تو آن نوری که با موسی همیگفت
"خدایم من، خدایم من، خدایم"
Sen o nursun ki durmadan Musa'ya derdi:
"Ben Hüdâ'yım, Ben Hüdâ'yım, Hüdâ'yım"
***
بگفتم: "شمس تبریزی! کِیی؟" گفت:
"شمایم من، شمایم من، شمایم"
Dedim: "Şems-i Tebrizi! Kimsin?" Dedi:
"Ben aslında senim, ben senim, senim"
***
Şems: Mevlânâ Ay ben ise Güneş'im. Ay, Güneş'e erişmez; zira buna takati yoktur. Fakat Güneş isterse Ay'a erişebilir. Benim vücudum kimya, Mevlânâ'nın vücudu ise filiz misalidir. Ben o filizi kimya etmeye geldim.
Ey Mevlânâ! Aşk demişken; seni vaiz iken aşık, aşık iken arif edeceğimi daha önce söylemiştim. Vaizlerin çok azı aşık, aşıkların çok azı arif ama ariflerin hepsi hem vaiz hem de aşıktır. Vaiz aşkı anlatır. Aşık aşkı yaşar. Arif aşkı yaşatır. Biri kalıp, biri kalp, biri de ruhtur. Unutma ey Mevlânâ! Günah gider elemi, vaiz gider söylemi, arif gider ameli, alim gider ilmi, cahil gider cehli, zahit gider kibri, seven gider sevgisi, Şems gider derdi kalır. Allah dert vermesin!
Sen onlara usta bana çıraksın. Senin forsun bana sökmez. Benim karşımda edeple dur. Sözlerimden heybene düşeni yavaş yavaş alıyorsun. Henüz hamsın. Fakat bu hamlık evvelki hamlık değil. Bu hamlığını pişirecek bir ateş, seni de bu ateşe atacak bir Nemrut ve o ateşte yakmayacak İbrahimî iman gerekli. Ama seni şimdilik o ateşe atmayacağım. Zira şimdi atarsam kömürden beter kül olursun. Sen yavaş yavaş piş. Kıvama geldiğinde o ateşi kendinden bertaraf edersin.
تو آن نوری که با موسی همیگفت
"خدایم من، خدایم من، خدایم"
Sen o nursun ki durmadan Musa'ya derdi:
"Ben Hüdâ'yım, Ben Hüdâ'yım, Hüdâ'yım"
***
بگفتم: "شمس تبریزی! کِیی؟" گفت:
"شمایم من، شمایم من، شمایم"
Dedim: "Şems-i Tebrizi! Kimsin?" Dedi:
"Ben aslında senim, ben senim, senim"
***
Şems: Mevlânâ Ay ben ise Güneş'im. Ay, Güneş'e erişmez; zira buna takati yoktur. Fakat Güneş isterse Ay'a erişebilir. Benim vücudum kimya, Mevlânâ'nın vücudu ise filiz misalidir. Ben o filizi kimya etmeye geldim.
Ey Mevlânâ! Aşk demişken; seni vaiz iken aşık, aşık iken arif edeceğimi daha önce söylemiştim. Vaizlerin çok azı aşık, aşıkların çok azı arif ama ariflerin hepsi hem vaiz hem de aşıktır. Vaiz aşkı anlatır. Aşık aşkı yaşar. Arif aşkı yaşatır. Biri kalıp, biri kalp, biri de ruhtur. Unutma ey Mevlânâ! Günah gider elemi, vaiz gider söylemi, arif gider ameli, alim gider ilmi, cahil gider cehli, zahit gider kibri, seven gider sevgisi, Şems gider derdi kalır. Allah dert vermesin!
Sen onlara usta bana çıraksın. Senin forsun bana sökmez. Benim karşımda edeple dur. Sözlerimden heybene düşeni yavaş yavaş alıyorsun. Henüz hamsın. Fakat bu hamlık evvelki hamlık değil. Bu hamlığını pişirecek bir ateş, seni de bu ateşe atacak bir Nemrut ve o ateşte yakmayacak İbrahimî iman gerekli. Ama seni şimdilik o ateşe atmayacağım. Zira şimdi atarsam kömürden beter kül olursun. Sen yavaş yavaş piş. Kıvama geldiğinde o ateşi kendinden bertaraf edersin.
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 432,00 | 432,00 |
| 2 | 231,12 | 462,24 |
| 3 | 156,96 | 470,88 |
| 6 | 82,80 | 496,80 |
| 9 | 57,60 | 518,40 |
| 12 | 45,36 | 544,32 |