinin kalbi olabilirdi. Neşe bölüşülebilir, dert göçüp gidebilirdi. Kabus, "özel mülkiyetti"; vahşet, açgözlülüktü. Nefes alabilirdik, gülebilirdik, güzel yaşayabilir, huzur içinde toprağa karışabilirdik. İhmal etmeseydik, yanlış anlamasaydık, "Doğanın Kanunu", 271 yıllık bu rüya, hayatımızın ta kendisi olabilirdi.

İsimsizdi, imzasızdı. O yazdı, şanını başkası sürdü. Gizemli değildi aslında, gözden ve gönülden kaçırılandı. Sormuyordu, biliyordu: Mülkiyet belasından arınmış, doğanın ritmiyle uyumlu bir dünya, bir insanlık mümkündü. İhmal edilmezse "Doğanın Kanunu", yanlış anlaşılmazsa en yüce yasa, tarihin akışı değişirdi. Coşkuluydu, aydınlıktı. Sesi de yüreği de. O'nu çağına gömdüler. Beynini Diderot'ya, kalbini ardıllarına bölüştüler.
Jean-Jacques Rousseau'nun Toplum Sözleşmesi, Fransız Devrimi'nin ayak sesleri, sonraki yüzyılın bilimsel sosyalizm teorileri… Hepsinden çok önceydi, eşitlikçi bir dünyanın sınır çizgisiydi. Öncülleri Platon, Thomas More, Campanella'nın düzelticisi, tarih kadar eski hasarlı bir düşün iyileştiricisi. Soyut hayale somut bir Toplum Sözleşmesi… "Doğanın Kanunu", temel yasaya dönüş manifestosu… Birlikte üretilsin, herkes gücüne göre çalışsın, herkes ihtiyacına göre alsın. Paranın egemenliğinin son bulduğu gönüllü kentler, ülkeler… Tarla sürenin, meyve toplayanın değil... Her şey onun, insanın kendisi gibi, buğday da, üzüm de, her şey onun, her şey insanlığın...
İnsan kalbi güzeldi. İnsan aklı iyiydi. Tertemiz doğan, tertemiz ölebilirdi. Hayat sevinçle, ölüm korkusuzca karışlanabilirdi. Herkes ötekinin sevdiği, herkes ötekinin kalbi olabilirdi. Neşe bölüşülebilir, dert göçüp gidebilirdi. Kabus, "özel mülkiyetti"; vahşet, açgözlülüktü. Nefes alabilirdik, gülebilirdik, güzel yaşayabilir, huzur içinde toprağa karışabilirdik. İhmal etmeseydik, yanlış anlamasaydık, "Doğanın Kanunu", 271 yıllık bu rüya, hayatımızın ta kendisi olabilirdi.

Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Tüm Kartlar
Taksit Sayısı Taksit tutarı Genel Toplam
Tek Çekim 304,00    304,00   
2 162,64    325,28   
3 110,45    331,36   
6 58,27    349,60   
9 40,53    364,80   
12 31,92    383,04   
Kapat