Dilin Günahı;
• Dedikodu, iftira ve kıskançlığın ilişkileri nasıl yıprattığını inceliyor. Ailede, arkadaşlıkta ve iş hayatında güveni bozan söz ve davranışlara odaklanıyor.
• Beş temel kavramı açıklıyor: Zan, tecessüs, gıybet, iftira ve haset. Bilmeden hüküm vermek, özel hayatı kurcalamak ve duyduğunu yaymak arasındaki bağlantıyı gösteriyor.
• Dinî kaynaklar, düşünce tarihi ve çağdaş araştırmalar aynı çerçevede buluşuyor. Kur'an ayetlerine; Gazâlî, İbn Hazm, İbn Haldûn, Marcus Aurelius ve Seneca gibi isimlerin görüşleri eşlik ediyor.
• Kendimizi haklı çıkarmak için kullandığımız bahaneleri sorguluyor. "Sadece merak ettim", "Doğruyu söylüyorum" ve "Ben duyduğumu aktarıyorum" gibi cümlelerin arkasındaki sorumluluğu ele alıyor.
• Kur'an ayetlerini psikoloji ve sosyal psikoloji araştırmalarıyla birlikte değerlendiriyor. Dedikodunun çekiciliğini, kıskançlığın nedenlerini ve insanların yanlış bilgilere neden inandığını tartışıyor.
• Mahremiyet meselesini telefon ekranlarına taşıyor. Dijital gözetleme, mesajlaşma grupları ve sosyal medyada kullanılan dili ahlaki sorumluluk açısından inceliyor.
• Hak aramakla iftira atmak, haksızlığa öfkelenmekle haset etmek arasındaki ayrımları açıklıyor. Bir davranışı değerlendirirken niyet kadar yöntemin de önemini vurguluyor.
• İftiraya uğrayan ve dedikoduyla incitilen kişilere de sesleniyor. Haksızlık karşısında nasıl davranılabileceğini, affetmeyi ve kötülüğe karşı verilecek cevabı tartışıyor.
• Çözüm için somut başlıklar sunuyor. Haberi doğrulamak, sır saklamak, güzel söz söylemek, özür ve tövbe, çocuklara dil ahlakını öğretmek kitabın çözüm bölümünde yer alıyor.
En asil intikam, kötülük edene benzememektir.
MARCUS AURELIUS
Bir insanın gerçek karakteri, yanında bulunmayanlar hakkında konuştuklarından belli olur. Zan, sizin haberiniz bile olmayan bir mahkemede hükme bağlanır. Sonra hakkınızda gizli bir soruşturma başlatılır. Gıybet siz yokken yapılır, iftira siz yokken atılır. İnsan bunları yaparken günahına masum bir ad da bulur. Zan sezgi, tecessüs gerçeği açığa çıkarmak, dedikodu da dertleşmek olur. Kur'an ise hepsini yasaklar ve önemsiz sayılanın Allah katında çok büyük bir günah olduğunu haber verir.
Elinizdeki kitap, zandan iftiraya uzanan bu zinciri ve onu gizlice harekete geçiren haseti Kur'an'ın rehberliğinde halka halka söküyor. Hem psikiyatri ve psikolojinin bulgularından hem de antik bilgelerle İslam âlimlerinin ortak mirasından yararlanıyor. "Ben haklıyım", "Benim niyetim iyi", "Kalbim temiz" diyerek sığındığımız bahaneleri birer birer elimizden alıyor ama bizi orada bırakmıyor, dil yarasının çaresini de söylüyor. Arkanızdan konuşulduysa ya da iftiraya uğradıysanız bu sayfalarda önce nasıl davranacağınızı öğrenecek, ardından Kur'an'ın size verdiği müjdeyi göreceksiniz. Bu kitap, her birimizin kendine bakabileceği bir ayna olsun diye yazıldı.
Emre Dorman, Acıbadem Üniversitesi Felsefe Bölümü'nde öğretim üyesidir. Marmara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi Temel İslâm Bilimleri Kelâm Bilim Dalı'nda yüksek lisans ve doktora çalışmasını tamamladı. Din Felsefesi alanında doçent, Felsefe alanında profesör oldu. Emre Dorman, Felsefeye Giriş, Din Felsefesi ve İslam Felsefesi dersleri vermekte, teoloji, felsefe ve din-bilim ilişkisi alanlarında çalışmalarını sürdürmektedir.
Dilin Günahı;
• Dedikodu, iftira ve kıskançlığın ilişkileri nasıl yıprattığını inceliyor. Ailede, arkadaşlıkta ve iş hayatında güveni bozan söz ve davranışlara odaklanıyor.
• Beş temel kavramı açıklıyor: Zan, tecessüs, gıybet, iftira ve haset. Bilmeden hüküm vermek, özel hayatı kurcalamak ve duyduğunu yaymak arasındaki bağlantıyı gösteriyor.
• Dinî kaynaklar, düşünce tarihi ve çağdaş araştırmalar aynı çerçevede buluşuyor. Kur'an ayetlerine; Gazâlî, İbn Hazm, İbn Haldûn, Marcus Aurelius ve Seneca gibi isimlerin görüşleri eşlik ediyor.
• Kendimizi haklı çıkarmak için kullandığımız bahaneleri sorguluyor. "Sadece merak ettim", "Doğruyu söylüyorum" ve "Ben duyduğumu aktarıyorum" gibi cümlelerin arkasındaki sorumluluğu ele alıyor.
• Kur'an ayetlerini psikoloji ve sosyal psikoloji araştırmalarıyla birlikte değerlendiriyor. Dedikodunun çekiciliğini, kıskançlığın nedenlerini ve insanların yanlış bilgilere neden inandığını tartışıyor.
• Mahremiyet meselesini telefon ekranlarına taşıyor. Dijital gözetleme, mesajlaşma grupları ve sosyal medyada kullanılan dili ahlaki sorumluluk açısından inceliyor.
• Hak aramakla iftira atmak, haksızlığa öfkelenmekle haset etmek arasındaki ayrımları açıklıyor. Bir davranışı değerlendirirken niyet kadar yöntemin de önemini vurguluyor.
• İftiraya uğrayan ve dedikoduyla incitilen kişilere de sesleniyor. Haksızlık karşısında nasıl davranılabileceğini, affetmeyi ve kötülüğe karşı verilecek cevabı tartışıyor.
• Çözüm için somut başlıklar sunuyor. Haberi doğrulamak, sır saklamak, güzel söz söylemek, özür ve tövbe, çocuklara dil ahlakını öğretmek kitabın çözüm bölümünde yer alıyor.
En asil intikam, kötülük edene benzememektir.
MARCUS AURELIUS
Bir insanın gerçek karakteri, yanında bulunmayanlar hakkında konuştuklarından belli olur. Zan, sizin haberiniz bile olmayan bir mahkemede hükme bağlanır. Sonra hakkınızda gizli bir soruşturma başlatılır. Gıybet siz yokken yapılır, iftira siz yokken atılır. İnsan bunları yaparken günahına masum bir ad da bulur. Zan sezgi, tecessüs gerçeği açığa çıkarmak, dedikodu da dertleşmek olur. Kur'an ise hepsini yasaklar ve önemsiz sayılanın Allah katında çok büyük bir günah olduğunu haber verir.
Elinizdeki kitap, zandan iftiraya uzanan bu zinciri ve onu gizlice harekete geçiren haseti Kur'an'ın rehberliğinde halka halka söküyor. Hem psikiyatri ve psikolojinin bulgularından hem de antik bilgelerle İslam âlimlerinin ortak mirasından yararlanıyor. "Ben haklıyım", "Benim niyetim iyi", "Kalbim temiz" diyerek sığındığımız bahaneleri birer birer elimizden alıyor ama bizi orada bırakmıyor, dil yarasının çaresini de söylüyor. Arkanızdan konuşulduysa ya da iftiraya uğradıysanız bu sayfalarda önce nasıl davranacağınızı öğrenecek, ardından Kur'an'ın size verdiği müjdeyi göreceksiniz. Bu kitap, her birimizin kendine bakabileceği bir ayna olsun diye yazıldı.
Emre Dorman, Acıbadem Üniversitesi Felsefe Bölümü'nde öğretim üyesidir. Marmara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi Temel İslâm Bilimleri Kelâm Bilim Dalı'nda yüksek lisans ve doktora çalışmasını tamamladı. Din Felsefesi alanında doçent, Felsefe alanında profesör oldu. Emre Dorman, Felsefeye Giriş, Din Felsefesi ve İslam Felsefesi dersleri vermekte, teoloji, felsefe ve din-bilim ilişkisi alanlarında çalışmalarını sürdürmektedir.
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 352,50 | 352,50 |
| 2 | 188,59 | 377,18 |
| 3 | 128,08 | 384,23 |
| 6 | 67,56 | 405,38 |
| 9 | 47,00 | 423,00 |
| 12 | 37,01 | 444,15 |