..... Zosimos, acele giyinip taş döşeli sokağa indi. Sandaletlerini bağlarken Fırat’ın kıyısında dans eder gibi yüzen beyaz kuğuyu fark etti. Yaklaşıp bakınca kuğu yavaş yavaş baldızı Kalida’ya dönüştü.
“Ne güzel kız!” diye geçirdi içinden. Tıpkı kuğuya benziyor. Ama onun güzelliği patronu “Quintius Kalpurnius Eutykhles” için hiçbir şey ifade etmiyordu. Oysa onun ne kadar da cilveli ve çekici bir kız olduğunu anlamak o kadar da zor olmasa gerekti.
Uzaktan esir pazarının kalabalığını fark etti. Şamataya bakılırsa çok uzaklardan yeni ve birbirinden çekici kadınlar gelmiş olmalıydı.
Sessizce kalabalığa karıştı. Birkaç tüccar, kızıl saçlı bir melez güzelini evire çevire inceliyor, bir taraftan da cazgırı uygun bir fiyata ikna etmeye çalışıyordu.
Satışı bekleyen esir kızlara bakındı uzaktan. Başı bandanalı esmer güzeli ile göz göze geldi. Bandanasının altından fışkıran kumral saçlarının arasından altın rengi halka küpeleri parlıyordu.
“Buraların kızlarına hiç benzemiyor!” diye iç geçirdi.
Yer Tanrısı Gaia’nın ete ve kemiğe bürünmüş haliydi adeta. Kalabalığın arasında gezindi. Esir kızı daha yakından görebileceği bir yer buldu kendine.
Genç kızın büyülü gözleri de onu izledi kalabalığın arasında. Bandanasına tutuşturulmuş kınalı şerit örgüler sağlı sollu dönüşüyordu.
Zosimos, esir satıcısının kulağına eğilip fısıldadı:
“Şu mavi bandanalı kıza kaç para istiyorsun Sotiris?”
Sotiris kendinden emin gülümsedi Zosimos’a.
“En aşağı üç altın eder.”
Zosimos, Sotiris’in avucuna iki altın lira sıkıştırdı.
“Sen üçe sattığını düşün!” diye gülümsedi.
“Adı ne bunun?”
“Bilmem. Baldızıma çok benzediği için ben ona Lidya diyorum.”
“Güzel isim!” dedi Zosimos. “Daha sıradan bir ismi hak etmeyecek kadar güzel.” ....
..... Zosimos, acele giyinip taş döşeli sokağa indi. Sandaletlerini bağlarken Fırat’ın kıyısında dans eder gibi yüzen beyaz kuğuyu fark etti. Yaklaşıp bakınca kuğu yavaş yavaş baldızı Kalida’ya dönüştü.
“Ne güzel kız!” diye geçirdi içinden. Tıpkı kuğuya benziyor. Ama onun güzelliği patronu “Quintius Kalpurnius Eutykhles” için hiçbir şey ifade etmiyordu. Oysa onun ne kadar da cilveli ve çekici bir kız olduğunu anlamak o kadar da zor olmasa gerekti.
Uzaktan esir pazarının kalabalığını fark etti. Şamataya bakılırsa çok uzaklardan yeni ve birbirinden çekici kadınlar gelmiş olmalıydı.
Sessizce kalabalığa karıştı. Birkaç tüccar, kızıl saçlı bir melez güzelini evire çevire inceliyor, bir taraftan da cazgırı uygun bir fiyata ikna etmeye çalışıyordu.
Satışı bekleyen esir kızlara bakındı uzaktan. Başı bandanalı esmer güzeli ile göz göze geldi. Bandanasının altından fışkıran kumral saçlarının arasından altın rengi halka küpeleri parlıyordu.
“Buraların kızlarına hiç benzemiyor!” diye iç geçirdi.
Yer Tanrısı Gaia’nın ete ve kemiğe bürünmüş haliydi adeta. Kalabalığın arasında gezindi. Esir kızı daha yakından görebileceği bir yer buldu kendine.
Genç kızın büyülü gözleri de onu izledi kalabalığın arasında. Bandanasına tutuşturulmuş kınalı şerit örgüler sağlı sollu dönüşüyordu.
Zosimos, esir satıcısının kulağına eğilip fısıldadı:
“Şu mavi bandanalı kıza kaç para istiyorsun Sotiris?”
Sotiris kendinden emin gülümsedi Zosimos’a.
“En aşağı üç altın eder.”
Zosimos, Sotiris’in avucuna iki altın lira sıkıştırdı.
“Sen üçe sattığını düşün!” diye gülümsedi.
“Adı ne bunun?”
“Bilmem. Baldızıma çok benzediği için ben ona Lidya diyorum.”
“Güzel isim!” dedi Zosimos. “Daha sıradan bir ismi hak etmeyecek kadar güzel.” ....
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 300,00 | 300,00 |
| 2 | 160,50 | 321,00 |
| 3 | 109,00 | 327,00 |
| 6 | 57,50 | 345,00 |
| 9 | 40,00 | 360,00 |
| 12 | 31,50 | 378,00 |