21. Yüzyıl Sosyolojisi

Stok Kodu:
9786258848090
Boyut:
16x24
Sayfa Sayısı:
670
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2026-07
Kapak Türü:
Ciltsiz
Kağıt Türü:
2. Hamur
%8 indirimli
950,00TL
874,00TL
Taksitli fiyat: 12 x 91,77TL
9786258848090
940451
21. Yüzyıl Sosyolojisi
21. Yüzyıl Sosyolojisi
874

Bir toplumu anlamak, o toplumun neyi sorun ettiğini anlamaktan geçer. 21. yüzyılın insanı için bu sorunlar artık ekranların ardında kurulan bir hayatla, ısınan ve tükenen bir gezegenin gerçekliği arasında sıkışmış durumda. Bu kitap, işte bu sıkışmışlığı görmezden gelmeden, sosyolojinin bugüne dair ne söyleyebileceğini yeniden düşünme çabasından doğdu.
Dijitalleşme, hayatımıza sadece yeni araçlar getirmedi; kim olduğumuzu, kime ait hissettiğimizi, birbirimizle nasıl bağ kurduğumuzu da değiştirdi. Aynı ekranlar üzerinden hem yeni topluluklara dahil oluyor hem de daha önce bilmediğimiz biçimlerde gözetleniyor, sınıflandırılıyor, bazen de dışlanıyoruz. Bu kitap, dijitalleşmenin bu çift yönlü karakterini -özgürleştirici ve kısıtlayıcı yanlarını bir arada- görmeye çalışıyor. Aynı zamanda, bu değişimin herkes için aynı hızda ve aynı biçimde yaşanmadığını, dijital dünyanın da kendi eşitsizliklerini ürettiğini hatırlatıyor.
Bu dönüşümün belki de en sessiz, en az konuşulan yüzü, yalnızlık. Hiç bu kadar bağlantılı olmadığımız bir çağda, kendimizi hiç bu kadar yalnız hissetmemiştik. Kitap, bu paradoksu yalnızca bir bireysel deneyim olarak değil, toplumsal bir olgu olarak ele alıyor; pandemi sonrasında iyice görünür hale gelen bu yalnızlığın, dijital dostlukların ve yapay zekâ ile kurulan yeni duygusal bağların, insanın bağlanma ihtiyacını nasıl farklı biçimlerde karşıladığını -ya da karşılayamadığını- soruyor.
Göç, diaspora, kimlik ve aidiyet, artık yalnızca fiziksel sınırların değil, dijital ağların da şekillendirdiği konular. İklim adaletsizliği ve gıda güvencesi meselesi, kitapta soyut bir arka plan değil, olguya dikkat çeken bir husus olarak ele alınırken, insan-doğa ilişkisini yeniden düşünme çağrısı da kitabın önemli bir ekseni olarak öne çıkıyor.
Yapay zekânın emeği, eğitimi ve toplumsal yaşamı nasıl dönüştürdüğü sorusu da kitabın geleceğe dönük yüzünü oluşturuyor. Dolayısıyla, tüm bu tartışmaları tek bir çatı altında tutabilmek için, sosyolojiyi psikoloji, antropoloji ve ekolojiyle konuşturan disiplinlerarası bir bakışa, risk ve kırılganlık üzerine kurulu yeni kavramsal çerçevelere de yer veriyor.

Bir toplumu anlamak, o toplumun neyi sorun ettiğini anlamaktan geçer. 21. yüzyılın insanı için bu sorunlar artık ekranların ardında kurulan bir hayatla, ısınan ve tükenen bir gezegenin gerçekliği arasında sıkışmış durumda. Bu kitap, işte bu sıkışmışlığı görmezden gelmeden, sosyolojinin bugüne dair ne söyleyebileceğini yeniden düşünme çabasından doğdu.
Dijitalleşme, hayatımıza sadece yeni araçlar getirmedi; kim olduğumuzu, kime ait hissettiğimizi, birbirimizle nasıl bağ kurduğumuzu da değiştirdi. Aynı ekranlar üzerinden hem yeni topluluklara dahil oluyor hem de daha önce bilmediğimiz biçimlerde gözetleniyor, sınıflandırılıyor, bazen de dışlanıyoruz. Bu kitap, dijitalleşmenin bu çift yönlü karakterini -özgürleştirici ve kısıtlayıcı yanlarını bir arada- görmeye çalışıyor. Aynı zamanda, bu değişimin herkes için aynı hızda ve aynı biçimde yaşanmadığını, dijital dünyanın da kendi eşitsizliklerini ürettiğini hatırlatıyor.
Bu dönüşümün belki de en sessiz, en az konuşulan yüzü, yalnızlık. Hiç bu kadar bağlantılı olmadığımız bir çağda, kendimizi hiç bu kadar yalnız hissetmemiştik. Kitap, bu paradoksu yalnızca bir bireysel deneyim olarak değil, toplumsal bir olgu olarak ele alıyor; pandemi sonrasında iyice görünür hale gelen bu yalnızlığın, dijital dostlukların ve yapay zekâ ile kurulan yeni duygusal bağların, insanın bağlanma ihtiyacını nasıl farklı biçimlerde karşıladığını -ya da karşılayamadığını- soruyor.
Göç, diaspora, kimlik ve aidiyet, artık yalnızca fiziksel sınırların değil, dijital ağların da şekillendirdiği konular. İklim adaletsizliği ve gıda güvencesi meselesi, kitapta soyut bir arka plan değil, olguya dikkat çeken bir husus olarak ele alınırken, insan-doğa ilişkisini yeniden düşünme çağrısı da kitabın önemli bir ekseni olarak öne çıkıyor.
Yapay zekânın emeği, eğitimi ve toplumsal yaşamı nasıl dönüştürdüğü sorusu da kitabın geleceğe dönük yüzünü oluşturuyor. Dolayısıyla, tüm bu tartışmaları tek bir çatı altında tutabilmek için, sosyolojiyi psikoloji, antropoloji ve ekolojiyle konuşturan disiplinlerarası bir bakışa, risk ve kırılganlık üzerine kurulu yeni kavramsal çerçevelere de yer veriyor.

Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Tüm Kartlar
Taksit Sayısı Taksit tutarı Genel Toplam
Tek Çekim 874,00    874,00   
2 467,59    935,18   
3 317,55    952,66   
6 167,52    1.005,10   
9 116,53    1.048,80   
12 91,77    1.101,24   
Kapat