“Merhum Serap kardeşim elinizde tuttuğunuz bu çalışmayla dünya hayatında akademik Dr. ünvanını alamadı ama maveradaki yolculuğunda kendisine iyi bir azık hazırladı. Bu kitabın hâlâ dünya hayatını yaşayan bizim gibilere ve ülkemizdeki tasavvuf disiplini araştırmalarına önemli bir katkı sağlayacağını umuyorum.”
— Mahmud Erol Kılıç
Elinizdeki eserin esas konusu, genel olarak tasavvuf disiplini içinde ve özel olarak büyük arif Muhyiddin İbnü’l-Arabî’ye göre ahlakın ne olduğu sorusudur. Felsefe ve psikoloji alanlarında çoğunlukla etik ve sosyal davranış kalıpları çerçevesinde ele alınan ahlak, tasavvufta her şeyden önce metafizik bir mahiyet taşır. İbnü’l-Arabî, öncelikle köken problemine dikkat çekerek insanın ilahi surete göre yaratılmış olması ile ahlakın ilahi niteliği arasında bağ kurar. Bu anlayış, ahlaka doğrudan ontolojik bir boyut kazandırır. Bu sebeple sufiler, Allah’ın ahlakıyla ahlaklanmak ve O’nun boyasına boyanmak olarak hedefledikleri insani varoluş gayesini, zaten kendilerinde var olan ilahi fıtrata dönüş olarak yorumlarlar. Genç yaşta aramızdan ayrılan yazarın yarım kalan doktora çalışmasından neşet eden bu eser, ahlakı insanda kuvve hâlinde bulunan ilahi niteliklerin fiile çıkması olarak tanımlayarak Hakk’ın kulunun gören gözü, işiten kulağı hâline geldiği tahakkuk süreci perspektifini merkeze almaktadır.
“Merhum Serap kardeşim elinizde tuttuğunuz bu çalışmayla dünya hayatında akademik Dr. ünvanını alamadı ama maveradaki yolculuğunda kendisine iyi bir azık hazırladı. Bu kitabın hâlâ dünya hayatını yaşayan bizim gibilere ve ülkemizdeki tasavvuf disiplini araştırmalarına önemli bir katkı sağlayacağını umuyorum.”
— Mahmud Erol Kılıç
Elinizdeki eserin esas konusu, genel olarak tasavvuf disiplini içinde ve özel olarak büyük arif Muhyiddin İbnü’l-Arabî’ye göre ahlakın ne olduğu sorusudur. Felsefe ve psikoloji alanlarında çoğunlukla etik ve sosyal davranış kalıpları çerçevesinde ele alınan ahlak, tasavvufta her şeyden önce metafizik bir mahiyet taşır. İbnü’l-Arabî, öncelikle köken problemine dikkat çekerek insanın ilahi surete göre yaratılmış olması ile ahlakın ilahi niteliği arasında bağ kurar. Bu anlayış, ahlaka doğrudan ontolojik bir boyut kazandırır. Bu sebeple sufiler, Allah’ın ahlakıyla ahlaklanmak ve O’nun boyasına boyanmak olarak hedefledikleri insani varoluş gayesini, zaten kendilerinde var olan ilahi fıtrata dönüş olarak yorumlarlar. Genç yaşta aramızdan ayrılan yazarın yarım kalan doktora çalışmasından neşet eden bu eser, ahlakı insanda kuvve hâlinde bulunan ilahi niteliklerin fiile çıkması olarak tanımlayarak Hakk’ın kulunun gören gözü, işiten kulağı hâline geldiği tahakkuk süreci perspektifini merkeze almaktadır.
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 423,40 | 423,40 |
| 2 | 226,52 | 453,04 |
| 3 | 153,84 | 461,51 |
| 6 | 81,15 | 486,91 |
| 9 | 56,45 | 508,08 |
| 12 | 44,46 | 533,48 |