Avusturyalı eğitimci ve filozof Ivan Illich, 1971 yılında yayımlanan 'O k u l s u z T o p l u m' kitabında; adından da anlaşılabileceği gibi son derece radikal bir öneriyle, eğitim ve öğrenimin kurumlaşmış temsilcilerini, hiç meklemedikleri bir şaşkınlığa uğrattı. Illich, okulsuz bir toplum öneriyor ve bunu, verili eğitim ve öğrenim sistemlerinin, edilgin ve düzene itaat eden bireyler ürettiğini belirtiyor; dahası, öğrencilerin yeteneklerini iğdiş ederek onlarda var olan yaratıcılığı yok ettiğini öne sürüyordu… Dolayısıyla, eğitim ve öğrenim okulla sınırlı olmaktan çıkarılmalı ve yaygınlaştırılmalıydı. Illich'e göre, öğrenim, her yerdeydi…
Türkiye'de eğitim ve öğrenimin, öteden beri Illich'in eleştirdiği kertede ağır değilse de onun öne sürdüklerine ilişkin itirazlar ve endişeler söz konusu olmuştur; - olmaktadır da! Ama bu itirazlar ve endişeler, Illich'in çözüm önerisi kadar radikal olmamıştır. Öyleyse şunu sormak gerekir: Okulsuz bir düzen önerilemediğine göre, Illich'in eleştirilerini, ona rağmen okullu bir toplumda ortadan kaldırmak mümkün olabilir mi? Evet, okullu bir toplumda öğrencilerin edilgin ve itaatkâr olmayan yaratıcı bireyleri yetiştirmek! Mümkün mü?
Mehmet Demirkapı'nın 'Â h Ş u F i z i k' başlıklı bu kapsamlı çalışması, -kendi deyişiyle- 'otuz beş yıl eğitimci olarak çalış[an], on sekiz yıl öğrenci olarak eğitimin içinde; yaklaşık on yıldır yazarın şehirlerde, kasabalarda, fuarlarda, okullarda söyleşi ve konferanslarla, hayatın ve eğitimin hep içinde' olan bir yazarın deney, gözlem dolayısıyla bilgi, tecrübe ve donanımla [müktesebatla] ürettiği bir yapıt.
Demirkapı, o yıllarca önce seyrettiğimiz 'Ö l ü O z a n l a r D e r n e ğ i'ndeki öğretmen gibi, öğrencilerini, sistemin dayattığı ders kitaplarını bir kenara atmak gibi, Illich'den farklı ama o kadar radikal bir çözüm de öneriyor değil. Ne okulları kapatmak ne ders kitaplarını yırtıp çöpe atmak! Ama her ikisinde örtük bir eğitim felsefesi var: okulu hayata, hayatın içine taşımak! Kitabın 'G i r i ş' bölümünde Demirkapı, 'İşte bu ülkenin mutsuz insanlarını mutlu etme, bir nebze bu kitapla artacak!' Bu, onun da belirttiği gibi iddialı bir cümledir; ama hayatla eğitim ve öğrenim arasında kurulacak olan bağıntı, elbette mutluluktan geçecektir: Nureddin Topçu da, 'T ü r k i y e' d e M a a r i f D a v â s ı'nda aynı kanıdadır: 'İnsan hayatı yaşayarak tecrübelerle öğrenir. Okul, mutluluğu anlamlı kılan bir kurumdur.'
Demirkapı, kitabında bir metot öneriyor: Baklava dilimi metodu; o dilimde ilk üçgen, başarmanın sırrını; ikinci üçgen, mutluluğun sırrını temsil eder. Demirkapı'ya göre baklava dilimi metodu, 'hayatın sırrı'dır. Kitabın 1. Bölümü 'öğrenciler'edir. Burada eğitimin 'H e d e f'i, çalışmaya ve disipline bağlanır: Çalışma ve disiplin, Hedef'te bulunan Başarı'yı ve Mutluluğu mümkün kılar. Başarı ve Mutluluk, ayrıca A ş k'ın da hedefindedir: Buysa, fedakârlık ve sevgiyle sağlanacaktır.
Sadece teori mi? Elbette, hayır! Kitap şiirler, öyküler, konuşmalar, alıntılarla desteklenen ahlakçı bir eğitim felsefesinin bütün pratiklerini kuşatıyor. Sanki Illch, Topçu ve Demirkapı söyleşmişler gibi…
- Hilmi Yavuz
Avusturyalı eğitimci ve filozof Ivan Illich, 1971 yılında yayımlanan 'O k u l s u z T o p l u m' kitabında; adından da anlaşılabileceği gibi son derece radikal bir öneriyle, eğitim ve öğrenimin kurumlaşmış temsilcilerini, hiç meklemedikleri bir şaşkınlığa uğrattı. Illich, okulsuz bir toplum öneriyor ve bunu, verili eğitim ve öğrenim sistemlerinin, edilgin ve düzene itaat eden bireyler ürettiğini belirtiyor; dahası, öğrencilerin yeteneklerini iğdiş ederek onlarda var olan yaratıcılığı yok ettiğini öne sürüyordu… Dolayısıyla, eğitim ve öğrenim okulla sınırlı olmaktan çıkarılmalı ve yaygınlaştırılmalıydı. Illich'e göre, öğrenim, her yerdeydi…
Türkiye'de eğitim ve öğrenimin, öteden beri Illich'in eleştirdiği kertede ağır değilse de onun öne sürdüklerine ilişkin itirazlar ve endişeler söz konusu olmuştur; - olmaktadır da! Ama bu itirazlar ve endişeler, Illich'in çözüm önerisi kadar radikal olmamıştır. Öyleyse şunu sormak gerekir: Okulsuz bir düzen önerilemediğine göre, Illich'in eleştirilerini, ona rağmen okullu bir toplumda ortadan kaldırmak mümkün olabilir mi? Evet, okullu bir toplumda öğrencilerin edilgin ve itaatkâr olmayan yaratıcı bireyleri yetiştirmek! Mümkün mü?
Mehmet Demirkapı'nın 'Â h Ş u F i z i k' başlıklı bu kapsamlı çalışması, -kendi deyişiyle- 'otuz beş yıl eğitimci olarak çalış[an], on sekiz yıl öğrenci olarak eğitimin içinde; yaklaşık on yıldır yazarın şehirlerde, kasabalarda, fuarlarda, okullarda söyleşi ve konferanslarla, hayatın ve eğitimin hep içinde' olan bir yazarın deney, gözlem dolayısıyla bilgi, tecrübe ve donanımla [müktesebatla] ürettiği bir yapıt.
Demirkapı, o yıllarca önce seyrettiğimiz 'Ö l ü O z a n l a r D e r n e ğ i'ndeki öğretmen gibi, öğrencilerini, sistemin dayattığı ders kitaplarını bir kenara atmak gibi, Illich'den farklı ama o kadar radikal bir çözüm de öneriyor değil. Ne okulları kapatmak ne ders kitaplarını yırtıp çöpe atmak! Ama her ikisinde örtük bir eğitim felsefesi var: okulu hayata, hayatın içine taşımak! Kitabın 'G i r i ş' bölümünde Demirkapı, 'İşte bu ülkenin mutsuz insanlarını mutlu etme, bir nebze bu kitapla artacak!' Bu, onun da belirttiği gibi iddialı bir cümledir; ama hayatla eğitim ve öğrenim arasında kurulacak olan bağıntı, elbette mutluluktan geçecektir: Nureddin Topçu da, 'T ü r k i y e' d e M a a r i f D a v â s ı'nda aynı kanıdadır: 'İnsan hayatı yaşayarak tecrübelerle öğrenir. Okul, mutluluğu anlamlı kılan bir kurumdur.'
Demirkapı, kitabında bir metot öneriyor: Baklava dilimi metodu; o dilimde ilk üçgen, başarmanın sırrını; ikinci üçgen, mutluluğun sırrını temsil eder. Demirkapı'ya göre baklava dilimi metodu, 'hayatın sırrı'dır. Kitabın 1. Bölümü 'öğrenciler'edir. Burada eğitimin 'H e d e f'i, çalışmaya ve disipline bağlanır: Çalışma ve disiplin, Hedef'te bulunan Başarı'yı ve Mutluluğu mümkün kılar. Başarı ve Mutluluk, ayrıca A ş k'ın da hedefindedir: Buysa, fedakârlık ve sevgiyle sağlanacaktır.
Sadece teori mi? Elbette, hayır! Kitap şiirler, öyküler, konuşmalar, alıntılarla desteklenen ahlakçı bir eğitim felsefesinin bütün pratiklerini kuşatıyor. Sanki Illch, Topçu ve Demirkapı söyleşmişler gibi…
- Hilmi Yavuz
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 421,85 | 421,85 |
| 2 | 225,69 | 451,38 |
| 3 | 153,27 | 459,82 |
| 6 | 80,85 | 485,13 |
| 9 | 56,25 | 506,22 |
| 12 | 44,29 | 531,53 |